İran dini lideri Hamaney'in, ABD ve İsrail'in ortak saldırısının lk saatlerinde hedeflenerek öldürülmesi hiç şüphesiz ki hem bölgenin hem de İran'ın iç dinamiklerinde ciddi siyasal sonuçlara yol açacaktır. 12 Gün Savaşında, İsrail’in ilk sadırısında İran Genel Kurmay Başkanı dahil olmak üzere İran Ordusunun Kuvvet Komutanlarının nerdeyse tamamını tasfiye etti. Orduyu adeta felç etmişti. Bu ikinci saldırıda ise dini lider Hamaneyi tasfiye etti ve adeta İran devletini felç etti.
İran’ın devletinin iç yapısında İsrail’in gücü
İran'a bir saldırının yapılacağı konusunda hemen herkesin bildiği yada tahmin ettiği bir durumdu. Mesele sadece zamanlamaydı. Yani saldırının bir iki hafta gecikmesi pek bir anlam ifade etmiyordu. Haziran 2025'te ve tarihe ‘12 gün savaşları’ olarak geçen İsrail'in İran'a yaptığı saldırının öncelikle hedeflerinden biri İran ordusunun üst yönetici kadrolarını tasfiye etmekti. Başta İran Devrim Muhafızları Ordusu(DMO) üst düzey komutanları olmak üzere 20'nin üzerinde kişiyi fiziki olarak ortadan kaldırdı. Bu yeni saldırının öncelikli hedeflerden birinin Hamaney dahil olmak üzere, DMO’nun ve Hükümetin ve Devletin üst düzey yöneticilerinin olacağı çok açıktı. Bu durum bilinmesine rağmen hiçbir önlemin alınmamış olması aslında Molle rejiminin kurduğu devletin örgütsel yapısının niteliksel olarak ne kadar zayıf ve korumasız olduğunu gösteriyor. 12 Gün Savaşlarında görülen şuydu : İsrail’in İran istihbaratı dahil olmak üzere devletinn bütün kurumlarında çok ciddi olarak ögütlendiği ortaya çıktı. Bu süreçten sonra da İran’ın kapsamlı bir düzenleme yaptığı ve adeta devletin stratejik kurumlarını yeniden organize ettiği açıklandı. Ancak Hamaney’in başta olmak üzere çok sayıda devlet üst düzey yöreticisinin ilk saldırıda öldürülmeleri, çok net bir bilgiye dayanan istihbarat sonucu gerekleşti. İstihbaratçı veya istihbaratçılar, Hamaney’in ölmüş haldeki anlık fotoğrafını çekecek kadar Hamaney’in burnunun dibinde olan insanlar olduğu anlaşılıyor. DMO’nun üst düzey bazı generallerinin ve yüksek yetkiye sahip en yakın danışmalarının verdiği istihbarat sonucu saldırının yapıldığı konuşuluyor. Hatta toplantıya katılması gereken iki DMO üst düzey generalin, basit gerekçelerle toplantıya katılmadıkları belirtiliyor.
İran molla rejiminin geçmişten ders çıkartarak kendilerini yenilemedikleri kurumsal yapılarını yeniden organize etmedikleri yada edemediklerini bir kez daha görmüş olduk. İsrail, İran devletinin derinliklerine öyle derinden sızmış ki, yapılacak hiçbir düzenlemenin bir anlamı bulunmuyor. İki olasılıkta mümkün görünüyor.
İran’ın askeri ve politik olarak mutlak yenilgisi
Hiç şüphesiz ki burada mesele 86 yaşında olan belki eceliyle birkaç sene yaşayacak olan bir insan olarak Hamaney'in fiziki tasfiyesi değildir. Hamaney çok büyük yetkilere sahip adeta İran'ın geleceğini tek başına belirleyebilecek askeri, politik ve hukuksal yetkilere sahip birinden bahsediyoruz. Doğal olarak İran devlet sisteminin en tepesindeki birinin öldürülmesi; İran'ın başsız yani lidersiz kalması demektir. Bu açıdan her şekilde bir yenilgidir. Devletin kaderini elinde toplayan ve o olmaksızın karar alacak bir mekanizmanın olmadığı bir yerde, devleti yönetmenin mümkün olmadığı gibi derin bir kaosun oluşmasını sağlayacaktır. Örneğin dini liderin savaşı başlatma, bitirme nükleer ve balistik füzeleri kullanma, hangi hedeflerin vurulması, askeri komutanların ve iktidar yetkilerinin atanmasına kadar hemen hemen stratejik meselelerde karar verme yetkisine sahip olan tek kişinin, savaş gibi olağanüstü bir ortamada tasfiye edilmesi, İran’ı büyük bir kaosa sürükledi. Mevcut İran Anayasasında Dini Liderin yani ülke liderinin nasıl seçileceğinin usülleri var. Bu usullerin savaş içerisinde işletilmesi son derece zor görünüyor.
Şunu net olarak söylemek gerekir ; Dini Lider Hamaney’in fiziki olarak tasfiye edilmesi İsrail için büyük bir askeri başarı olduğu kadar aynı zamanda ciddi bir politik başarıdır. Hamaney'in öldürülmesiyle İran'da bir dönemin kapanışı ve bir yeni dönemin başlangıcıdır.
İran’da neler olabilir ?
İran’da Geçici Kollektif Liderlik ve DMO’nun olası tutumu
Birincisi, Anayasa gereği bir çok karar doğrudan Lider tarafından alınmaktadır. İran'ın acilen yeni bir lider seçmesi gerekiyor. Savaş koşullarında bunun son derece zor ve sağlıksız olacağı açıktır. Bu durumda ülkeye dair kararları kim veya kimler alacaktır? Anayasaya göre yetki üç kişiden oluşan "Geçici Liderlik"e devredilir: « Mevcut Cumhurbaşkanı, Yargı Başkanı ve Anayasa Koruma Konseyi'nden bir hukukçu, yeni Yüksek Lider seçilene kadar belirli görevleri üstlenirler. » Yani geçici bir kollektif liderlik. Bu durum normal olağan koşullarda geçerlidir. Bugünkü olağanüstü koşullarda üç kişilik bu yetkili organ ne kadar görevde kalacak. DMO, bu süreci kabul eder mi ? Henüz bir netlik yok.
İkinicisi, İran gibi rejimde liderin son derece etkili olduğu bir sistemde. ülkenin liderinin başka bir ülkenin askeri kuvvetleri tarafından tasfiye edilmesi, İran için ülke liderini koruyamayaan DMO için askeri bir yenilgidir. Bu reel duruma rağmen DMO’nun ülkenin yönetim kademesini devr alacağına dair iddialar bulunuyor. Böyle bir durum fiilen darbe anlamına gelir. Bu durumun İran’ı çok net olarak böleceği ve devletin içten parçalanmasına yol acabileceği belirtiliyor.
Üçüncüsü, Lidere son derece bağlı olan DMO Komutanları bütünüyle kontrolden çıkarak Ortadoğu'da kontrolsüz saldırılara girişmeleri olasılığından bahsediliyor. Dini liderin öldürülmesinin yarattığı hem duygusa/piskolojik baskı hem de DMO’nun iktidar gücünü tamamen kaybetmesi olasılığı nedeniyle bölge ülkelerine kontrolsüz bir saldırı girişimi olabilir.
İsrail Devlet Uçağı’nın Berlin’e geldiği iddiası
Dördüncüsü, İran dini Lideri Hamaney öldürüldümesi nedeniyle DMO’nun kontrolden çıkabileceği elindeki bütün araçlarla özellikle İsraile’e yönelik saldırılarda bulanabileceği olasılığı dikkate alınarak ‘İsrial Devlet Uçağı'nın güvenlik gerekçesiyle dün akşam saatlerde İsrail’den ayrılarak Berlin'e indiği belirtildi. Gelenler arasında sadece Netanyahu mu var? Yoksa cumhurbaşkanı dahil güvenlik güvenlik kabinesini mi var? Kimlerin geldiği henüz net değil Ama savaş’ın bir süreliğine Berlin'de yönetileceğine dair bir algı oluştu, Ayrıca İsrail’in devletin üst düzey güvenlik uçağını taşıyan uçak neden Londra ve Paris’e değil de Berlin’e indi ? Düşünmekten yarar var ?
Beşincisi, 50 yıldır İran’ın iç dinamiklerinde ne kadar acımasız olduğu bilinen DMO’nun ciddi bir savaşta ne kadar zayıf olduğu görülmesi bir bakıma dağılmasının ilk adımları olarak görülebilinir. DMO ilk aşamada gücünü pekiştirmek için yeni hamleler yapabilir ama bunun uzun süreli olmayacağı artık görülüyor. Ayrıca savaşta dahi pek söz edilmeyen İran Geleneksel Ordusu, bundan sonra daha aktif bir rol oynayabilir mi? DMO’nun dağıtılmasından sonra bugüne kadar adeta ‘üvey evlat’ muamelesi gören İran Geleneksel Ordusu, devletin aktif ordusu olarak yeniden ön plana çıkması yüksek bir olasılıktır. ABD ve İsrail’in geleneksel ordu ile çalışabileceği belirtiliyory
Dini Liderlik Kurumu sadece sembol olarak kalabilir mi ?
Altıncısı, İran’da dini liderin hem anayasal yetkileri bakımından hem de manevi olarak mutlak bir otoriste var. Dini lidere dayanan sistem olduğu gibi devam eder mi ? Yoksa dini liderliğin daha sembolik hale getirilmesi ve Cumhurbaşkanı yetkilerinin arttırıldığı bir yapılandırılmaya gidilir mi ? Ortam askeri ve politik olarak sakinleşir duygu yerine akıl ve reel gerçeklik devreye girirse bu durum netleştirilecektir. İran’da sistem eskisinden farklı olarak yeniden organize edilecek. Bu yeniden organizasyonun düzeyini hem İran’ın iç dinamikleri hem de uluslararası ilişkilerin yansıması belirleyecektir.
Halkın yeniden sokağa çıkması durumu
Yedincisi, İran geri dönülmez bir yola girdi. Bundar sonra İran’ın askeri olarak ciddi bir sonuç alması çok zor görünüyor. Politik olarak sistemin devam etmesi de zor. Bu gerçekliğe rağmen önümüzdeki günlerde halkın sokaklara çıkarak rejime karşı protesolara başlaması mümkün mü ? Dini liderin öldürüldüğü duygusal bir ortamda bunun her zor olacaktır. Ayrıca pek mantıklı olmayabilir. Unutlamamlı ki, molla rejiminin halen bir ciddi bir kitlesel tabanı ve silahlı gücü duruyor. Bu nedenle İran devletinin bu savaşta askeri ve politik olarak alacağı yenilginin boyutu sokak eylemlerine yansıması daha fazla olacaktır. Burada sadece zamanlama sözkonsudur.
İran’da Etnik Gruplar dönemi başlar mı ?
Sekizincisi, İran'da onlarca etnik grup var. Bunların ayaklanması durumunda nasıl bir İran ortaya çıkar? İran’da ayaklanmaya uygun iki politik güç var : Belicüler ve Kürtler. Bu iki grup ham toplumsal dinamik hem de askeri olarak hazırdırlar. Anak bunların harekete geçmesi yine uluslararası ilişkilerin vereceği mesaj ve İran molla rejiminin gücünün nereye kadar kırılacağıdır. Ancak gelişmeler nasıl olursa olsun, Eyaletlere dayanan Üniter devlet yapısı yerine Eyaletlere dayanan Fedaral bir İran’a doğru gidelecektir.
Dokuzuncusu,İran’ın bugünkü kaotik ortamından ABD, İsrail ve hatta Suudi Arabistan nasıl bir politika izlecektir. Saldıran güçlerin İran’a bir kara harekatı planlaması yok. Bu nedenle rejim değişikliği daha çok iç dinamiklerden bekleniyor. ABD, İsrail ve Suudi Arabistan bu süreçte İran’ın iç politik dinamiklerini örgütlemeye gitseler de, rejim içerisinde değişime açık olan liberallerle işbirliği yaparak sürecin ilk adımını atabilirler. Çünkü şu aşamada Tahran’da muhalefete liderlik yapacak etkili bir parti, grup ve kişi bulunmuyor. Kürtlerin, Azerilerin, Belicülerin bu politik denklem içerisinde oynayacakları rol, Tahran’da kurulabelecek yeni sistemin yönünü belirleyebilir.
Onuncusu, İran'ın nükleer programı devam ettirmesi zor görünüyor. ABD ve İsrail’e yapılan ikinci saldırıda İran’ın stratejik nükleer faaliyetlerinin yürütüldüğü İshafhan’ın hedeflendiği ve bölgede nükleer sızıntının olduğu iddia ediliyor. Nükleer sızıntı iddiası doğruysa, bunun sadece İran için değil bölge için yeni bir felakete yol açacağı açıktır. Eğer sızıntı varsa, nasıl bir önlem alınabilir. Böylesi bir olumsuz durum bütün bölgeyi kapsayacak sonuçlar doğurur.
Onbirincisi, İran molla rejimi bütünüyle yıkılmazsa da gücünü önemli ölçüde kaybedecektir. Bunun bölgedeki yansımaları kadar uluslararası ilişkiler bakımından da ciddi sonuçlar doğuracağı açıktır. İran molla rejimiyle yakıns ilişki içinde olan Rusya ve Çin bu durumda nasıl etkilenecektir. Bunu bir başka yazının konusu olarak ele alacağız.
Sonuç : İran devlet olarak dağılmaz ama rejim değişikliği kaçınılmazdır. 2500 yıllık devlet geleneği olan İran, yeni bir sistemle ve yeni bir rejimle yoluna devam eder. Bu değişim 1979 öncesi monarji yönetimi gibi de olamaz. 21.yüzyılın gerçeğine uygun bir yönetim sistemiyle ilerler. Bu da : Eyaletlerin özerkliğine dayanan, küresel dünya ile uyumlu, bölgesel ilişkilerde kriz çıkartmayan yeni bir İran devlet modelinin doğuşu olabilir.