Haber: MEHMET YAZICI

CHP Parti Meclisi Üyesi ve Samsun Milletvekili Neslihan Hancıoğlu'nun, kadına yönelik şiddet ve sağlıkta şiddeti önleyeceği iddiasıyla hazırlanan kanun teklifi üzerine, TBMM Genel Kurulu'nda konuştu; "Sırf kadın olduğu için, cinsiyetinden ötürü şiddete maruz kalan bütün kadınların vebali, bu iktidarın boynuna olacak!" 

Kadına yönelik şiddeti ve sağlıkta şiddeti önleyeceği iddiasıyla hazırlanan teklifin 3'üncü maddesi üzerine TBMM Genel Kurulu'nda söz alan Hancıoğlu; İlgili maddede yer alan düzenlemeler için şu ifadeleri kullandı; 

"BU TEKLİF BU HALİYLE GÖZ BOYAMADIR"

"Kasten yaralama suçunun kadına karşı işlenmesi durumunda cezanın alt sınırı altı aydan az olamayacak." Türk Ceza Kanunu'na işte bu hüküm ekleniyor. Bakın, bu hükmün aslında hiçbir hükmü yok çünkü kısa süreli hapis cezaları için öngörülen adli para cezasına ilişkin hükümleri düzenleyen 50'nci madde yerli yerinde duruyor. Yani ceza alt sınırının bu biçimde yeniden düzenlenmesi cezanın adli para cezasına dönüştürülerek faillerin serbest bırakılması sorununa hiçbir çözüm üretmiyor, yapılan değişikliğin hiçbir caydırıcılığı yok. Sadece bu yönüyle baktığımızda bile önümüze getirilen bu kanun teklifinin kadına yönelik şiddetle mücadele perspektifinden yoksun olduğunu söyleyebilirim. Bu teklif bu hâliyle göz boyama, görev savma, eşitsizliği, adaletsizliği ve cezasızlık algısını sürdürme yaklaşımının bir tezahürüdür." dedi.

"TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ DEMEKTEN KORKUYORSUNUZ"

Gözden kaçırmayın

Cinsel saldırı faili Hasan Bilgili hakkında tutuklama talebi yine reddedildi Cinsel saldırı faili Hasan Bilgili hakkında tutuklama talebi yine reddedildi

Hancıoğlu konuşmasına şu sözlerle devam etti;  "Bu teklifi bugün burada müzakere ettirenlerin niyeti eğer gerçekten sorunu çözmek olsaydı bu madde "Cinsiyete dayalı şiddet suçunda cezanın üst sınırı verilir." şeklinde düzenlenirdi. Yine, ayrıca, Ceza Kanunu'nun 86'ncı maddesinin (3)'üncü fıkrası (a) bendinde yer alan "Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı" ibaresi "Aralarında aile bağı veya ilişki bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kadına karşı" şeklinde değiştirilmeliydi. Böyle yapılmalıydı ki kanun cinsiyet temeline dayalı her türlü şiddeti kapsayacak bir şekle bürünsün fakat bunlar yapılmıyor, bütün bunlar işin hukuki boyutu ve sakatlıkları. Şimdi gelelim konunun siyasi boyutuna. Komisyonlarda söyledik, şimdi tekrar söylüyoruz: Korkuyorsunuz "Toplumsal cinsiyet eşitliği" demekten korkuyorsunuz. İşte, bunu diyemediğiniz için kadına karşı sırf kadın olduğu için, kadının cinsiyetinden dolayı işlenen suçları doğru tanımlayamıyorsunuz ve bu nedenle yasaları da buna göre düzenlemeye eliniz varmıyor. Bunu diyemediğiniz için "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da ceza indirimi gibi kararlar kadına karşı işlenen suçlarda verilemez." şeklinde bir düzenleme yapamıyorsunuz. Bunu yapmadığınız yani kanunları caydırıcı hâle getirmediğiniz sürece sırf kadın olduğu için, cinsiyetinden ötürü şiddete maruz kalan kadınların vebali boynunuza olacak. ifadelerini kullandı.

"BU TEKLİFTE CEZASIZLIK ALGISINI ORTADAN KALDIRACAK HİÇ BİR HÜKÜM YOK"

Hancıoğlu; KEFEK'te söyledik, Adalet Komisyonunda söyledik, burada bir kez daha söylüyoruz: Bu teklifte kadına karşı şiddetin önlenmesi adına, kadın cinayetlerinin engellenmesi adına ya da ısrarlı takibe maruz kalan kadınları korumak adına cezasızlık algısını ortadan kaldıracak hiçbir hüküm yok hatta daha da ötesi, teklifte kadının ismi var, cismi yok. Kadına karşı işlenen suçlar konusunda hem sahada hem de hukuk mevzisinde yıllarca büyük mücadeleler yürüten sivil toplum örgütlerinin görüşleri burada yok, baroların, barolar bünyesinde görev yapan komisyonların görüşleri yok. Ve son olarak şunu söylemek istiyorum: Bakın, bugün bunun gibi çalakalem teklifler hazırlayıp bir torbaya doldurabilir, onları da parmak çoğunluğuyla Meclisten geçirebilirsiniz. Peki, ya sonra, sorunun çözümü noktasında bu kanunun hiçbir işe yaramadığı ortaya çıktığında bunu nasıl izah edersiniz? diye genel kurula sordu.