Devrimci Yapı İnşaat ve Yol İşçileri Sendikası (Dev-Yapı-İş), Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası (TOMİS), Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı, Ardiye ve Antrepoculuk İşçileri Sendikası (LİMİTER-İŞ), Yapı Ve Yol İşçileri Sendikası (Yapı Yol-İş), İnşaat İşçileri Sendikası (İnşaat İş) ve Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası (DEV-TEKSTİL), Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ve paramiliter grupların Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik askeri faaliyetlerine ilişkin ortak bir yazılı açıklama yayımladı. Sendikalar tarafından yapılan resmi bilgilendirmede, bölgedeki askeri hareketliliğin ve saldırıların emekçilerin kazanımlarına yönelik bir tehdit oluşturduğu ifade edildi.
Emperyalist güçlerin desteklediği silahlı grupların Suriye'deki Kürt ve Alevi emekçilere yönelik saldırılarını sürdürdüğü belirtilen açıklamada şu ifadeler kaydedildi:
"ABD, İsrail ve AKP desteğiyle iktidara taşınan HTŞ rejimi, yine bu güçlerin açık ya da örtük desteğiyle insanlık dışı bir katliam politikasını hayata geçirmektedir. Ülkede vahşi sömürü koşullarını, kuralsız bir çalışma rejimini dayatanlar, Suriye'de de ayn istikamette ilerleyerek ezilen Kürt halkının yıllar içinde büyük bedellerle elde ettiği siyasal ve toplumsal kazanımlarını hedef almaktadır. Aynı zamanda dünyanın yeniden bölüşümünü hedefleyen emperyalistler ve işbirlikçileri için hedef sömürü, baskı ve savaş düzeniyle emekçilere yıkımı dayatmaktır. Suriye'de dinci-gerici El Kaide ve IŞİD örgütlerinin artığı olan HTŞ'yi yönetime getiren bu güçler bölgeyi kendi kontrollerinde tutmak için her türlü mezalimi uyguluyorlar."
"EMEKÇİYE BASKI KÜRT HALKINA BASKIDIR"
Gazze'de İsrail tarafından yürütülen politikaların benzer bir anlayışla bölge genelinde hayata geçirilmek istendiği vurgulanan metinde, ezilen halkların kayıtsız şartsız teslim olmasının ve işçilere sömürü düzeninin dayatılmasının hedeflendiği belirtildi. Türkiye'deki demokratik hak ve özgürlüklere yönelik kısıtlamaların da bu genel stratejik hattın bir parçası olduğu ifade edilerek ayrıca şunlar söylendi: "Hayalini kurdukları dünya ise belli: Ezilen hakların nefes alamaz hale gelip kayıtsız şartsız teslim olması, işçi ve emekçilere ise sömürü ve ölüm düzeninden başka bir şey olmayan bir yaşamı dayatmaktır. Bugün ülkede her türlü demokratik hak ve özgürlüklere olan saldırılarda bu saldırıların parçasıdır. Şimdi Rojava'da yapılmak istenen aynı zamanda emeğin dizginsizce sömürülmesi için belirledikleri stratejik hattın ilerletilmesiyle iç içe geçiyor. Emekçiye baskı, Kürt halkına baskıdır. Ortadoğu'nun dört bir tarafında katledilen Kürt halkının kaderi bizim kaderimizden ayrı değildir."
"BUNA İZİN VERMEYECEĞİZ"
Rojava'da uygulanmak istenen modelin farklı biçimlerde işçi sınıfına da dayatıldığına dikkat çekilen açıklamada; grev kırıcılığı, sendikal örgütlenme düşmanlığı ve ücret gasplarının giderek sıradanlaştığı ifade edildi. Bu saldırgan politikalara verilecek her türlü desteğin, işçi ve emekçileri Ortadoğu'da dökülen kanın suç ortağı haline getireceği ve savaşların ekonomik faturasının yine emekçilere kesileceği belirtildi. Sendika temsilcileri, Kürt, Alevi ve Dürzi halklarının mücadelesine omuz vermenin işçi sınıfının tarihsel ve enternasyonalist sorumluluğu olduğunu dile getirerek ayrıca şu ifadeleri kullandı: "İşçi sınıfının öncü güçleri olarak bizlerin sınıfımızın ruhunu oluşturan bu değerlerle Suriye'de, Rojava'da ya da dünyanın herhangi bir noktasında estirilen zulme karşı bir sözümüz var: Dünya sömürücülerin, zalimlerin değil emeğin özgürlük ve eşitlik bayrağının dalgalanacağı bir yer haline getirmek için mücadele edeceğiz! Rojava burada içimizde. Rojava'ya tahammül edemeyenler bizim örgütlü mücadelemize de düşman olanlardır! Rojava'yı dağıtmaya çalışanlar bizim grev hakkımızı, sendikal örgütlülük hakkımızı da tanımayanlardır! Buna izin vermeyeceğiz."