İzmir’in Kınık ilçesinde faaliyet gösteren Polyak Eynez Madencilik’te görev yapan 1243 maden işçisi; ödenmeyen ücretler, banka promosyonları ve özlük haklarının yasal güvence altına alınması talepleriyle bir araya geldi. Maden ocağından başlayarak Kınık ilçe merkezine kadar uzanan yaklaşık 16 kilometrelik güzergahta yürüyen işçiler, çalışma koşullarının iyileştirilmesini talep etti.

Bağımsız Maden İşçileri Sendikası (Bağımsız Maden-İş) yöneticilerinin de destek verdiği eylemde işçiler, Kınık Meydanı’nda toplanarak seslerini duyurmaya çalıştı. Sendika temsilcileri, işçilerin talepleri karşılanana kadar eylemlerin sürdürüleceğini ifade etti. İşverenin işletmeyi kapatma yönündeki söylemlerine rağmen madenciler, haklarını alana kadar mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.

HAKLARIN GÜVENCE ALTINA ALINMASI TALEBİ

Yürüyüş öncesinde açıklamalarda bulunan Bağımsız Maden-İş Sendikası’ndan Adem Dadaklı, ayrıca şunları söyledi: "Biz aslında çok bir şey istemiyoruz. Bu işçiler her zaman haklı mücadele yürütmektedir. İşçiler hakkını istiyor. Neden bugün yürüyoruz? Hak mücadelesi. Hep patronlar kazanıyor, işçiler hep köle oluyor. Bu kölelikten bir an önce kurtulmak için işçilerin haklarını verip işlerine geri dönmelerini istiyoruz. Buradan patron beylere sesleniyorum, bu işçiler hiçbir zaman haksız değildir. Siz bu işçinin maaşını zamanında verirseniz, promosyonunu bankada bekleteceğinize eline verirseniz, bu işçiler işine geri döner. Bu sadece Manisa Soma'da değil, Türkiye'nin dört bir yanında işçiler her yerde köle gibi çalıştırılmaya devam ediyor. Bu kölelik ne zamana kadar sürecek? Biz bu patronlara soruyoruz. Bu işçiler köle değildir, emekçidir. Bu işçilerin emeğini verin. Bu işçi arkadaşlarımız, siz haklarını verirseniz yarın işe başlar."

Bağımsız Maden-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu ise yürüyüş ve taleplerin içeriğine dair ayrıca şunları kaydetti: "İşçi hakkını aramak için yollara düştü. Burada Polyak Eynez Ocağı'ndan Kınık Meydanı'na yürüyoruz. Kardeşlerimizin üç tane talebi var; birincisi maaşlarının yatması, ikincisi banka promosyonu, üçüncüsü ise en kırmızı çizgimiz olan geriye dönük özlük haklarının garanti altına alınması. Bu kardeşlerimizin talepleri verilmediği sürece bugün Kınık'a yürüdük, yarın İzmir'e yürürüz, sonra da Ankara'ya yürüyebiliriz. Bir an önce bu işçi kardeşlerimizin hakkını versinler. Vermezlerse, biz Bağımsız Maden İş Sendikası olarak bu işçi kardeşlerimizin yanında duracağız ve bu meseleyi çözülene kadar bırakmayacağız."

SATIŞ SÜRECİNE İLİŞKİN İDDİALAR

İşletmedeki mülkiyet değişimine ve hisse devirlerine dikkat çeken Aksu, ayrıca şu ifadeleri kullandı: "Muzaffer Polat, yüzde 6 olan hissesini yüzde 28,5'e çıkartarak bulduğu Çinli şirketi Öz Yayın Grubu'na dayatarak, tam 100 liraya burayı sattılar. İçeride toplam 150 milyon dolarlık malzeme var. Bu satış hileli bir satış. Bu satış, Kınık'ın üzerinde, Kınık'ın servisçisinin, taşıyıcısının, esnafının, işçisinin üzerinde kurulmuş bir tezgâh. Biz altı gündür bu tezgâhı bozmakla uğraşıyorduk. Burada büyük bir tezgâh var. Burada işçinin, emekçinin tazminatını, kıdemini çalma isteği var. Dolayısıyla bunu bozduk. Bütün Türkiye kamuoyu şimdi burayı izliyor. Altı gündür İzmir'in işçisi, Kınıklı işçi, Somalı işçi burada direniyor. Buradaki insanların oy verdiği vekillerden bir tanesi 'Bu Kınık'ta ne oluyor?' diye kalkıp gelmiyor. Bu işin sorumlusu Muzaffer Polat ve Çinli şirket. Bunlar bunun hesabını verecekler. Şimdi gırtlaklarına yapıştık, ikisini de bırakmayacağız. Memleketi bin tane holding, devlet kurumlarını da ele geçirerek belediyeyi, iktidarı, siyaseti, muhalefeti, medyayı, her şeyi ele geçirerek memleketin işçisini, çiftçisini, emeklisini, madencisini köle yapmak istiyorlar. Bunlardan korkmuyoruz. Her kim karşımıza çıkarsa ondan korkmuyoruz. Çünkü işçilerin, madencilerin, emekçinin haklı davası için dövüşüyoruz. O yüzden önümüze kim çıkarsa çıksın tanımayacağız."

Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır da işçilere yönelik yaptığı konuşmada ayrıca şunları belirtti: "Bizim seçtiğimiz insanlar, 'Bizi yönetin' dediğimiz insanlar, iş yerindeki toplu sözleşme yaptığı sendikacı yönetici arkadaş bile herkes bu işçiyi tehdit ediyor. Bizim buraya gelmemizin sebebi çok nettir. İşçinin üç hakkı var; birincisi maaşlar, ikincisi banka promosyonu, üçüncüsü de geriye dönük özlük hakları. Bu bize kefil olan arkadaşlar bir noterlikte sözleşme yapsınlar, altına imza atsınlar, şimdi bu arkadaşlarımız işine devam ederler. Bizim görüşümüz, duruşumuz, bakış açımız budur. Bundan sonra işveren yetkililerinden hariç bizi arayıp tehdit edenler, bundan sonra telefonla tehdit etmesinler, gelsinler yüzümüze tehdit etsinler. Patronlar çuvalla parayı alırken bir şirket olarak, bizler ise birer kişi olarak bedenimizi, canımızı ortaya koyarız. Sen paranı koymuşsun, biz canımızı koymuşuz. Biz 29 gün sana çalışmışız, 29 gün senin yüzün gülmüş ama 30. gün benim de çocuklarımla yüzümün gülmesi lazım. Arkadaşlar biz fazlayız, biz çoğunluğuz. Bizim Soma'da 5 büyük şirket var. Bu bizim belediye başkan adayı, biz zannediyoruz ki şu partiden, bu partiden. O arkadaşı biz getirmedik, patronlar getirdi. Biz de ona oy verdik sadece. Sadece kendimizi kandırdık, işçi sınıfı olarak. Ama alacağız, beraber alacağız. Mücadelemizi beraber yapacağız. Milletvekilini de seçeceğiz, bu mikrofonu işçi milletvekilimize vereceğiz. Belediye başkanını da işçiden seçmediğimiz sürece her zaman biz kaybetmeye mahkûmuz."