Türkiye A Milli Futbol Takımı deplasmanda Karadağ'ı 2-1 yenerek Dünya Kupası yolunda Play-Off'a kaldı. Türkiye'de futbol sadece skora göre konuşulduğu için yine skora göre bir sürü övgü ile konuşuluyor.

Şimdi Türkiye Play-Off'ta İtalya, Portekiz ve eş değerlerinde büyük takımlarla oynayacak. Türkiye bu takımları yenip Dünya Kupası'na katılabilir mi? Tabi, bu hayatta her şey mümkündür. Türkiye'nin de yüzde 0,0000001 ihtimali de olsa Dünya Kupası'na katılma ihtimali var.

Diyelim ki katıldı. O zamanda Avrupa Şampiyonası'nda olduğu gibi sonuncu olup geri dönecek.

Çok uzağa gitmeyelim. Türkiye Play-Off'larda elenirse bile Kuntz'un gitme ihtimali yüzde 90'ın üzerinde. Çünkü Türkiye'de kimse sisteme, alt yapıya, geleceğe, jenerasyona bakmıyor.

Bakın burada çok iddialı bir cümle kullanacağım. Alın bu cümlemi kulaklarınıza küpe yapın. Türkiye bu sistemle en az 10 yıl daha hiçbir uluslararası organizasyona gidemez. Yani bir daha Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası'na gidemez.

Neden gidemez?

Türkiye'de bir sistem yok. Türkiye'de her şey günübirlik değerlendiriliyor. Eğer Lucescu'ya sabır gösterilebilseydi Türkiye bir sistem takımı olurdu. Lucescu, takımı gençleştirdi, kimsenin bilmediği tanımadığı yeni çocuklardan yeni bir jenerasyon oluşturdu. Ama Milli Takım içindeki 'abiler' istemedi diye gönderildi. Sonra Türkiye'nin en berbat hocalarından biri olan Şenol Güneş getirildi.

Şenol Güneş de Lucescu'nun oluşturmaya çalıştığı sistemi yerle yeksan edip, takımı 'abilere'e teslim edip gitti. Kim bu abiler? Ben Burak ve Caner diyeyim gerisini siz getirin.

TFF'nin de uzun vadeli bir düşüncesi olmadığı için, cahil cühela spor kamuoyunun tepkisine göre hareket ediyor. Türkiye'de yerli yabancı kuralı getiren TFF, Milli Takım’ın başına ise Alman Kuntz'u getirdi. Ben Kuntz'a karşı değilim. Ben TFF'nin bu zihniyetine karşıyım. Yerli yabancı gibi soğuk savaş döneminin politikaları ile futbolu düzeltebileceğine inanan bu TFF'nin zihniyetine karşıyım.

Kuntz başarılı olur mu?

En az 5 yıl kalırsa ve bu TFF giderse başarılı olur. Çünkü Kuntz'un bir sistem oluşturmaya çalıştığını görüyorum. Ama bu sistem oluşturma hemen 3-5 ayda olmaz; 3-5 yılda olur. TFF önüne 5 yıl boyunca herhangi bir organizasyona katılmama durumunu koyacak. Bu durumu da kamuoyuna açıklayacak. Tabi öyle bir TFF yönetimi olmadığı için bunlar da afaki söylemler. Onlar ancak ihalelerle uğraşırlar.

Milli Takım'da 'abilik' müessesesi süresiz olarak bitirilmeli. Burak Yılmaz gibi kişilikler Milli Takım'ın çevresinden uzaklaştırılmalı. Gençlere önyargısız yaklaşılmalı. Hakan Çalhanoğlu gibi değerli futbolculara takımın liderliği verilmeli. Çünkü bu futbolcular bencil değildir, geliştirir.

Alt yapıya çok önem verilmeli. Milli Takım alt yaş gruplarını iyi yetiştirecek hocalar getirilmeli. Tolunay Kafkas gibi Şenol Güneş fabrikasından çıkmış zihniyetler derhal uzaklaştırılmalı. Tolunay Kafkas'ın herhangi bir takıma katabileceği bir şey olamaz.

Şimdi işte Ümit Milli Takım’ın düştüğü halleri de hepiniz görüyorsunuz. Türkiye'de geleceği olan okuyan, araştıran, zihni açık gençleri Danimarka'ya göndereceksiniz. Danimarka nasıl bir sistem uyguluyor diye en az 3 yıl orada staj yapmalı. İtalya, Hollanda, Fransa, Avusturya, Hırvatistan, Çekya gibi ülkeler nasıl alt yapıdan oyuncular yetiştiriyorsa, bu örnek alınmalı. Bunun eğitimi verilmeli.

Sadece eğitim futbolculara değil. Spor basınına da eğitim verilmeli. Çünkü şu anda futboldan, spordan anlamayan bir spor basını var. Çoğunun kirli ilişkileri ve kirli zihniyetleri var. Bu ilişkileri ile takımların içlerine bile müdahale edebiliyorlar.

Spor basını için bir eğitim sistemi getirilmeli. Üniversitede bu gençler yetişmeli. Bir şeyi düzeltmek istiyorsanız sadece futbolcularla bu iş olmaz. Genel ahlak ve disiplin çok önemlidir. Ahlaklı olmayan, disiplinli olmayan, kültürlü olmayan bir futbolcu veya hoca ile uzun vadede hiçbir başarıyı yakalayamazsınız.

Bu sorunlar aslında çok daha uzun yazılarla detaylandırılabilir. Ama okumayan bir toplum olduğumuzu biliyorum.