Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "'Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatılıyor' demek yalnızca bühtan değil siyasi namusla çelişen bir hezeyandır" açıklamalarına tepki göstererek, "Burada bühtan varsa Murat Kurum'dadır. Burada iftira varsa Murat Kurum'dadır. Hezeyan varsa da ittifak ortağım diye onlara inanan bir tane depremzedeye gidip de sormayan şahsınızın siyasetinin adıdır. Ben Sayın Bahçeli'den büyüğümüzdür, özür beklemiyorum bu laflar için. Sayın Murat Kurum'dan Bahçeli'ye 'Kusura bakmayın sizi bu hale getirdim' diye özür telefonu bekliyorum. Sayın Bahçeli'yi Murat Kurum arasın. O boş senetlerin hepsini ya size yırttıracağım ya iktidar olup ben yırtacağım" ifadesini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında kürsüye "Hak, hukuk, adalet" sloganlarıyla çıktı. Özel şöyle konuştu:
"İstanbul Adalar'da 88'inci, Muğla Milas'ta 89'uncu eylemlerimizi tarhin en yüksek katılımlarıyla, büyük coşkuyla, büyük mücadele ruhuyla, geleceğe umutla yaptık. Yarın akşam Ataşehir'de, İstanbul'da 39 ilçenin 39'uncu gece mitinginde, eyleminde hep birlikte olacağız.
"Akbelen'de köylüler elinde bastonlu 90 yaşında nineler, dedeler birlikte direniyorlar"
Yıllardır doğası için diren Akbelenlilerle kucaklaştık. Pazar günü Milas'taydık ve Akbelenlilerle birlikteydik. Ülkemizin cennet bir köşesini para hırsı için bir yandaşa verilen bir sözün tutulması için, o yandaş firmanın ifadesiyle, 'Biz maden ruhsatının peşinde değiliz. Bize şu kadar milyar liralık yer sözü verdiler, tutmuyorlar. Paramızı versinler çekelim gidelim' dedikleri bir yerde milyonlarca zeytin ağacının katledileceği şekilde maden ruhsatlarının verildiği Akbelen'deydik. Akbelen'de köylüler elinde bastonlu 90 yaşında nineler, dedeler gencecik torunlarıyla direniyorlar. Sebebi milyonlarca ağacın kesilecek olması. Akbelenliler direniyor. Biz de kanunu Anayasa Mahkemesi'ne götürdük. Anayasa Mahkemesi'nin önünde beklerken gözü yaşlı Akbelenli teyzelerim, ninelerim, amcalarım Anayasa Mahkemesi'nden haber bekliyor.
"Daha çok Tayyip Bey'in acelesi"
Akbelen ormanlarındaki 100'ün üzerindeki farklı bitki 200'ün üzerindeki hayvan ve kuş türü kulağını kabartmış Anayasa Mahkemesi'nin hukuka, akla, vicdana uygun karar vermesini bekliyor. Biz Anayasa Mahkemesi'nden bir an önce bu kanunu görüşmesini ve anayasaya apaçık aykırı kanunu durdurmasını bekliyoruz. Yapacak mı? Büyük ihtimalle yapılır. Çünkü vicdanı, insafı, okuryazarlığı olan hiç kimse böyle bir katliama sessiz kalmaz. Anayasa Mahkemesi üyelerinin de kalmayacağını ümit ediyoruz. Ama bir yanda acalesi olanlar var. Ne için? Ağaçları kesmek için. Sincapları, kuşları öldürmek için. O güzelim Akbelen'i kabak gibi kazıyıp altındaki madeni almak, kömürü çıkarmak için. Peki bu şirketin acelesi mi? Daha çok Tayyip Bey'in acelesi. Recep Tayyip Erdoğan, anayasal, kutsal, çok nadir, çok istisnai yetkiyi Anayasa Mahkemesi bozmadan evvel 'Ver parayı çekilsinler kenara, yandaş şirket kesin ağaçları' diye kullandı. Duymayan, bilmeyen kalmasın ki Erdoğan verilen bu yetkiyi bir şirket AYM kararı çıkmadan bütün zeytinleri kessin, eşek ölsün ortaklık bitsin diye kullandı. Bunun için buradan hem milletimize Recep Tayyip Erdoğan'ı şikayet ediyorum hem Anayasa Mahkemesi'ne geciktiğiniz her gün ölen hayvanlar, kesilen ağaçlar ortadan kalkan bitki örtüsü ve talan edililen dua demektir, lütfen elinizi çabuk tutun diyorum. Bir gözü dönmüşlükle karşı karşıyayız. Ordu'nun, Giresun'un yüzde 70-80'ini, Muğla'nın yüzde 65'ini maden ruhsatına açmış, en güzel yerleri maden ruhsatına açmış bir talan girişimiyle karşı karşıyayız.
"İliç'in kanı Murat Kurum'un elindedir"
Grup toplantımızdan dört gün önce 13 Şubat 2024 tarihi Erzincan İliç Maden faciasının ikinci yıl dönümüydü. Dokuz işçimizi yitirmiştik, korkunç şekilde. Oradaki hukuk mücadelesi sürüyor. Bugün mahkeme var Erzincan'da. Genel Başkan Yardımcımız, PM üyelerimiz, milletvekillerimiz oradalar, o hukuk mücadelesine Erzincan Adliyesi'nde destek veriyorlar. AK Parti'nin kara düzeni yani Akbelen'de madenciyi sincaba tercih eden kara düzen İliç'te yaşananların baş sorumlusudur. Hatırlayın Murat Kurum o dönemin bakanı, sonra İstanbul'a gidip orada AK Parti'nin adayı olmuştu. Ve Ekrem İmamoğlu tarafından bir milyon 150 binin üzerinde farkla mağlup edilmiş, İstanbullu 'İliç'e ne yaptığını gördüm. Ne işin var senin İstanbul'da? Çek elini İstanbul'dan' deyip Kurum'u defetmişti. O Murat Kurum İliç faciasındaki sorumluluğunu hep inkar etti. Ve bakın şimdi Murat Kurum'un 'Benim sorumluluğum yok. Kapasiteyi ben arttırmadım. Benimle ne alakası var?' İkinci kapasite artışı faciayı getiren, ikinci kapasite artışı ve folatasyon tesisi projesiyle ilgili olarak hazırlanan ÇED raporu, ÇED yönetmeliği kapsamında kabul edilmiştir. Makamlarınızca uygun görülmesi halinde söz konusu projeye ait ÇED olumlu kararının verilmesi hususunu takdir ve prensiplerinize arz ederim. Altında imza 'Olur' Murat Kurum. Buyurun. İliç'in kanı Murat Kurum'un elindedir. AK Parti'nin kara düzeninin elinde İliç'in kanı vardır.
Bu Murat Kurum deprem bölgesinde, ilk üç gün orduyu dışarı çıkarmayanların üç gün çadır yok diye 1990'da eleştirdikleri hükümetten sonra 33'üncü gün daha çadır dağıtamayanların, millet çadır sırasındayken Kızılay'a çadır sattıranların, 'Bir yılda konutları vereceğiz' deyip de bu konutları bir yılda yüzde 2'sini bile vermeyenlerin, üç yılın sonunda yüzde 70 gelince de buradan bir başarı hikayesi anlatmaya çalışanların övmeye köpürtmeye çalıştığı Murat Kurum İliç'in de sorumlusudur, bütün beceriksizliklerin de sorumlusudur.
"Burada bühtan varsa Murat Kurum'dadır"
Bugün Sayın Devlet Bahçeli deprem bölgesiyle ilgili ki ne iyi iş yapmışız, bütün grup hep beraber gittik, deprem bölgesinde büyük bir çalışma yaptık ve neyi ortaya çıkardık? Faizsiz verilmesi gereken deprem konutlarının bazılarından, deprem bölgesindeki dükkanlardan faiz almaya niyetlendiklerini, evlerle ilgili boş senetlere imza attırdıklarını.... Hatay milletvekillerimiz dedi ki 'Koşun gelin. Millete boş senete imza attırıyorlar.' Malatya, Kahramanmaraş, Gaziantep milletvekillerimiz dedi ki 'Doğru. Senete imza atmayana anahtarını vermiyorlar.' Biz altı günde 55 çalışma yaptık. Konteyner kentleri gezdik, evi alanı alamayanı dinledik, boş senedi gördük ve dedik ki 'Boş senede imza attırmak tefeci işidir bunu yapmayın. Faizi çizene anahtar vermiyormuşsunuz, faiz almayacağınızı açıklayın ve boş senetleri yırtın atın.' O kadar çok yalan attılar, o kadar çok kendi televizyon kanallarında lafı yuvarladılar ki üzülerek takip ettim. Sayın Bahçeli bugün 'Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatıyorlar demek yalnızca bühtan değil siyasi namusla çelişen bir hezeyandır.' Sayın Bahçeli bununla ilgili siyaset içinde verilecek çok sert cevaplar var. Bir kelime demeyeceğim. Alın bunu, afet borçlandırma senedi, madde bir tanımlar, madde iki borç tutarı, bankaya toplam nokta nokta TL, yalnız bu kadar borçlandığımı, borçlunun beyanı, nokta nokta oranında akli faiz ödemeyi, bankaya olan borcu nokta nokta yıl vadeli olduğunu kabul ederim. İmzası atılmadan anahtar verilmiyor. Burada bühtan varsa Murat Kurum'dadır. Burada iftira varsa Murat Kurum'dadır. Hezeyan varsa da ittifak ortağım diye onlara inanan bir tane depremzedeye gidip de sormayan şahsınızın siyasetinin adıdır.
"O boş senetlerin hepsini ya size yırttıracağım ya iktidar olup ben yırtacağım"
CHP bir siyaset yapıyorsa, bir eleştiri yapıyorsa, bir şey söylüyorsa CHP'nin bir ayağı kürsüdeyse bir ayağı Hatay'dadır. Bir ayağı Gaziantep'tedir, Adıyaman'dadır, Yaylakonak'tadır. CHP bir şey söylüyorsa, Murat Kurum gibi palavradan değil, yürekten, sahadan söylüyordur. Ben Sayın Bahçeli'den büyüğümüzdür, özür beklemiyorum bu laflar için. Sayın Murat Kurum'dan Bahçeli'ye 'Kusura bakmayın sizi bu hale getirdim' diye özür telefonu bekliyorum. Sayın Bahçeli'yi Murat Kurum arasın. Ne olacak onu söyleyeyim. Ne olacak biliyor musunuz? Biz böyle ayakta meydanda oldukça, sahada oldukça milleti dertlendiren onlar, derdi dinleyen çözmeyi vadeden çözülsün diye emek veren bizler oldukça bunlar böyle geri adımlar atacaklar. Faiz almadıklarını açıkladılar. Şimdi diyorlar ki 'Küçük paralar olacak bilmem ne olacak.' 71 milyar dolar para toplanmış, bu milletin vergilerinden, bağışlarından. 40 milyar lirası evlere gitmiş. Helali hoş olsun. O boş senetlerin hepsini ya size yırttıracağım ya iktidar olup ben yırtacağım."