Mehmet Murat Yıldırım

İsviçre’nin başkenti Bern’de 1 Mayıs İşçi Bayramı, Unia sendikası öncülüğünde düzenlenen kitlesel bir yürüyüş ve mitingle kutlandı. Altstadt’tan başlayan ve parlamento binası önünde son bulan eylemde, göç politikaları ve yaklaşan referandum süreci protestoların odağındaydı.

Bern’de 1 Mayıs coşkusu


her yıl olduğu gibi bu yıl da, işçi sınıfı ve hak savunucularının yoğun katılımıyla gerçekleşti. Şehrin tarihi merkezi Altstadt’tan kortejler halinde harekete geçen kitle, sloganlar ve pankartlar eşliğinde İsviçre parlamento binasına kadar yürüdü. Yürüyüş boyunca ekonomik adaletsizliklere dikkat çekilirken, özellikle göçmen haklarına yönelik baskıcı politikalar sert bir dille eleştirildi.

Yürüşe, Yeşiller Partisi, Sosyal Demokrat Parti ve İsviçre İşçi Partisi temsilcilerinin yanı sıra İnsan Hakları Dayanışma Derneği ve Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi de yer aldı. Mitingin dikkat çeken isimlerinden biri olan SYKP Kurucu Eş Genel Başkanı Tuncay Yılmaz, yaptığı konuşmada işçi sınıfı mücadelesinin bir parçası olan gençliğe ve Türkiye’den gelen göçmenlerin yaşadığı baskılara değindi. Yılmaz, Orta Doğu’daki savaşların yarattığı ağır sonuçlara işaret ederek, göçmenlerin haklarını savunmak için ortak mücadelenin önemini vurguladı.

Eylemin en dikkat çeken başlıklarından biri, 14 Haziran’da sandığa taşınacak olan ve kamuoyunda tartışmalara yol açan "10 milyon İsviçre" referandumu oldu. Peki, geniş kitlelerin tepkisini çeken bu süreç ne anlama geliyor?


Bu kampanya, esas olarak İsviçre’nin nüfusunun 10 milyona ulaşmasını engellemeyi hedefleyen bir sınırlama girişimidir. Sağ kanat politikaların bir ürünü olan bu teklif, ülkeye yönelik göçün sıkı bir şekilde kısıtlanmasını ve nüfus artışının kontrol altına alınmasını öngörmektedir. Destekçileri bu durumu altyapı ve çevre koruma argümanlarıyla savunsa da; sendikalar ve sol partiler bu girişimi "göçmen düşmanlığı" ve "kapalı bir kale yaratma çabası" olarak nitelendiriyor.

Göç politikalarına karşı dayanışma çağrısı

Mitingde yapılan açıklamalarda, söz konusu referandumun kabul edilmesi halinde göçmenlerin çalışma izinlerinden oturum haklarına kadar pek çok alanda büyük zorluklarla karşılaşacağı belirtildi. Katılımcılar, İsviçre ekonomisinin ve toplumsal yapısının göçmen emeğiyle ayakta durduğunu hatırlatarak, ayrımcı politikalara karşı 14 Haziran’da güçlü bir dayanışma sergilenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Program, konuşmaların ardından çekilen halaylar ve müzik dinletileriyle sona erdi.