GÜNDEM

KESK ve Eğitim Sen'den MEB önünde çağrı: Okulların güvenlikli hale getirilmesini istiyoruz, ortak talep budur

KESK ve Eğitim Sen üyeleri, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda meydana gelen silahlı saldırıları protesto etmek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplandı. Eylemde okulların güvenli hale getirilmesi talebi ve Milli Eğitim Bakanı'na yönelik istifa çağrıları öne çıktı.

Abone Ol

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) üyeleri, Şanlıurfa ile Kahramanmaraş'ta bulunan eğitim kurumlarında gerçekleşen silahlı saldırılara tepki göstermek amacıyla Ankara Yüksel Caddesi'ndeki KESK Genel Merkezi önünde bir araya gelerek Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) binasına yürüdü.

Eyleme; Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Özgül Saki, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekilleri Semra Dinçer ve Deniz Demir, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ile İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Cihan Aydın destek verdi. Katılımcılar, yürüyüş boyunca "Bakan istifa", "Hak verilmez, alınır. Zafer sokakta kazanılır" ve "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz" sloganlarını attı.

OKULLARIN GÜVENLİKLİ HALE GETİRİLMESİNİ İSTİYORUZ

Milli Eğitim Bakanlığı binası önünde açıklamalarda bulunan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, "Bu topraklarda inancı, dili, rengi ne olursa olsun herkesin bir arada kardeşçe ama özgür eğitim ortamlarında bir arada yaşamasını savunacağız" dedi. Okullardaki güvenlik sorununa ve pedagojik yaklaşıma dikkat çeken Irmak, şöyle konuştu:

"Okulların güvenlikli hâle getirilmesini istiyoruz, ortak talep budur. Ama bunu okulun kapısına bir tane polis dikerek değil; yarattığınız şiddet ortamına sebep olan bu nedenleri ortadan kaldırmadığınız sürece, işe pedagojik yaklaşmadığınız sürece, her okula yeteri kadar rehber öğretmen, psikolojik danışman görevlendirmediğiniz sürece, okulları ve öğrencileri zapturapt altına alan değil özgürlükçü bir ortamda bilimsel bir eğitim vermediğiniz sürece bu kötülükler devam edecek. Ama işin kötüsü, bu kötülükleri yapan siz, sonucunu ve acılarını yaşayan bu ülkenin gerçek sahibi halk. İşte biz o halkız ve biz de size bunu tanımayacağız. İşin kolayını bulmuşlar; bir yerde bir yolsuzluk oluyor, bir kişiyi harcıyorlar, yolsuzluğun üstü kapanıyor. Madenlerde insanlar ölüyor, orada bir tane teknik elemanı alıyorlar görevden, yargılıyorlar, işin içinden kurtuluyorlar. Şimdi de hayır, gerçek anlamda 8. sınıf öğrencisiymiş gibi şuradan buradan besleniyorlar diyerek kendi sorumluluklarını hasır altı etmeye çalışıyorlar. Biz, gerçek failin bir derecede saray siyaseti olduğunu, ardından Sayın Bakan olduğunu, Siverek’te ve Kahramanmaraş’ta bütün tehditler ve acılar göre göre geliyor olmasına rağmen gerekli tedbiri almayan idareciler olduğunu düşünüyoruz. Yargılanmaları gerekiyor, hesap vermeleri gerekiyor. Biz de hesabı sormak için burada bir aradayız. Yaşananların hesabını halka verecekler. Kurtuluş yok, tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz; hep beraber bu hesabı soracağız."

KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak ise konuşmasında yoksullaşma, adaletsizlik ve demokrasinin kanallarının tıkanmasıyla bir çürüme sürecinin yürütüldüğünü ifade etti. Koçak, şunları kaydetti:

"Şiddet bu ülkede yeni örgütlenmiyor, şiddet bu ülkenin sokaklarında yıllardır var. Bu ülkede bu sistemin temsilcileri sadece çocuklardan katil yaratmadı. Bu ülkenin temsilcilerinin yürüttüğü politikalar bu ülkede 'doktor dövebiliyoruz' diye övünen bir çürümüşlük yarattı. Bu ülkede eğitime yönelik şiddet sadece dünün, bugünün sorunu değil, çok uzun süredir üniversitelerde özel savaşın bir parçası olarak yürütülen uyuşturucu çeteleri, mafya kartellerinin cirit attığı bir ülkeye dönüşmüş olan ülkemizde üniversite öğrencileri bu şiddetin içerisinde, maalesef üniversite öğrencileri kaybettik. Fuhuş bataklığında, uyuşturucu çetelerinin bataklığında arkasına düştüğümüzde olayı aydınlatmak ne kadar zor oldu. Gülistan Doku ortada. 6 yıl sonra ancak Gülistan Doku'nun öldürüldüğünü kabul etti bu ülkenin temsilcileri. Adalet neredeydi bugüne kadar? Gülistan Doku'nun ailesi 6 yıldır bu mücadeleyi veriyordu. Bu ülkede çok açık ki uyuşturucu çetelerinin, mafyanın cirit attığı ilişkiler bu çürümüşlüğün bir parçası. Onlara zemin hazırlayanlar da bu işin en önemli sorumlusu. Bu ülkede deprem oluyor, insanlarımızı kaybediyoruz. 'Hesabını versinler' diye soruyoruz, gelen cevap açık. Her yaşanan felaketin sorumlusunu kişilere, ailelere, bizlere yüklüyorlar. Biz bugün mücadelemizi yürütürken bu işin sorumlusunun kim olduğunu artık söylemeyeceğiz. Herkes sorumlunun kim olduğunu biliyor. Bu iktidar çeyrek asırdır yürüttüğü politikalarla yaşadığımız bütün karanlığın en temel sorunlarından biridir, en temel sorumlusudur."