CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de yaşanan tablonun artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir kriz haline geldiğini belirtti. Kış, “Emekli pazara 500 lirayla çıkıyor, bir kilo biberin 200–250 liraya dayandığı bir ülkede fileyi dolduramadan geri dönüyor. Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu.
Yılın ilk üç ayında enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 10,04 olduğunu hatırlatan Kış, yıl başında işçi ve BAĞ-KUR emekli aylıklarına yapılan yüzde 12,19’luk artışın büyük ölçüde eridiğini vurguladı. Kış, “Daha yılın ilk çeyreğinde verilen zammın yüzde 82’si yok oldu. Bugün emekli devletten alacaklı hale gelmiştir. Bu, rakamların ötesinde doğrudan hayatın içindeki kayıptır” ifadelerini kullandı.
EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI VE ZAMLAR
Kış, en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarıldığını ancak bunun gerçekte bir iyileşme yaratmadığını belirterek, “Bu maaşın yaklaşık 2 bin lirası daha ilk üç ayda eridi. Emeklinin geliri artmıyor, kaybı büyüyor” dedi. Temel tüketim kalemlerindeki artışın emekli üzerindeki baskıyı ağırlaştırdığını ifade eden Kış, “Elektrik ve doğal gaza yüzde 25 zam yapıldı. Doğal gazda ise kademeli tarife nedeniyle artış bazı tüketiciler için yüzde 132’ye kadar çıkabiliyor. Bu zamlar, emeklinin zaten sınırlı olan gelirini daha da eritiyor” değerlendirmesinde bulundu.
İktidarın bu yıl için yüzde 16 enflasyon hedefi koyduğunu hatırlatan Kış, mevcut verilerin bu hedefin inandırıcılığını ortadan kaldırdığını belirtti. Kış, “Daha ilk üç ayda yüzde 10 enflasyon gerçekleşti. Yani hedefin yüzde 63’ü şimdiden aşılmış durumda. Kalan aylarda enflasyonun çok düşük seyretmesi gerekiyor. Ancak vatandaşın yaşadığı hayat bu tabloyu doğrulamıyor” ifadelerini kullandı.
Gelir dağılımındaki adaletsizliğe de dikkati çeken Kış, Türkiye’de en zengin yüzde 20’nin toplam gelirin yaklaşık yarısını, en yoksul yüzde 20’nin ise yalnızca yüzde 6’sını alabildiğine işaret etti.
Kış açıklamasında ayrıca şunları kaydetti:
“Bu tablo açıkça gösteriyor ki Türkiye’de sorun sadece enflasyon değil, aynı zamanda bir bölüşüm krizidir. Zengin daha zengin olurken, emekli her geçen gün daha da yoksullaşıyor.
Hafta sonu Türkiye’nin 81 ilinde emekliler meydanlardaydı. Bu sadece bir eylem değil, geçinemeyen milyonların ortak sesidir. Emekli artık susmuyor, hakkını talep ediyor.
En düşük emekli aylığı en az asgari ücret olsun dedik, kabul etmediler. Bayram ikramiyelerini 5 bin liraya çıkaralım dedik, onu da reddettiler. Emeklinin lehine olan her düzenleme bilinçli şekilde geri çevrildi.
AKP iktidarı emekliyi seçim zamanı hatırlıyor, geçim zamanı unutuyor. Saraydan bakınca her şey güllük gülistanlık olabilir ama pazarda, mutfakta, faturada gerçek çok ağır. Bugün emekli sadece enflasyonla değil; kira artışlarıyla, gıda fiyatlarıyla ve borç yüküyle mücadele ediyor. Bu bir ekonomik tablo değil, vicdani bir meseledir. Bu ülkede emekli sadaka istemiyor. Hakkını istiyor. Onuruyla yaşayabileceği bir gelir istiyor.”





