AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Çelik, MYK gündemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
"Şimdi dünyanın gözü barış görüşmelerinin üzerindeydi. İslamabad'da maalesef ilk turda bu barış görüşmeleri sonuçlanamadı. Bizim buradaki tutumumuz barış görüşmelerinin devam etmesi gerektiğidir. Bunun sağlanması için ateşkes ortamının muhakkak surette korunması ve devam ettirilmesi gerekir. Bu kadar ağır bir konuda ilk turda bir sonuç alınmasını beklemek zaten doğru bir şey değil. Hürmüz Boğazı meselesi, nükleer program meselesi, birilerinin iddia ettiği nükleer silah meselesi, aynı zamanda orada savaşın sonunda, bu saldırganlığın sonunda ortaya çıkmış insani kayıplar ve tazminatlar meselesi gibi bir sürü boyutu olan bir konu bu. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in haksız, hukuksuz, hakkaniyetsiz ve gayrimeşru saldırısından sonra hem bölgesel güvenlik hem küresel güvenlik açısından çok vahim sonuçlar ortaya çıktı.
"İsrail'in barışı sabote etme faaliyetleri devam ediyor"
Tabii tüm bunlar olurken İsrail'in barışı sabote etme faaliyetleri aynen devam ediyor gördüğümüz gibi. Lübnan'da insansızlaştırmaya çalışıyor, Litani Nehri'ne kadar olan bölgeyi... Lübnan'ı işgal etmeye çalışıyor. Gazze'yi insansızlaştırmaya çalışıyor. Batı Şeria'yı da Gazzeleştirmeye çalışıyor. Tüm bu tablodan bakıldığı zaman barışın korunması daha kıymetli bir durum hâline gelmiştir. O yüzden barış görüşmelerinin çok kapsamlı şekilde devam etmesinde fayda vardır. Bu görüşmelerin ikinci turu, üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor. Tabii barış iradesi olduğu için Netanyahu, Cumhurbaşkanımıza saldırıyor. Soykırım şebekesinin bakanları Sayın Cumhurbaşkanımıza saldırıyor. Burada hakkaniyetin, hukukun etrafında durarak bu barışın hayata geçmesi için elden gelen her şey Türkiye tarafından ortaya koyuluyor.
"İslamabad'daki görüşmelerin devam etmesini destekliyoruz"
Türkiye'nin muhalefet partileri dâhil bir bütün olarak Netanyahu ve soykırım şebekesine karşı Türkiye Cumhurbaşkanının ve Türkiye Cumhuriyeti'nin haklarının korunması hususunda gösterdiği birlik, bütünlük takdire şayandır. Bundan bütün siyonist, emperyalist emelleri olanların, Türkiye'ye karşı husumeti olanların doğru mesajı alması gerekir. Cumhurbaşkanımız BM kürsüsünde defalarca sordu, İsrail'in sınırları nedir diye. İsrail'in buna verdiği bir cevap yok. Sınırlarını deklare etmeyen tek devlet İsrail. Türkiye'nin iradesi barıştan yanadır. Hem bölgesel barışın korunması hem küresel barışın korunması açısından Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu dirayetli siyaset herkes için pusuladır. Türkiye bunu sonuna kadar koruyacaktır ve İslamabad'daki bundan sonra ikinci tur olur, üçüncü tur olur, bu görüşmelerin yapılması gerektiğini, bu şekilde yola devam edilmesi gerektiğini açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz.
"Lafarge davası sonuçlandı, Lafarge mahkum edildi"
Fransa'daki Lafarge firmasının terör örgütlerini Suriye'de finanse ettiğine dair bir dava süreci devam ediyordu. Hem DEAŞ'ın hem Fransız devlet yetkililerinin gözetiminde bunun yapıldığına dair. Savcının iddianamesinde DEAŞ'a, PKK'ya destek verdiği, tüneller kazdığı, karargâhlar oluşturduğu söyleniyordu Lafarge'ın ve bugün dava sonuçlandı. Lafarge mahkûm edildi. Bu Batılı bazı organizasyonların 'güya teröre karşıyız' diye çok konuşan siyasetçilerin gölgesinde nasıl teröre destek verdiğini göstermesi bakımından ibretliktir. Bunu kayda geçirmiş olalım."
"Türkiye'den Uganda'ya yönelen bütün duygular kardeşlik duygularıdır"
Çelik, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Uganda Genelkurmay Başkanının Türkiye'ye yönelik açıklamaları ve Macaristan seçimlerinin sorulması üzerine Çelik, şu değerlendirmede bulundu:
"Uganda'daki Genelkurmay Başkanının söylediklerinin manası anlaşılmıyor. Çünkü Türkiye'nin Uganda'yla bir sorunu yok. Uganda'nın Türkiye ile bir sorunu yok. Fakat o kişinin başka ülkelerle ilgili böyle bağlamı, zemini olmayan açıklamalar yaptığını biliyoruz. Daha sonra açıklamalarını düzeltmeye çalıştı. Türkiye'ye, Türkiye'den Uganda'ya yönelen ses dostluk sesidir. Türkiye'den Uganda'ya yönelen bütün duygular kardeşlik duygularıdır. O açıklama yanlış bir açıklamadır. Onun düzeltilmesi gerekir. Hiçbir mana ifade etmeyen, hiçbir zemini olmayan bir söz. Ama o şahıs bunu başkalarıyla ilgili de söyledi. Umarız ki bundan sonrasında daha dikkatli, daha sağduyulu konuşmalar yaparlar.
"Türkiye-Macaristan arasındaki gelenekselleşmiş iyi ilişkileri sürdürmeye devam edeceğiz"
Macar halkının iradesine saygı duyuyoruz. Sayın Orban'la uzun zamandır Cumhurbaşkanımızın ortak çalışmaları oldu. Orban Türkiye'yi seven, Türkiye'ye müzahir, Türkiye ile yakın ilişkiler kurmak isteyen birisi. Yeni dönemde yeni seçilenleri Macar halkına duyduğumuz saygı gereği tebrik ediyoruz ve onlarla Türkiye-Macaristan arasındaki gelenekselleşmiş, kurumsallaşmış iyi ilişkileri sürdürmeye devam edeceğiz. Bugün birkaç tanesi Macaristan'daki seçimleri örnek göstererek Cumhurbaşkanımızla Orban arasındaki yakınlığa atıf yaparak Türkiye'de de seçim sonuçlarının böyle olacağını söylemiş. Tabii bu kadar zeminsiz, bu kadar basiretsiz, alakasız iki ülkeyi mukayese eden, iki ülke arasında paralellikler kuran bir zihnin CHP'de olması, CHP rakibimiz olmasına rağmen bunu üzüntü verici buluyoruz. Bu şekilde düşünenlere de tavsiyemiz şudur: Türkiye'de sürekli yanlış yapıyorlar, gaf yapıyorlar. Madem bu kadar Macaristan'daki seçimler onlar için referanstır, hani Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılıp Macaristan'da siyaset yapmaları kendi içleri için daha sağlıklı bir ortam oluşturabilir."
"AK Parti içerisinde sorumluluk almış kişilerin sistematik olarak hedef alınmasında bir algoritma var"
Çelik, gazetecilerin "DEM Parti eş genel başkanlarının ve sözcülerinin terörsüz Türkiye'ye ilişkin AK Parti'ye eleştirileri oldu" demesi üzerine şunları kaydetti:
"DEM Parti içerisinde gerçekten sorumlulukla, sağduyulu konuşan milletvekilleri var. Fakat birkaç kişi sistematik olarak şöyle bir tutum sergiliyorlar. Cumhurbaşkanımızı, Devlet Bahçeli'yi hedef aldılar. Daha sonra genel başkan yardımcılarımızı, bakanlarımızı hedef alıyorlar ve sürekli olarak bunu kendilerinin çözüm istediği, AK Parti'nin buna karşı çıktığı şeklinde konumlandırma yapıyorlar. Tabii kullandıkları cümleler siyasi açıdan niteliksiz cümleler. Yani siyasi karşılığı olmayan cümleler. Daha çok birilerine mesaj vermeye çalışan bir faaliyet raporu gibi gözüküyor.
Burada esas mesele şudur. Yani birileri bu süreçlere karşı olabilir. Onları görüyoruz biz. Fakat bu süreçle ilgili AK Parti içerisinde sorumluluk almış ve gayret eden kişilerin sistematik olarak hedef alınmasında bir algoritma var. Biz bu algoritmayı çok iyi tanırız. Bu algoritma şöyle çalışıyor: Sürekli olarak çözümden bahseder. Çözüme destek vermekten bahseder ama sürekli olarak maksimalist taleplerde bulunarak ya da kendilerinin dediklerinin dışındaki bir şeyi sürekli olarak yargılamaya, sorgulamaya çalışarak esasında algoritmanın mantığı gereği çözümsüzlüğe hizmet eder. Yani 'çözüme karşıyım' diyemez ama algoritmayı böyle çalıştırır. Siyasi eleştiri başka bir şey, faaliyet raporu başka bir şey. Şimdi Cumhurbaşkanımıza da zaman zaman niteliksiz sözler söyleyenler oldu. Sayın Devlet Bahçeli'ye dönük olarak da oldu. Bunlara gereken cevabı verdik. Ama şimdi sürekli birilerinin, 'Ben örgüt adına konuşmuyorum ama' diyerek cümle kurup sürekli örgütün söylediği cümleleri dillendirmesi orada problem olduğunu gösterir. Bu problem bizim problemimiz değil.
"Odak, PKK'nın legal görünümlü yapılarıyla tamamen ortadan kalkmasıdır"
Bahsettiğiniz niteliksiz cümleleri kuranlar sürekli olarak odağı ve merceği değiştirmeye çalışıyorlar. Odak PKK terör örgütünün feshedilmesi ve silahlarını tamamen bırakarak legal görünümlü yapılarıyla Avrupa'daki ve illegal yapılarıyla tamamen ortadan kalkmasıdır. Ve bununla ilgili olarak da Meclis Komisyonunda da ifade edilen bir teyit mekanizması vardır.
"Teyit mekanizması yük görülmemeli"
Şimdi bu bahsettiğiniz cümleleri kuranlardan hiçbir tanesi bugüne kadar 'PKK silah bırakmalıdır' cümlesini kurmamıştır. Yani sürekli iktidara ödev veriyorlar, devlete ödev vermeye kalkıyorlar. Meclis raporunun sonunda şu var özet olarak: Silah bırakmaya bağlı olarak yasal düzenlemelerin yapılması var. Güvenlik güçlerinden oluşacak bir teyit mekanizması onu teyit edecek. Diyecek ki 'bu örgüt silah bıraktı mı bırakmadı mı?' Örgütün silah bıraktığını teyit edecek devlet mekanizmasını reddettiğinizde bu sürecin işlemesinin imkânı olmaz. Teyit mekanizmasını yük görmek, bunu bir yük olarak ifade etmek ya da bunu süreci tıkayacak bir mekanizma olarak kodlamak ya da bunu bir şekilde bir ön şart dayatması gibi kodlamaya çalışmak şu demektir: Bunun altyazısında yani bu silah bırakma sürecine örgütün karşı olduğunu ifade etmektir. Bunu birtakım daha incelikli kavramlarla ve incelikli yollarla ifade etmenin bir şeyi yok."
Çelik, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın AK Parti'ye katılıp katılmayacağına ilişkin bir soru üzerine, "Olgunlaştığı zaman onları grupta duymanızı daha çok tercih ediyoruz. Ama somut olarak size şu isim katılacak, bu isim katılmayacak diye bir şey söylemiyorum şu anda" dedi.





