Adıyaman'ın Merkez ilçesi Alitaşı Mahallesi'nde bulunan Kanarya Apartmanı'nın 6 Şubat depremlerinde yıkılması ve 36 kişinin hayatını kaybetmesiyle ilgili davada yeni bir gelişme yaşandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, yerel mahkemenin iki sanık hakkında verdiği hapis cezalarına ilişkin bozma istemli tebliğnamesini hazırladı. Başsavcılık, binanın yapısal durumunun ve "deprem yorgunluğu" faktörünün multidisipliner bir şekilde incelenmediğini, metodolojik açıdan zayıf bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu ifade etti.
6 Şubat depremlerinde Kanarya Apartmanı'nın A ve B bloklarının yıkılması sonucu 36 kişi yaşamını yitirmiş, Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada fenni mesul ve proje müellifi Halil Bağcı'ya "bilinçli taksir" suçundan 15 yıl, kooperatif üyesi Şemsettin Gürsoy'a ise "basit taksir" suçundan 11 yıl 3 ay hapis cezası verilmişti. Kararın temyiz edilmesiyle dosya Yargıtay'a taşındı.
DEPREM YORGUNLUĞU VE ZAYIF ZEMİN TESPİTİ DİKKATE ALINMADI
Başsavcılığın tebliğnamesinde, 2020 yılındaki Elazığ Sivrice depreminin bölgedeki etkilerine ve Adıyaman Valiliği tarafından hazırlanan 2021 tarihli İl Afet Risk Azaltma Planı'ndaki (İRAP) "zayıf zemin" tespitlerine dikkat çekildi. Rusya'daki 8,8 büyüklüğündeki Kamçatka depremiyle kıyaslama yapılan metinde, doğru yapılaşmanın önemi vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
"Üstelik dev depremlerle yaşamayı bilen bir ada olan Kamçatka'nın 300 bin kişilik nüfusu, hafif ve alçak inşa edilmiş yapılarda yaşamını sürdürüyordu. Can ve mal kaybının en azda indirgenmesinin bir sebebi de buydu."
Tebliğnamede ayrıca deprem yorgunluğunun bilimsel bir analizine ihtiyaç duyulduğu belirtilerek ayrıca şunlar kaydedildi:
"Özellikle 1995 öncesi yönetmeliklere göre yapılmış ve hiç güçlendirilmemiş yapılar, bu tür yorgunluk belirtilerine karşı daha savunmasızdır. Bölgenin depremselliği 27 yıllık süreçte bölgede yüzlerce sarsıntı meydana gelmiştir... Binanın deprem yorgunu olması, su ve ısı yalıtımının bulunmayışı, geçen sürede Kanarya Apartmanı'nı yorgun bina haline getirme ihtimalinin çok yüksek olduğunu gösterdiği olgusunun bilimsel, uzman analizine tabi tutulmamış olması ciddi bir kovuşturma eksikliğidir."
BİNAYA PROJE DIŞI MÜDAHALELER ARAŞTIRILMALIYDI
Savcılık, binanın 1993 yılındaki inşasından yıkıldığı ana kadar geçen süreçte maruz kaldığı fiziksel değişimlerin araştırılması gerektiğini vurguladı. Tebliğnamede; kaçak kat, doğal gaz tesisatı çalışmaları, çatıdaki güneş enerjisi panellerinin statik projeye etkisi gibi unsurların tanık beyanları ve hava fotoğraflarıyla incelenmesi gerektiği ifade edildi. Bilirkişi raporunun sadece inşaat mühendisliği perspektifiyle hazırlanmasını "hukuksal ve bilimsel anakronizm" olarak nitelendiren başsavcılık, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Kolon-kiriş birleşim detaylarında bir yetersizlik bulunup bulunmadığı, kısa kolon etkisi yaratan mimari uygulamaların yapılıp yapılmadığı, beton kesiti ile donatı oranlarının dönemin yönetmeliklerine uygun olup olmadığı, depreme karşı zayıf kalan hangi yapısal detayın göçmeye doğrudan etki ettiği; projeyi onaylayan belediye görevlilerinin sorumluluk alanlarının ne olduğu; 1995 yılı itibarıyla bölgede kullanılan betonun niteliğinin elle karılan mı yoksa hazır beton mu olduğu; donatıların TS standartlarına uygunluğu ve üretim menşei; kalıp sistemleri ile vibrasyon işlemlerinin yeterliliği; çatıya güneş paneli, depo veya su sistemi gibi statik projede öngörülmeyen ek yüklerin getirilip getirilmediği; ayrıca yapının inşa edildiği dönemde bölgedeki egemen yapı kültürünün ne olduğu, doğru yer seçimi, nitelikli malzeme temini, deneyimli iş gücü ve ehil mühendislik hizmetine erişim imkanlarının bulunup bulunmadığı, inşa sürecine tahsis edilen bütçe ve idari regülasyon kapasitesinin 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen büyük ölçekli depremde yapının ayakta kalmasına yetecek düzeyde olup olmadığı gibi hayati soruların tümüne kapsamlı ve disiplinlerarası bir yaklaşımla yanıt verilmesi gerekirken; hukuksal ve bilimsel anakronizme düşen, metodolojik tutarlılıktan yoksun, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilmesi; oysa bu sorulara bilimsel açıklık getirecek ayrıntılı bir teknik analiz matrisi hazırlanması, kovuşturmanın bu kapsamda genişletilmesi, eksik delillerin tamamlanması ve bilimsel yöntemlere uygun yeni bir bilirkişi raporu alınması zorunlu iken tüm bu işlemler yapılmadan, eksik kovuşturma ürünü ve denetime elverişsiz raporlar esas alınarak sanıkların cezalandırılmasına karar verilmesi, hukuka aykırı görüldüğünden, sanıklar savunmanlarının temyiz istemlerinin bu bağlamda kabulüyle, temyiz edilen hükmün bozulması talep ve tebliğ olunur."
Dosya hakkındaki nihai kararı Yargıtay 12. Ceza Dairesi verecek.