CNN bir röportaj servis etti. Durumun ne denli ciddi olduğunu ortaya koyan, kadın ve çocukların hangi tehlikeyle karşı karşıya olduğunu kanıtlayan bir kesitti. Videoda Afgan bir erkek ailesini doyurabilmek için 9 yaşındaki kızını 55 yaşındaki komşusuna sattı. Kendisine yöneltilen bir soruya, "geleceğimiz yok" diyen baba, ekmek bulmakta zorlandıklarını belirtiyor. Taliban iktidara geldiğinden beri hiç para almadığını ve sekiz çocuğunu doyuramadığını söyleyen bu baba, daha da kötü duruma düşmekten korkuyor.

Afganistan'da Taliban'ın iktidara gelmesinden bu yana bunun gibi pek çok hikâyeye tanıklık ettik. Son yaşanan bu olay, CNN'in yerelde görev alan muhabirlerinin haberine dayanıyor.  Badgis eyaletinde evlerini terk etmiş ya da kaçmak zorunda kalmış insanlar için kurulan bir kampta, Afgan baba Abdul Malik, ailesini doyurabilmek için 9 yaşındaki kızını satmak zorunda kaldı. Aile 4 yıldan beri kampında yaşıyor ve günlük 2.60 € tutarındaki insani yardım sayesinde hayatta kalıyor. Ne yazık ki, Taliban iktidara geldiğinden beri Abdul Malik ve ailesi tek bir kuruş dahi almamış. Bu nedenle baba, kızını yaklaşık 200.000 Afgani’ye (1.900 €) 55 yaşındaki bir erkeğe satmak zorunda kalmış. Baba, alıcıya, "İşte karın, ona iyi bak" derken, ismi Parwana olan küçük kız itiraz ediyor ve pazarlık yapılan odadan ayrılmayı reddediyor.

Baba Abdul zaten Parwana'nın 12 yaşındaki ablasını satmaya zorlanmıştı. Ve yakın gelecekte tarihin tekerrür etmesinden, tüm çocuklarını satmak zorunda kalacak olmaktan korkuyor. CNN'e “Sekiz kişilik bir aileyiz ve ailenin geri kalanını hayatta tutmak için bazılarını satmak zorundayım” diyen bu baba “gördüğünüz gibi geleceğimiz yok, yok edildi. Maddi durumum düzelmezse, muhtemelen iki yaşında olan bir kızımı daha satmak zorunda kalacağım" diyor.

Afganistan'da her zaman var olan bu uygulama, son aylarda Taliban'ın iktidarı ele geçirilmesiyle yeniden popüler hale gelmiş. Ülkede 15 yaşın altındaki çocuklar için evlilik yasak olmasına rağmen, çoğu genç kız evlendirilmek üzere satılıyor.

İnsani kriz

Son yayınlanan bir BM raporuna göre, yaklaşık 22,8 milyon Afgan bu kış gıda konusunda ciddi sorunlar yaşayacak ve zaten istikrarsız olan bu ülke dünyanın en kötü insani krizlerinden birinin pençesine düşecek. Dünya Gıda Programına göre, Nisan 2021'e kıyasla %37 daha fazla Afgan akut gıda sorunu yaşadı. Bahsi geçen raporda yer alan bir gerçek, durumun ne kadar büyük olduğunu anlatmaya yetiyor. Yıl sonuna kadar beş yaşın altındaki en az 3,2 milyon çocuk akut yetersiz beslenecek ve hijyen sorunu yaşayacak.

Afgan kadınların kaderi

On yıllardır süren savaştan en çok etkilenen gruplardan biri, şimdi en sert ve yeni bir gerçeklikle karşı karşıya kalan Afgan kadınlarıdır. Taliban rejimi altında kendilerini bekleyen şeyin yaşam biçimlerinin değiştirilmesi ve eğitim haklarının ellerinden alınmasının olması yanında, temel insani haklarının tamamen ihlal edilmesinden korkuyorlar.

Geçen yıl şubat ayında mevcut kriz patlak vermeden çok önce, Kabil'de tüm kadınların katıldığı bir basın toplantısı düzenlendi. Davetliler arasında Afgan Kadın Ağı İcra Direktörü Milletvekili Fawzia Koofi, Mary Akrami ve Afgan Kadın Eğitim Merkezi'nden Palwasha Hassan yer aldı. Basın toplantısında kadınlar sivillerin öldürülmesine, suikastlara, kadınların cinsel köleliğe sürüklenmesine ve Taliban savaşçılarıyla zorla evlendirilme uygulamalarına son verilmesinin yanı sıra "derhal, kalıcı ve koşulsuz ateşkes" talep ettiler. Kadınlar ayrıca barış görüşmelerinde cinsiyet eşitliğini de talep ederek, aksi takdirde kızların ve kadınların özgürlüğü alanında çok önemli değişiklikler olabileceğini, özellikle de Taliban'ın ülkeyi yönetmesi durumunda herhangi bir kontrol olmadan kadınlara zulmün normalleşebileceğini hatırlatmışlardı. O basın toplantısında konuşan Palwasha Hassan şunları söylemişti: “Taliban geçmişten hiçbir ders çıkartmadı ve eskisinden daha acımasız. Bir ülkeyi yönetmek, kapsayıcı bir Afganistan'ın ne olduğu veya kadınların ulus inşasına katılımının önemi hakkında hiçbir bilgileri yok. Zaten Taliban tarafından kontrol edilen bazı bölgelerde, kızlar ergenliğe ulaştıktan sonra Afgan anayasasını ihlal ederek okullardan alınırlar. Taliban'ın, kadınların mahrem olmadan yani kardeş, baba veya koca gibi kan bağı olan bir erkek akraba olmadan çalışmamaları, eğitim almamaları veya evlerinden çıkmamaları gerektiğine dair kararnameler yayınladığına dair raporlar var."

Afganistan’da uzun çatışma yıllarında en çok Afgan kadınları ve çocukları acı çekti. Afganistan'daki Birleşmiş Milletler Yardım Misyonu tarafından hazırlanan bir rapora göre, tüm sivil kayıpların yüzde 46'sını oluşturan kadın ve çocuklar gelecekte son derece savunmasız kalacaklar. Taliban iktidarı almış olsa da Afgan Güvenlik Bakanlığı geçen yıl Afganistan'da en az 20 uluslararası militan grubun faaliyet gösterdiğini ve bunların çoğunun toprak kazanımları elde etmek için savaştıklarını ayrıca silah bırakmayı tercih etmeyeceklerini açıklamıştı. Bu da Afganistan’da Taliban’a karşı verilecek bir savaş boyunca, yine kadın ve çocukların yaşamsal riskleri olacağını gösteriyor.

Geçen yıl kadın gazetecilere, insan hakları aktivistlerine ve Yüksek Mahkeme için çalışan kadınlara yönelik bir dizi suikast gerçekleşti. Milletvekili ve müzakereci Fawzia Koofi 2020'de kolundan vuruldu, ancak suikasttan kurtuldu. Doha'daki barış görüşmelerine geri döndü ve bu zor aşamada Afgan kadınlarının hakları için nasıl bir cesaretle savaştığını göstermişti.

Ortadoğu'nun bir parçası olmasa da İran ile sınır paylaşan Afganistan'ın şu anda kadın ve çocukların yanında LGBTQ+ bireyleri de tehdit eden önemli krizden geçtiğini belirtmek gerekir. Ortadoğu’da bu bireylere yönelik gerçekleştirilen katliamlar zaten biliniyor. ABD işgali sırasında hukukun üstünlüğü bu topluluğu hiçbir zaman gerçekten korumamış olsa da yeni Taliban hükümeti altında şiddet ve adaletsizlik riski önemli ölçüde arttı. ABD'nin 2001'de Afganistan'ı işgalinden önce Taliban, queer bireyleri alenen asmasıyla ün salmıştı. Şimdi tekrar iktidara geldiklerine göre, benzer yöntemlere yönelebilirler. Los Angeles Times'taki bir makaleye göre, Taliban son haftalarda LGBTQ+ topluluğu da dahil olmak üzere nüfusun birçok kesimine karşı baskı ve tehditlerini arttırdı. Buna ek olarak, bir Taliban sözcüsü kısa bir süre önce Alman medyasına şeriat yasalarına göre eşcinselliğin yasadışı olduğunu ve eşcinsellikle suçlanan kişilerin taşlanacağını veya bir toprak altına gömüleceğini söyledi. Sadece bu açıklamaya bile bakınca, Afganistan’da önümüzdeki aylarda yoğun saldırılara maruz kalacakları düşünülen queer bireyler kendi aralarında iletişim kurmak için yaygın olarak telefon kullanıyor. Son gelen haberlere göre Taliban yetkilileri pek çok bireyin telefonuna el koydu. Hala resmi olarak durumun ne halde olduğunu tespit edemesek bile, kadın çocuk ve LGBTQ+ bireyler için Afganistan’ın geçmişe oranla daha fazla şiddet, açlık ve yoksulluğun arttığını söyleyebiliriz. Yani, ABD’de ve Müttefikleri Afganistan’da kadın, çocuk ve LGBTQ+ bireyleri unutarak çekildi. Zulüm, şiddet ve öfke, bölgedeki tek hakim güce dönüştü.

Nurullah YILDIZ

Kaynak:

https://fr.metrotime.be/monde/un-afghan-vend-sa-fille-de-9-ans-un-homme-de-55-ans-pour-nourrir-sa-famille-nous-navons-aucun-futur

https://www.youtube.com/watch?v=e3C8grEN2Fk

https://www.blick.ch/fr/news/monde/je-dois-vendre-ma-fille-desesperes-des-afghans-marient-leurs-filles-contre-de-largent-id16956239.html