Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Aziz İhsan Aktaş davası" olarak bilinen yargılamayı takip etmek üzere Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü'ne geldi. Burada, operasyonlarda yakınları tutuklanan ailelerin oluşturduğu Aile Dayanışma Ağı (ADA) üyeleriyle bir araya gelen Özel, yargılama sürecindeki usulsüzlükleri ve tutukluluk hallerini sert bir dille eleştirdi.

Özel, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız'ın açıklamasına ilişkin olarak, "Feti Yıldız tek imzalı kanun bölümü verir bir cümle. Öğleden sonra Adalet Komisyonu'nda görüşülecek. Konu bu kadar net. O imzayı da kullanılabilir. Ben yapabileceğiniz. Herkes bütün partiler. Salı günü akşam 19.30'da sıra sayısı basılmış, dağıtılmış şekilde Genel Kurul'da. Söz de talep ediyordunuz. Saat 19.35'te sarayda kanun çıkar. Madem Tayyip Bey 'Bahçeli'yi kırmam' diyor. 20.30'da onayda, gece 00.00'da Resmi Gazete'den çıkar. Bunun önünde hiçbir engel yok. Haftaya salı günü 00.00'da bu kanun Resmi Gazete'de yayınlanır" dedi.

Özgür Özel, 19 Mart operasyonu operasyonu yakınları tarafından düzenlenen Aile Dayanışma Ağı (ADA) ile birlikte Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu önünde açıklama yaptı. Özel şöyle konuştu:

"Nihayet bugün insanların hakimiyetleri karşılar ve nihayet bugün sürekli olarak suçlamalara yanıt verme imkanı buluyorlar. Bu bundan yedi ay önce görebiliyorlardı. Niye olmadı? Sırf karşınızda hep birlikte olduğumuz bu değerli aileleri, eşleri, çocukları, anneleri, babaları baskı almak, onların üzerinden onları yıpratmak ve savcıların teklifleri iftiranamelerle hesaplamalarını ve bunların suni olarak toplandıkları için bu zulmü kalana kadar. Türkiye'nin bir benzeri davalar oluyor, oluyor. İddialar bu iddialara karşı iddianame hızlı bir şekilde, iki haftada üç haftada bir.

"Tayyip Erdoğan savcıya demiş 'Hakan'ı al ki belediyeyi ben alayım'"

Bugün Aziz İhsan Aktaş suçun iftiralarına muhatap olan ailelerin burada. İstanbul Büyükşehir Belediyesi operasyonuna muhatap olan aileleri burada. Ve haklarında henüz iddianame yazılmamış belediye başkanlarımızın, belediye çalışanlarımızın aileleri burada. Üç ana kategoride mağdur ailelerle bugün karşınızdayız. Bir zamanlar iddianın adı verilmeden yazılmamış, örneğin Gaziosmanpaşa Belediyesi. Onun suçunu bilmiyor musun? Şu anda durumunun sebebinin kendisi Gaziosmanpaşa'dan Hakan'ın çok oy alıp belediye belediyesinde Hakan kadar çok oy alamadığımız için belediye meclisinde çoğunlukta olmama suçu var. Bu yüzden Hakan'ı aldılar, tuttular. Yerine hasta olan bir AKP'liyi seçtiler. Hakan'a iddianame yazacaklar suç bulamıyorlar. Orayı eşeliyorlar, burayı deşeliyorlar, iddianameyi yazsalar Hakan gelecek belediyenin başına geçecek. Belediye AK Parti'den CHP'ye gidecek. Hakan'ın suçu, sorunu bu. Bu yüzden yazmıyorlar. Benzer durumda olan çok sayıda arkadaşımız maalesef iddianame bekliyor. Tayyip Erdoğan savcıya demiş 'Hakan'ı al ki belediyeyi ben alayım.' Savcıydık. Sonra bunlara demişler ki 'Suçlu göster ki millet demesin diye aldınız diye.' Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Bu haldeyiz.

"Bu vakitten sonra artık bu mahkeme için tutuksuz yargılamazsınız"

Yalandan iftiradan bıkmış kullanılmış durumdayız. Ama kimse bizi yıldırabildiğini düşünmüyorsun. Bakın burada yılan kimse yok karşınızda. Yılanlar belli. Sabahın beşinde raporlamanın sokmayacağı süre boyunca milletin paketinin belediye başkanının kapısına dayanan o insanlara dayandıranlar belli. O vakitte insanı yılan sokmaz. Hangisine ulaşamadığınızı söylediniz? Hangisine söylediğinize göre ifadeleriniz başarısız oldu mu? Bir belediyenin kaybı gitmez mi? Bugüne kadar binlerce belediye dosyası çağrıldığında basitçe gitti. İddianameler düzenlendi, yargılandı. Beraat eden etti. Suçu olan varsa cezasını çekti. Buna itirazı olan var mı? Yok. Bizim zorumuz yapılan işin tamamıyla siyasi olması, algı operasyonu olması, Tayyip Erdoğan'ın iktidarının sürdürülmesi için sürdürülen bir operasyon olması. O nedenle bu vakitten sonra artık bu mahkeme için tutuksuz yargılamayanlar vardı. İstanbul Büyükşehir için tutuksuz yargılamayın. Tüm yetenekler için iddianamenin yazılması ve tutuksuz yargılanmaması. Bu insanları muhafaza etmek Mussolini'nin ön infaz yöntemidir. Yani yargılamadan önce infaz etmektir. Yanımızdaki diktatörün rejimi bu muhalifi muhafaza etmek istiyor. O yüzden biz bunu tutukladık demek Mussolini yöntemidir. Bunu Mussolini yapıyordu. Parçaların bir gün daha tutuklu kalması Mussolini'nin yargılamadan önce verdiği infazın tatbikidir. Yoksa deliller toplandın, ifadeleri alındı, oyalandın, aylar, yıllar geçti neredeyse bir yıl oldu iddianameyi yazdın, yargılama başladı daha ne tutukluluk?

"Aziz İhsan Aktaş denen suç makinesinin kayıtlarını 10 tane korumayla koruyor. Olmaz"

Öyle ki, şu anda burada bu salona dün pahalı makam aracından, içeriden gelen bu suç örgütü yöneticilerinin başındaki kişi 770 yılla yargılanan Aziz İhsan Aktaş tutuksuz yargılanıyor. Neden? Deliller toplanmış kaçma şüphesi yok varsa işte ev hapsi kendince vermiş. O evde oturuyordu. Biraz önce konuşan Adana'dan Kadir Aydar, Zeydan Karalar, Oya Tekin şu anda ceza alsalar yatmaları kalmamış olan arkadaşları tutuklular. Öyle ki Zeydan Karalar'ın şu anda hükmü kesinleşse, istediği cezayı ayeti eve yollayacak. Yargılama sürüyor diye tutukluluk oluyor, olacak iş değil. Bütün Politika Zeydan'ı büyütce Adana'da hizmet edecek CHP'yi büyüte devam edecek. Kadir büyüyüce kendi ilçesinde hizmet edecek, partisini büyüte devam edecek Ceyhan'da. Oya Seyhan'a gitmesin. Ekrem işi başına gelince, kreş sürecek, bizi yıpratmaya devam edecek, hizmet edecek, yıpratmaya devam edecek. Yerime geçecek. Bu bir siyasi mücadele, hukuki mücadele değil ki. Siyasi mücadele, siyaset alanında yapılır. Mahkeme salonlarında yapılmaz. Mahkemede yargılama yapılır. Soru sorulur, cevap alınır, karar verilir. Bu kadar. Bu kadar haysiyet hücreliğinin, bu kadar bu insanların her biri sabahleyin beşte kapıya polisin dayanmasıyla yürekleri ağzına gelmiş insanlar. Bu tedavinin başkasına yapmıyorlar sadece Tayyip Bey'i rahatsız eden siyasilerin annelerine, eşlerine, çocuklarına, çocuklarına yapıyorlar. 700 yıl boyunca yargılanan Aziz İhsan Aktaş'ın evinde yaşıyor. Ceza alsa da kalmamış arkadaşlar Silivri'de yatıyor. Böyle saçmalık olur mu? Bazı parçalarda hiçbir suçluyu kötülemek istemem ama suç makineleriyle birlikte 40 kişilik koğuşlarda yatıyorlar. Psikolojisi bozuk, her şeyi yapabilen bazı kişilerle aynı koğuşu paylaşmak zorunda kalıyorlar, Aziz İhsan Aktaş'ın suç makinesini kayıt altına aldığı 10 tane korumayı koruyor. Olmaz. Bunun katlanılır bir tarafı kalmamıştır. Ayıptır.

"'Bunları iktidardan ayrılırsak' diyor"

Burada ülkenin Genelkurmay Başkanı'nı koydular. Tayyip Bey dedi ki 'Bu terör örgütünün başkanı.' Ben de dedim ki o zaman 'Hayır. Bu masum, onurlu bir Türk askeri.' Buraya Mustafa Balbay'ı koydular. Ben 'Ey milletvekili' dedim. O dedi 'Darbeci.' İp olsaydı iki kere atmışlardı Mustafa Balbay'ı da İlker Başbuğ'u da. Mehmet Haberal. Biz dedik ki 'O bir milletvekili ve iyi bir doktor.' bunlar dedi 'Darbeci. Terör örgütünün üyesi.' İdam kalkmamış olsa bugün bu arkadaşlarla karşılaşılmıştı. Tayyip Erdoğan'ın düzeni bu şekildeydi. Bugün bu arkadaşlara o suçlamaları yöneltilen savcıların hepsi ya firar ya hapiste, Mustafa Balbay 13'üncü kitabını yazıyor, namusuyla alnı açık, başı dik. Mehmet Haberal organ nakli, hayatı kurtarmaya çalışıyor. İlker Başbuğ alnı açık, başı didik, dimdik ortada geziyor. Hepsinin masumiyeti ortaya çıktı. Ama onları beş yıl buraya yatırdılar. Kim yatırdı? Tayyip Erdoğan yatırdı. Zekeriya Öz'ün talimatıyla. Bu masum insanların eşlerini kim yatırıyor, çocuklarını, babalarını kim yatırıyor? Aynı işlemleri yatırıyor. Bu anneyi evrdiğinden ayrı bırakan bilgilerin aynı düzeni. 'Düşman bunlara düşman' diyor. 'Bunları iktidardan ayrılırsak' diyor. 'Değişmesin. Açlık sürsün, yoksulluk sürsün, sefalet sürsün, Acıma sürsün, bu hücrelerde büyüsün, ben de keyif süreyim' diyor. Mesele bundan ibarettir. Başka bir şey yok.

"Eğer veremezsek cevaplar olsa AK Parti neden 'Canlı yayın olmaz' desin?"

Yoksa biz neden canlı yayın istiyoruz? Ve eğer veremeyeceğimiz cevaplar olsa AK Parti neden 'Canlı yayınlanmaz' desin? Devlet Bahçeli canlı yayınlansın demiş mi? Tayyip Bey'e sormuşlar Devlet Bey'in uygun görmüş olduğu doğru ürünler demiş mi? Ana muhalefet mi istiyor? Hepimiz muyuz istiyor? Ne engel? Engel şu: O günlerde Tayyip Bey'e söylendi 'Merak etmeyin biz bunları tepeledik. Dayanamazlar, birbirlerini suçlatacağız. Ortada para yok ama iftirayla, itirafla bilmem neyle bu suçun işlendiğine ikna oluyor.' Bu iftiracıların ve anayasada ki bir kişinin gizli tanık olduğunu söylüyor, itirafçı da söylese sadece söylediğinden değil şu suç işledi deyince ona bir kanıt daha bulunsun, ya da bir şeyler bulamıyorlar. Yüzlerce suç söylüyor. Herhangi bir yerde bir kanıt yok. İkinci bir kanıtla destekleyemiyorlar. O noktadayız. O nedenle canlı yayın yok. Kadir Aydar'ın ilk ev sahibi belediyesi. Canlı yayında olsa bugün traş eden berber 'Yok artık abi ya görüyor musun adamı neyle suçluyorlar? Adam ne cevap verdi' verecek. Berber traş ederken canlı yayında müşterisine ki o müşteriye büyük ihtimalle AK Partili olabilir, ona 'Abi görüyor musun? Hakikaten haklıydı adamlar demesin diye canlı yayın yapmıyorlar. Son ütücü ütüyü yaparken 'Hadi canım bu kadar da olur mu' demesin diye canlı yayın vermiyorlar. Manav doldurulurken mandalinayı 'Duyun mu abla ya 10 pil bunun için adam hücrelerinde tutulur mu' demesin diye canlı yayın yok. Varsa hodri meydanı.

"Ne nasılsi?"

Dün Feti Yıldız demiş ki 'Keşke canlı yayın olsa.' Dedim ki 'Ne keşkesi?' Haftaya salı meclis olmak mı? Sabahleyin Feti Yıldız tek imzalı kanun maddesini Bir cümle versin. Gerekçede 'Kamuoyunun yakından takip edilmesi için canlı yayın yapılabilir.' Bir madde bir yürürlük maddesi yayınlandığı anda iki maddelik kanunu köye varmak kardeşim. Yaz gerekçesini. Öğleden sonra Adalet Komisyonu'nda görüşülecek. Konu bu kadar net. Kabil'liler. Etmeyenler, edildi. Sadece 48 saat bekleme süresi kanunun. Ama bütün gruplar ister imza atarsa ​​Danışma Kurulu'nda süreye uyulmayabiliyor içtüzük gereğince. Ön çekebiliyorsun acil uyarısı. O imzayı da geliştirmek. Ben. Herkes bütün partiler yapacak. Salı günü akşam 19.30'da sıra sayısı basılmış, Genel Kurul'da dağıtılmıştır. Sözde talep görmüyoruz. Kamuoyu hepimiz söz verdiğimizi biliyor. Oya 19.35'te sunulacak kanun gidecek. 20.00'de sarayda. Madem Tayyip Bey diyor ki 'Bahçeli'yi kırmam.' 20.30'da onayda, gece 00.00'da Resmi Gazete'den çıkar. Bunun önünde hiçbir engel yok. Var diyen çıksın ortaya. Haftaya salı günü saat 00.00'da bu kanun Resmi Gazete'de yayınlanmış olur. Hodri meydanı. Sen traş eden berberi, son ütücü abiyi, manavdakini ikna edebilecekni düşünensan çıkılmaz. Biz onlara güveniyoruz. Biz kardeşa, kardeşlerimize güveniyoruz kardeşim. Bak bu kadar aileden çıkmış, gözünüze bakarak canlı yayın istiyoruz. Ve artık evlatlarımızı, eşlerimizi, kardeşlerimizi, babalarımızı eve gelsinler. Evden mahkemeye gelmek istiyorlar.

"Tayyip Bey övüyor, düne kadar iftira attırıyordu, içeri attırıyordu"

Adam geldi burada dedi ki '4 milyon lira veriliyor, babanızı serbest bırakırım.' Aile de geldi bize dedi ki 'Bir avukat geldi, böyle yaptı. Bize de savcının sesini dinletti. Savcıyla telefonda konuştu.' Bunları aldık, şikayet ettik. Yani paranın miktarı, paraları yok. Şikayette bulunduk. Ben dilekçeyi varsade adam telefonunu İstanbul'da bıraktı, başkasından eksik arabaya bindi. Antalya'dan tekne ayarlandı. Tekneye 52 kilometre kadar kalmışken jandarma durduruldu, gözaltına alındı. Buraya getirin. Bu avukat, 'İftira atarsanız 4 milyon lira verir ve birbirinizi suçlarsanız babanızı bırakırım' diyen avukatı yurtta kaçarken yakalarlar. O tutuklu değil arkadaşlar. Ona ev hapsi verdiler. Onun 'kaçma şüphesi yok' yani. Böyle bir cezaevine koymaya gerek yok onu. Bu adalet mi? Onlar, o cezaevine girmeyecekler. Aziz İhsan Aktaş 700 yılla yargılanıyor. Adam diyor ki 'Ben yurtiçindeki herkese rüşvet verdim.' 'İspatla' 'İspatim yok.' 'Böyle bir örgüt kurdum ben' diyor. 'Biz Türkiye'deki bütün belediyelerde bu suç işledik' diyor. O tutuksuz yargılanıyor. İftira ettikleri tutuklu. Peki söylediklerinin içinde kim var? En çok bu işi nerede yapmışsınız? Aydın Büyükşehir'de. Peki nerede? Tayyip Bey'in kolunun yayında. Tayyip Bey'in gördüğü. Tayyip Bey şimdi onu övüyor. Neden? Çünkü Aziz İhsan Aktaş'a yaptığı iş bütün CHP'li belediyelere iftira attırdılar. Aydın'ın iftirasından önce Aydın'a gösterip, 'Ya Silivri'ye gireceksin, ya AK Parti'ye gideceksin' dediler. AK Parti'ye geçti diye hanımefendi el üstünde. Tayyip Bey onu övüyor, 'Sosyal belediyeciliğin en iyi uygulamasını yapıyor' diyor. Düne kadar iftira attırıyordu, içeri attırıyordu.

"İktidardan da düşeceksiniz, Haksız yerde oturacaksınız veya kürsülerden de düşeceksiniz"

Sözde topuklu efe topuklayıp da kaçınca AK Parti'ye, onun oğlu yok mesela burada. Neden yok? Çünkü onlar AK Partili. Böyle bir şey var mı? Bütün adaya soruyorum. Bir iftiraya muhatap olan CHP'liyse partisinde kalırsa hapse girer. Evlatları, eşleri bu hale gelecek. AK Parti'ye devam ediyorsa hayat devam edecek. Şu anda çocuğun gözünün içine bakın da 'Bu ülkelerde adalet var' diyoruz. Bu annenin gözünün içine bakın, bu eşin gözünün içine bakın, 'Bu para birimlerinde adalet var' deyin. Bu Filiz Hanım, Buğra'nın eşi. Haziranda nikahları vardı. Buğra hücresi diye nikah burada yapıldı. Benim nikah şahidi. Filiz Hanım'ın nikahının fotoğrafı. Cezaevinde nikah kıyıldı, fotoğrafların fotoğrafları şehit olsun diye. Bak benim ayrıntıları da verme. Orada 60 poz çektiler. Bir tek Filiz ile Buğra'nın fotoğraflarını saklıyorlar. Şu Filiz Hanım'ın gözlerine bakın. Anadolu'daki teyzeme üyesi. Bu yeni geline reva mı bu? Bu yeni gelinin gözüne bakın da 'İyi yapıyor Tayyip Bey' deyin. Yapmayın arkadaşlar. İnsafı olan, vicdanı olan bu işlerden vazgeçsin artık. Bir yıllık evli gel. Bakın onun gözünün içine. Kocasının mühürü çıkan kasasına dolar montajlayan TRT. Al, 'Ne diyorsun?' diye sor bakalım. Üzgünüm. Onun izniyle yayınlıyorsunuz sen. Bizim vergimizle yayınlıyorsunuz. Kasadan mühür çıktı. 'Para çıktı' yalanı attınız. O gün daha beş aylık evliydi. Allah seni nasıl biliyorsa öyle yapsın. Allah seni nasıl biliyorsa öyle yapsın. Bu kadar zulmün bir bedeli elbet olacak. Bu dünyada olmazsa öbür dünyada olacak. İki eli yakanızda. Kimse helallik istemesin. Hiçbir hakkımızı helal etmeyeceğiz. Hani böyle 'Helal ediyor musun?' diye soruyorlar ya. Vallahi de billahi de bu zulmü yapanlara hakkımız helal değildir, helalleşmez. Yazılar olsun. Yazılar olsun bu düzen kurana, savunana, sürdürülene. Yazılar hepinize iyi seyirler. Bakın, bu insanların gözünün içine bir bak. Aile Dayanışma Ağı. Bunları ne yapıyorsun biliyor musun? Birbirlerine tutunuyorlar ki düşmenler diye. Siz düşeceksiniz, siz. Sizi düşüreceğiz. Siz düşeceksiniz. İktidardan da düşeceksiniz. Haksız bir yerde oturduğunuzda veya kürsülerden de düşeceksiniz. Hepiniz hesap vereceksiniz. Bu yeni gelinin masumiyetine, bu genç evlinin masumiyetine, bu annenin hüznünde boğulacaksınız. Başka bir diyeceğim yoktur."