Oy ve Ötesi Yönetim Kurulu Başkanı Ertim Orkun, Sivil Toplum Saati programında dokuz8HABER Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici'nin konuğu oldu. Oy ve Ötesi'nin kuruluşunu ve misyonunu, önceki seçimlerdeki deneyimlerini, seçimlerde sivil inisiyatiflerin önemini ve 2023 seçimleri için yaptıkları hazırlıkları anlattı.

SÖYLEŞİ: GÖKHAN BİÇİCİ

dokuz8 ekranlarında yeni yılın ilk günlerinde tekrar birlikteyiz. Malum 2023’e girdik. Türkiye'nin belki de son yüzyılının -ki aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin 100 yılından bahsediyoruz. Bu yüzyılın en önemli yıllarından birisi olacağı şimdiden belli. Türkiye'nin kader seçimi olarak da kabul edilen 2023 seçimlerini artık birkaç ay kaldı. Bu senenin ilk 6 ayında Türkiye'nin kaderi bir anlamda oylanacak.

Tabii seçimler denilince özellikle Türkiye'de ne yazık ki seçim güvenliği meselesi son 2-3 seçimin en önemli konu başlığı haline gelmiş durumda. Bizim de bir süreden beri başlattığımız bir seri var. Ve bu yılın ilk günlerinde seçim güvenliği dendiğinde elbette Türkiye'de akla gelen başlıca platformlardan, kurumlardan inisiyatiflerden birisi olan Oy ve Ötesi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı sayın Ertim Orkun benimle birlikte.


Evet 2023’e artık girdik. Birkaç yıldan beri aslında 2023’ü bekliyorduk. Hem Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yıl esprisiyle ama hem de özellikle bu yıl yapılacak olan seçimlerin önemi nedeniyle. Artık o son dönemece girdik sayılabilir. Şimdi Oy ve Ötesi’ne elbette türkiye'de seçim güvenliği dendiğinde akla gelen başlıca oluşumlardan.

Yine de Oy ve Ötesi’ni bize tanıtır mısın?

Teşekkür ediyorum. Oy ve ötesi 2014 yılında kuruldu ve 2014 yılında tam bu gezi süreci sonrasında 8 arkadaş bir araya gelerek acaba biz ne yapabiliriz, nasıl bir katkıda bulunabiliriz? Sivil toplumu nasıl sürecin içerisine dahil edebiliriz? Seçimlerde nasıl katkı sağlayabiliriz? Oy ve Ötesi Derneği’ni kurmaya karar veriyorlar.

İlk önce İstanbul belediye seçimleriyle sadece İstanbul'da. 30.000 gönüllüye ulaşıyorlar. Daha sonrasında tüm Türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimleri ile devam ediyorlar. 2014 yılında dernekleşiyoruz o günden bugüne de bütün seçimlerde sahada var olduk.

Oy ve ötesi ne yapıyor? Sivil gönüllüler topluyor. Bu topladığı gönüllüleri Türkiye'nin her yerindeki sandıklarda sandık müşahiti olarak atıyor, onları eğitiyor, onları seçim süreci ile ilgili gerekli şekilde bilgilendiriyor, yetiştiriyor ve sandıkta gün içerisinde süreci gözlemliyor. Daha sonrasında günün sonunda seçim sandık tutanaklarını toplayarak, çıkan tutanaklardaki sonuçlar ile YSK'nın açıkladığı sonuçları birbiriyle kıyaslayarak halkın sandıkta kullandığı oyun gerçekten YSK’nın açıkladığı sonuçlarla birebir olup olmadığını kontrol ederek farklılıkları önce siyasi partilere, ondan sonra düzeltmeler sonrasında da çıkan durumu halka rapor olarak paylaşarak görevini yapmış oluyor.
 

Kendi hikayeniz açısından yani 2019’u nasıl değerlendiriyorsunuz? Neler yaşandı? Şöyle bir geçmişe baktığınızda 3-5 maddede özetlerseniz en fazla öne çıkan deneyimler tecrübeler neler oldu?

Oy ve Ötesi’nin genel seçimlerde ulaştığı genel gönüllü sayısı, yerel seçimlere göre her zaman daha yüksek olmuştur. Yerel seçimlerdeki motivasyonla genel seçimlerdeki motivasyon her zaman birebir olmuyor. Çünkü yerelde bölgesel olarak farklı farklı aktörler, farklı farklı adaylar ve farklı konjonktür oluyor. Her bölgenin kendi iç dinamiği oluşuyor. Fakat genel seçimde tabii tüm Türkiye olarak tek bir hedefe kilitleniyoruz.
Genel seçimlerde 2018’de 45 binin üzerinde gönüllümüz vardı. 45.000 gönüllüyle sandıklardaydık. 200.000 civarı sandık olduğunu düşünürsek oldukça iyi bir rakam.
Her okuldaydık diyemeyiz. Çünkü Türkiye'nin kırsal kesiminde zor bölgeler var partilerin bile zor ulaştığı, hiçbir partinin olmadığı sandıklar var. Burada sadece devlet görevlileri görev yapıyor. Bu gibi bölgelerde sonuç alamadığımız, data toplayamadığımız yerler var ama %70’in üzerinde bir datayı sandıklardan topladık diyebilirim.

Nasıl işliyor bu süreç?

Kullandığımız bir uygulamamız var. Bu uygulama elde edilen datayı sistemimize aktarıyor. Biz gönüllülerimizin bu uygulamayla tutanağın fotoğrafını çekmesini bekliyoruz. Çektikleri fotoğraflar bizim sistemimize akıyor. Daha sonra bu sistemimizdeki datayı farklı kullanıcılara göndererek onu dijitalize etmesini bekliyoruz. O dijital dataları da alıp -bunu seçim gecesinde yapıyoruz, hızlı bir şekilde yapıyoruz- YSK’nın anlık açıkladığı hatalarla kıyaslayarak datanın güvenilirliğini doğruluğunu kontrol ediyoruz. Çıkan farklılıkları bir gece içerisinde tüm siyasi partilere bildiriyoruz.

Yani %70’e yakın ulaşabildik diyorsunuz. Dolayısıyla ulaştığımız yerlerde çelişkiler söz konusu olduğunda bunları hemen raporluyoruz ve muhatap siyasi partilere ulaştırıyoruz diyorsunuz.

Evet düzeltme için başvurma yetkisi siyasi partilerde var. Zaten burada itirazlar üzerine değiştirme yapıyor İlçe Seçim Kurulları. Seçimde sonuçlar açıklandıktan sonra bir itiraz süresi var. Bu süre içerisinde siyasi partiler ellerindeki sandık tutanakları ile yapılması gerektiğini düşündükleri değişiklikleri itirazlarını hazırlıyorlar. İlçe Seçim Kurulları’na başvuruyorlar. İlçe Seçim Kurulları bu itirazları alıp değerlendiriyor. İnsani hata 3 2 olarak yazılmış diyelim farklılık var. Bu hatalar hemen düzeltiliyor. Daha büyük problemlerde, İlçe Seçim Kurulları’nın karar veremedikleri durumlarda İl Seçim Kurulları’na gidiyor ve tabii ki süreç başka türlü işliyor. Ama ilk etapta özellikle sandıklardaki sonuçların yanlış işlenmesi sonucu oluşan hatalar, veriler hemen düzeltiliyor, ilk bir gün içerisinde düzeltilmiş oluyor.

Peki bir oran var mı yani? Mesela %70’ine ulaşabildiğiniz sonuçlarda x sayıda bir anomali gördük ya da işte ihlal gördük ve işte şu kadar ihlalin düzeltilmesinde bir rolümüz oldu gibi bir rapor var mı? Kendi içinizde bu veriye hakim misiniz?

Böyle bir rapor hazırlıyoruz. Hazırladığımız her seçim içerisinde, ilk anda gelen farklılıkları değerlendiriyoruz. Bunu sadece adet olarak belirtiyoruz. Raporlarımızda da yazıyoruz. Bu tamamen aslında insani hataya dayalı o gün. Oradaki tutanakları sisteme, İlçe Seçim Kurulu’na giren sandık başkanlarının o sırada yaptıkları hatalardan dolayı farklılıklar çıkabiliyor. Bu farklılıkların düzeltilmesi sonrasında oluşan data önemli. Aslında ondan sonra %100’e yakını düzeltiliyor diyebiliriz.

Yani organize bir seçim yolsuzluğundan ziyade daha insan hatalar öne çıktı o zaman. Peki bir yurttaş inisiyatifi Oy ve Ötesi. Evet, dernekleşti. Dernekleşmesi muhtemelen işini kolaylaştıracak bir form olmasından da kaynaklı. Sivil inisiyatiflerin seçimlerdeki rolü ve önemi nedir? Bütün bu deneyimler ışığında baktığında nasıl değerlendiriyorsun?

Çok önemli yeri olduğunu düşünüyorum. Oy ve Ötesi bugün Türkiye'de siyasi partileri de aktive eden, harekete geçiren önemli bir inisiyatif. Biz sandığa gönüllüler olarak, halk olarak sahip çıktık ve bunun nasıl yapılması gerektiğini aslında bir yerde partilere gösterdik ve partileri hareketlendirdik. Partiler, belirli bir noktaya kadar aslında yarı gönülsüz diyebileceğimiz kendi teşkilatları içerisindeki insanlarla bu işi yapıyorlardı ve Oy ve Ötesi ise sadece gönül vermiş ve bu işi yapmak isteyenlerle çalışıyor. Bu farklılık, bu çalışma sistematiği, bizim getirdiğimiz eğitimler, eğitim detaylılığı partilere de bir vizyon kattı ve partiler de bu işi daha verimli, daha aktif şekilde yapmayı öğrendiler. O yüzden sivil inisiyatifin her zaman seçim sistemi içerisinde var olması gerektiğine, Oy ve Ötesi gibi organizasyonların faydalı olacağının kesin olduğunu söyleyebilirim.

Yani tabii sivil inisiyatif deyince Oy ve Ötesi’nin dışında epey bir ekipte ortaya çıktığı vakti zamanında. İstanbul Gönüllüleri son yerel seçimlerde, Ankara'nın Oyları daha öncesinde. Bağımsız Seçim İzleme Platformu uzun süreden beri sonuçları hızla verme çabasından ziyade doğrudan ihlalleri tespit edip raporlayan bir insan hakları inisiyatifi. Adil Seçim İzleme Platformu deneyimi yaşandı. Onun içerisinde Oy ve Ötesi de vardı, siyasi partiler de vardı, konfederasyonlar da vardı. Buradaki ortaklaşmalar açısından Oy ve Ötesi nasıl bir rol oynadı? Nasıl bir rol oynayacak? Çünkü bu seçimlerde çok daha fazla insan harekete geçme eğilimi içerisinde olacak. Koordinasyon, bir işbirliği, bu noktada daha büyük bir ihtiyaç olduğunu düşünüyor musunuz? Seçim Güvenliği Platformu kuruldu. DİSK, KESK, TMMOB, TTB  var. Farklı inisiyatifler ve siyasi partiler de var. Oy ve Ötesi de bunun içerisinde. Özellikle Seçim Güvenliği Platformu ile ilişkiler, benzer platformlar ile ilişkiler açısından ne öngörüyorsunuz?

Seçim süreçleri kimsenin tekelinde değil. Oy ve Ötesi’nin asla değil. Biz sivil inisiyatif olarak bunun içindeyiz. Başka başka organizasyonların da olması tabii ki bizi mutlu eder. Çünkü ne kadar çok insan, ne kadar farklı kesim dahil olur ve süreci takip ederse evinde seçimi bir şey yapmadan izleyen insanlar bu kadar organizasyon var, bu kadar insan bu seçimi izlemiş diyerek bir güven hissederler. Burada aslında topluma vermemiz gereken mesaj bu. Biz her türlü inisiyatifle iletişim halinde bizimle görüşmek isteyen her kurumla her parti ile görüşüyoruz. Seçim sürecinde yaptıklarımızı paylaşıyoruz. Onlardan da bilgi alabiliyorsak almaya çalışıyoruz ve elimizdeki dataları herkese açık şekilde paylaşıyoruz. Burada ne kadar çok insan sahada olursa ne kadar çok insan seçim sürecini gözlemlerse o kadar faydalı olacağını düşünüyorum. O yüzden maksimum sayıda katılım, maksimum sayıda örgüt olması önemli.

Ihtiyaç var değil mi? Şimdi mesela siz diyelim 100.000 sandığa görevli atabiliyorsunuz ama sizin olmadığınız işte başka sandıklara görevli atama kapasitesi olan oralarda daha örgütlü olan, farklı inisiyatifler de çıktığında herhalde aynı masanın etrafında oturmak gerekiyor.

Biz tüm siyasi partileri ziyaret ediyoruz. Tüm siyasi partilere şeffaf bir şekilde elimizdeki gönüllü sayısını, gönüllülerimizin yerleşim durumunu, nerelerde ne kadar insanımız olduğunu da paylaşıyoruz. Siyasi partilerin bizler buralarda yokuz. Bizler buralarda sıkıntı yaşıyoruz demeleri durumunda oralara gönüllülerimizi gönderiyoruz. Biz tamamen tarafsız ve bağımsızız. Herhangi bir siyasi partiye yakın değiliz. Herhangi bir görüşe yakın değiliz. Her görüşten insana açığız ve kim gelirse gelsin sadece ve sadece seçimin güvenli olduğunu ve hukuka uygun şekilde işlediğini gözlemlemek için orda olmasını istiyoruz. Oylar girdiği gibi çıkıyor mu, gözlemlemek için oradayız.

Eskiden icracı bakanlar, seçim kampanyası öncesinde istifa eder ve tarafsız kişiler bakanlık koltuğuna otururdu. Bugün doğrudan doğruya iktidar mensupları tarafından yönetilen İçişleri Bakanlığı’yla, Adalet Bakanlığı’yla vs. seçimlere gidiyoruz. Veya Cumhurbaşkanlığı’nın herhangi bir tarafsızlık zorunluluğu da söz konusu değil. Bütün kaynaklarını da seçim süreçlerinde kendi partisi amacı doğrultusunda kullanabiliyor. Dolayısıyla seçim kampanyasının izlenmesi de bence önemli hale gelmiş durumda. TRT’deki gibi hangi partiye ne kadar saat ve dakika ayrıldığı meselesinden tutalım, devlet olanaklarının hangi amaçla kullanıldığı meselesine kadar öncesinden böyle bir raporlama, bir izleme seçim günü değil de öncesinde bir çalışma bu sefer olabilir mi?

Biz bu işi yapmıyoruz. Biz tamamen seçim sürecinde, seçim sürecindeki aktörlerin, partilerin sandıkta var oldukları noktalarda sandık güvenliği üzerine odaklanıyoruz ve tamamen bu konu üzerinde çalışıyoruz. Haklısın. Burada seçim sürecinde adaletli bir seçim sürecinin işlemesi, kimin ne kadar dakika aldığı, muhalefetin adaylarının medyada görünebilirliği, herkese ulaşılabilirliği önemli konular. Bunlar Oy ve Ötesi’nin araştırma alanının dışında. Bunu yapan başka organizasyonlar var.

YSK ile bir ilişkiniz var mı? Çünkü Türkiye’de şöyle bir mesele var, normalde Oy ve Ötesi önceki seçimlerde Farklı partilerden müşahit kartı alarak sandıkta bekleyebiliyordu.
Sivil toplum kuruluşlarının böyle bir pozisyonu yok -ki dünyada bunun farklı örnekleri var-. Olumlu örnekleri var. Bu çerçevede hani bu bu sefer de farklı olabilir mi acaba? YSK ile bir görüşme oldu mu? Bir muhatap alma alınma durumu oldu mu?

2017 yılında YSK ile bir görüşmemiz oldu bizim. Burada sandık tutanaklarındaki kullanılan fontlar ve qr kodlarla ilgili birtakım tavsiyelerimiz oldu. Bunları sunduk ve bizi dinlediler. Birtakım şeylerde onların da düşündükleri hemfikir oldukları noktalar vardı ve birtakım konularda bunları uyguladılar da. YSK bu tarz görüşmelere açık. Bu seçim içerisinde de biz kendimiz bir hazırlık içerisindeyiz, bir talebimiz olacak. Pozitif cevap vereceklerini düşünüyorum. Onlarla da görüşmek isteyeceğiz.

Oy ve Ötesi’nin bu kadar bilinir olmasının sebeplerinden birisi de aslında gayet profesyonel bir marka yönetim stratejisi var. Toplumda bir marka gibi algılanmış durumda. Ve bunun herhalde sınıfsal sosyal bir temeli var gibi gözüküyor. Yani sanki daha beyaz yakalıların inisiyatifde olduğu ya da belirleyici olduğu, dolayısıyla profesyonellikle süreci yönettikleri bir inisiyatif gibi gözüküyor.

Bu sanki Türkiye'nin siyasi tarihine bakıldığında son yıllara özellikle beyaz yakalıların daha kentli orta sınıfların geziden bu zamana daha politikada inisiyatif alma ihtiyacı hissetmesi, seçim güvenliği meselesiyle ilgili daha fazla kaygı içerisine girmesi ve bir anlamda sahaya girmesiyle birlikte bir farklılık ortaya çıkmaya başladı. Ve sanki benim düşüncem en azından Oy ve Ötesi de sanki bu kesimlerin temsilcisi gibi. Öyle mi?

Burada sorumluluk alan insanların söylediğin gibi beyaz yaka ve iyi eğitimli kesim olduğunu söyleyebiliriz. Ama 45.000 gönüllü dediğiniz zaman Türkiye'nin her yerinde, her eğitim seviyesinde, her sınıftan insan var. Bize her partiye oy veren, her görüşten insan geliyor ve her insan başka bir motivasyonu olarak sandığa geliyor. Tabii ki onların motivasyonu seçimden sonra devam etmiyor. Yönetimleri üstlenmiş insanlar biraz daha dediğin profilin içerisinde diyebiliriz.

Peki 2023’e gelelim. Paket hazırladık diyorsunuz, bir takvim var. Nasıl bir yol haritası izleyeceksiniz 2023 seçimleri için? ​​​​​​​

Şimdi startımızı verdik. Biz kendi içimizde aslında çalışmalara başladık. 6 aydır çalışıyoruz. Sahayı yönetebilmek adına bir yönetim sistemimizi de elden geçiriyoruz. 100.000 gönüllüye ulaşmak istiyoruz bu seçimde de. Hedefimiz bu, ciddi bir hedef. 100.000 gönüllü yönetmek ciddi bir iş. Bunu yönetebilecek bir yazılım hazırlıyoruz. Yazılım bize bugüne kadar insan eksikliğinden yapamadığınız işleri kendi otomatik yapacak hale gelecek ve insanları yazılım sayesinde daha rahat yönetiyor olacağız.

Ikincisi sahada sorumluluk alacak insanları belirliyoruz. Mümkün olduğunca fazla insanı belirleyerek sorumlulukları bölüp bir kişinin üzerine yığılmadan, insanların zorlanmadan yapabileceği bir yapı kurmaya çalışıyoruz ve bu yapıyı oluşturduktan sonra da kayıtlarımızı açacağız ve kayıtlarımız açıldığı zaman da gelen gönüllüleri bulundukları bölgelerde yerleştiriyor hale geleceğiz.

230 bine yakın gönüllüden bahsettiniz. Herhalde ilk temas bunlarla kurulacak.​​​​​​​

15 ocağa kadar hepsine mail göndermiş olacağız. Ankete cevaplarını bekliyoruz. Çalışmak isteyen arkadaşların dönüşünü bekliyoruz. Anketimize verecekleri cevaplara göre onları arayacağız. Görev almak isteyenlerin ne çeşit görevleri almak istediğini tayin edeceğiz. O insanları da sahada doğru yerlere yerleştiriyor ve yönlendiriyor olacağız.

Peki ikinci aşama nedir?

Ocak ayı içerisinde bir duyuru yaparak kendi açılışımızı ilk açılışımızı yapacağız. Bir sosyal medya kampanyası hazırlıyoruz geniş çaplı. Burada sadece gel ve Oy ve Ötesi’nde çalış değil. Gel ve oy ver aslında temel amacımız olacak. İnsanların sandığa gitmesini, sandıkta görüşlerini yansıtmasını belirten bir kampanyamız olacak. Tabii ki Oy ve Ötesi adına da gelip çalışacak gönüllüler arayan bildiriler hazırlayacağız ve sosyal medya üzerinden geniş çaplı bir kampanya yürütmeye başlıyor olacağız Şubat ayı itibarıyla.

7 Milyona yakın genç ilk defa oy kullanacak. Bu özgün bir durum aynı zamanda. Oy ve Ötesi de muhtemelen bu kesimlere yönelik biraz daha özel bir çalışma yapacaktır veya en azından buraya dair bir beklentisi vardır diye düşünüyorum. Var mı şimdiden elinize bir takım veriler?

Evet özellikle gençleri hedefleyeceğiz. 7 milyon Avrupa'da küçük ülkelerin nüfusları kadar. Yani inanılmaz bir rakam. Türkiye'de baktığımızda %10’un üzerinde bir rakamı oluşturuyor. Bu insanların içerisinde siyasetle ilgili olup hangi partiye oy vereceğini, kime oy vereceğini belirlemiş olanlar da var. Acaba sandığa gitsem mi diye düşünen gençler de var. Bizim hedefimiz bu gençlerin sayısını azaltmak. Sandığa gitsem mi diye düşünmemesi ve aslında bunun bir vatandaşlık görevi olduğunu sandıkta oy vererek geleceğinin nasıl olması gerektiğine kendisinin karar vermesini onlara anlatmak istiyoruz. O coşkuyu hissetmelerini istiyoruz. O yüzden sosyal medya kampanyamız dediğin gibi bu gençlerin üzerine daha fazla eğilecek ve onları harekete geçirmek için çaba sarf edecek.
oyveötesi2
Peki bu seçimlerin toplamına bakıldığında, 2019 seçimleri bir kırılma yarattı siyasette. Sandık güvenliği açısından muhalefetin daha örgütlü, daha organize, daha tecrübeli olduğunu düşünüyor musun?​​​​​​​

Düşünüyorum. Burada, süreçte sandıkta güvenliğin ne kadar önemli olduğunu muhalefet de anladı aslında. Biraz önce söylediğim de buna dairdi, Oy ve Ötesi birazcık da onlara bunu öğretti. Iktidar partisi zaten iyi biliyordu, iyi bir teşkilatı var ve sahada iyi şekilde organize oluyordu. Ama muhalefet aynı düzeyde değildi. Muhalefet süreç içerisinde şu son yıllarda sandıkta daha başarılı olmayı öğrendi. Eksikleri yok mu? Tabi ki var mutlaka her her partinin her organizasyonu var ama son 10 sene içerisinde seçimlerde baktığımız zaman bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz.

İstanbul seçimlerinin kaderini sandık hakimiyeti, yani muhalefetin sandıkta en az iktidar kadar organize olması direkten döndürdü. Seçimsiz geçen 4 yılın ardından bol seçim ile geçecek bir 4 yıl belki de bizi bekliyor. Dolayısıyla 2023 seçimlerin ötesinde bir hazırlık bugünden öngörülüyor mu?

Seçim süreçleri başladı. Bundan sonra dediğin gibi gene yoğun bir seçim dönemine gireceğiz. Biz 2014 yılında kurulduk, 9 seçime girdik, 8 sene oldu. Yani her sene zaten bir seçime hazırlanıyoruz. Bu önümüzdeki süreçte de böyle olacak gibi gözüküyor. Her sene bir hatta belki de birden fazla seçime hazırlanıyor durumunda olacağız. Zorlu bir süreç Türkiye adına da. Güzel bir süreç geçmesini diliyoruz. Biz kader seçimi demiyoruz. Çünkü burada ne olursa olsun hangi parti seçilirse seçilsin, yeniden seçimler olacaktır, yeni seçimler olacaktır. Türkiye burada kararını veriyor, her seçimde kararını veriyor ve her seçimde Türkiye kendi yol haritasını belirliyor. Bugün artmış bir gerginlik var. İki kesim oluşmuş durumda siyasi olarak ve bu 2 kesim arasında artan bir gerilim var. Bu gerilim sandıkta güzel yansımıyor. Sandıkta aslında coşkunun olması lazım, sahip çıkmanın olması lazım, insanların gülerek seçime gidiyor olması lazım. Biz bu mesajı vermek istiyoruz. Biz insanların sinirle ya da gerginlik ile değil severek sandığa gitmesini istiyoruz. Çünkü demokrasi bu demek. Bunu hayatımıza oturttuğumuz zaman daha demokratik, daha işleyen bir ülke haline geleceğiz. Bu süreci önümüzdeki 3 senede en az 2 seçimi de bu şekilde coşkuyla geçirelim istiyoruz.

Uluslararası kurum ve kuruluşlar da Türkiye'deki seçimleri yakından izliyor. AGİT, mesela ilk akla gelen ki Türkiye'nin seçimleri başta Avrupa olmak üzere bütün bölge ülkelerinin de yakından takip ettiği bir önem arz ediyor. Uluslararası kurumlarla ilişkileriniz temas ettiğiniz kurumlar gelip sizinle görüşüyorlar mı?

Bu tarz kurumlar Türkiye'ye geldiğinde bizlerle de görüşüyorlar. Fikirlerimizi alıyorlar, onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Fikirlerimizi anlatıyoruz. Burada sizlere anlattığımız gibi onlara da seçim süreçlerini anlatıyoruz. Bizimle doğrudan çalışmıyorlar tabii ki kendi organizasyonları var. Kendileri sahada bulunuyorlar.

Medyanın önemi açısından da bir soru sormak istiyorum. Seçim sürecinin toplam güvenliği boyutu var ama bir de seçimde güvenilir haber akışı boyutu var. Seçim 2023 Yerel Medya Koordinasyonu kuruldu. Bu amaçla Türkiye'nin dört bir yanında yerel medya kuruluşları Hopa'dan tutalım, Edirne'ye, Hakkari'den, Muğla'ya pek çok yere onlarca, hatta yüzlerce yerel medya kuruluşu ve gazetecinin bir araya gelmesiyle oluşacak bir inisiyatif. Bu özgün bir deneyim. 2 seçimdir var ama hani asıl güçlü bir şekilde müdahil olma şansı bu seçimlerde olacak gibi gözüküyor. Özellikle yerel gazetecilerle, yerel medya kuruluşlarıyla işbirliği açısından bir perspektif var mı? Gazeteciler ve yurttaşlar sandık güvenliği için bir araya gelip güç birliği yapıyor. Gazeteciler de güvenilir haber akışı için güç birliği yapıyor. Nasıl değerlendiriyorsun, nasıl bir faydası olur böyle bir inisiyatifin?

Oy ve Ötesi çok spesifik bir ihtiyaç içinde olmuş ve hareket eden bir organizasyon. Biz medyada değiliz ve olmak da aslında çok istemiyoruz. Ama tabii ki bize gelen bilgileri herkesle paylaştığımız gibi medyayla da paylaşıyoruz. Biz merkez olarak bu bilgileri paylaşabiliriz.

Peki o zaman son çağrı alalım istersen izleyicilerimiz üzerinden. Çünkü yeni yıl artık başladı, seçim yılı içerisindeyiz. Belki bir anlamda ilk çağrılardan birisi olacak.​​​​​​​

Şubat gibi kayıtlarımızı açmayı planlıyoruz. Şubattan sonra da tüm Türkiye'nin her yerinde olacağız. 81 ilde var olmayı istiyoruz. Her ilde çalışmak isteyen her türlü gönüllüyü bekliyoruz. Hedefimiz dediğimiz gibi en az 100.000 gönüllü. Biz beraber olursak sahip çıkabiliriz sandığa ve bunu hep beraber yapalım. Buyurun gelin.

Evet, nereden takip etsinler Oy ve Ötesi’ni?​​​​​​​

Oy ve ötesi.org web sitemiz buradan duyuruları yapıyoruz. Instagram, Facebook ve Twitter'daki hesaplarımızı takip edebilirler. TikTok hesabımızı da açacağız. Oradan da bütün duyuruları yapacağız.