Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Süleyman Bülbül, Adalet Bakanlığı’nın 2025 yılına ilişkin paylaştığı Adalet İstatistikleri üzerinden ifade özgürlüğü ve yargı süreçlerine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Bülbül, "Cumhurbaşkanına hakaret" suçuna ilişkin düzenlemelerin bir sindirme ve susturma aracı olarak kullanıldığını ifade etti.
"İKTİDARIN DÜŞÜNCEYE YAKLAŞIMI"
Bülbül, Bakanlığın yeni verilerine göre, kamuoyunda "sansür yasası" olarak bilinen Türk Ceza Kanunu (TCK) 217/A maddesini de kapsayan kamu barışına karşı suçlarla ilgili toplam 81 bin 892 kişi hakkında soruşturma yürütüldüğünü açıkladı. Bu soruşturmalardan 30 bin 821'inin yalnızca bu yıl içinde başlatıldığını belirten Bülbül, Cumhurbaşkanına hakaret suçuna ilişkin devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar kapsamında ise toplam 58 bin 927 kişi hakkında soruşturma bulunduğunu kaydetti. Bülbül, "Sadece bu yıl 21 bin 303 kişi hakkında yeni soruşturma başlatıldı. İktidarın hoşuna gitmeyen her düşünce açıklaması suç olarak etiketleniyor" dedi.
Açıklamasında Anayasa’nın ifade, basın ve düşünce hürriyetine ilişkin 25, 26 ve 28. maddelerinin yok sayıldığını savunan Bülbül, önceki Cumhurbaşkanları dönemindeki dava sayılarına dair karşılaştırmalı veriler paylaştı. Bülbül'ün aktardığı bilgilere göre; Süleyman Demirel döneminde 158, Ahmet Necdet Sezer döneminde 163, Turgut Özal döneminde 207 ve Abdullah Gül döneminde 848 dava açıldı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) "Vedat Şorli" kararına da atıfta bulunan Süleyman Bülbül, mahkemenin TCK 299’un "partili Cumhurbaşkanı" unvanıyla birlikte AİHM içtihatlarıyla uyumlu hale getirilmesi yönündeki tavsiyesini hatırlattı. Bülbül, gelinen noktada TCK 299 ve TCK 217/A maddelerinin muhalif kesimleri sindirme, hapis ve yargı tehdidiyle susturma fonksiyonu gördüğünü, Adalet İstatistikleri’nin de bu durumu tescillediğini vurguladı.