Uluslararası Af Örgütü, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öncesinde Türkiye yetkililerine yönelik bir çağrıda bulunarak Taksim Meydanı'nın barışçıl protestolara yeniden açılması için kampanya başlattığını duyurdu.
Uluslararası Af Örgütü tarafından yapılan açıklamada, barışçıl toplanmanın temel bir hak olduğu hatırlatılarak devletin yükümlülüğünün bu hakkı engellemek değil, güvence altına almak olduğu ifade edildi. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri gereği barışçıl toplanma hakkını korumakla yükümlü olduğu belirtilen açıklamada; bu sorumluluğun gereksiz müdahalelerden kaçınmayı, katılımcıların güvenliğini sağlamayı ve protestoların barışçıl şekilde gerçekleşmesini kolaylaştırmayı içerdiği kaydedildi.
YETKİLİLERİN PROTESTO HAKKINI KISITLADIĞI VURGULANDI
Hazırlanan kampanya metninde, Türkiye'de protestoların "önceden belirlenen alanlar" gerekçesiyle kent merkezlerinden uzaklaştırıldığına dikkat çekildi. Bu durumun protesto hakkının özüne aykırı biçimde görünürlüğü sınırladığı ifade edilerek Taksim Meydanı'nın bu yaklaşımın en sembolik örneklerinden biri olduğu belirtildi. Açıklamada, 1 Mayıs kutlamaları, 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü ve Onur Yürüyüşleri gibi yıllarca barışçıl şekilde gerçekleşen birçok toplanmanın yasaklandığı; Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın Galatasaray Meydanı’ndaki eylemlerinin ise 10 kişinin katılımıyla sınırlandırıldığı aktarıldı.
Yasak kararlarının çoğu zaman son anda alındığı, ulaşımın durdurulmasıyla birlikte yalnızca protestocuların değil, bölgedeki tüm yurttaşların hareket özgürlüğünün kısıtlanmakta olduğu bildirildi. Barışçıl gösterilere yönelik müdahalelerde biber gazı, tazyikli su ve plastik mermiler gibi araçların kullanıldığı; katılımcıların gözaltına alınarak yargı süreçleriyle karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.
Açıklamada, Taksim Meydanı'nın protestolara kapatılması sürecinin 2013 yılında başladığı ve Gezi Parkı protestoları sonrasında derinleştiği kaydedildi. Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Aralık 2023 tarihinde, 2014 ve 2015 yıllarındaki 1 Mayıs kutlamaları sırasında Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) barışçıl toplanma özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine hükmettiği hatırlatıldı. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2013 yılında, 2008 yılındaki kısıtlamalarla ilgili olarak devletin hak ihlali yaptığına karar verdiği bilgisi paylaşıldı.
Türkiye yetkililerinin on yılı aşkın süredir barışçıl toplanma hakkını kısıtladığı ifade edilen açıklamada, protesto hakkının diğer tüm hakların korunması için hayati bir araç olduğu vurgulandı. Yetkililerin AYM ve AİHM’in bağlayıcı kararlarına saygı göstermesi gerektiği belirtilerek, kolluk görevlilerinin barışçıl toplanmaların yapılabilmesini sağlama görevini yerine getirmeleri ve katılımcıların haklarını korumak üzere gerekli adımları atmaları çağrısında bulunuldu.





