İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında ilçede gerçekleştirilmesi planlanan eylem ve etkinliklere yönelik getirdiği yasaklama kararına karşı yargı yoluna başvurdu.

İstanbul Barosu tarafından yapılan yazılı açıklamada, Beyoğlu Kaymakamlığı'nın 7 Mart 2026 tarihli kararıyla ilçedeki tüm eylem ve etkinlikleri yasaklamasına tepki gösterildi. Açıklamada, temel hak ve özgürlüklerin keyfi biçimde kısıtlandığı ve söz konusu kararın hukuka aykırı olduğu vurgulandı.

Beyoğlu Kaymakamlığı, "kamu düzeni ve toplumsal barışı bozabilecek eylemlere sebebiyet verebileceği" gerekçesiyle ilçede eylem yasağı getirdiğini açıklamıştı. Bu yasak kapsamında saat 15.00 itibarıyla Taksim Meydanı, Gezi Parkı, İstiklal Caddesi ve çevresindeki ara sokaklar ile Sıraselviler Caddesi ve Tünel Meydanı yaya ve araç trafiğine kapatıldı.

ANAYASAL HAKLARIN KORUNMASI VURGUSU

İstanbul Barosu, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 34. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 11. maddesi ile güvence altına alındığını hatırlattı. Baro, kadınların ve LGBTİ+ bireylerin eşitlik ve özgürlük taleplerini dile getirdiği 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü ve Onur Yürüyüşü gibi etkinliklerin her yıl sistematik olarak yasaklanmasının anayasal bir hak ihlali olduğunu belirtti.

Baro tarafından yapılan açıklamada ayrıca şunlar kaydedildi: “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 34. maddesi uyarınca güvence altına alınmıştır. Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 11’inci maddesi de örgütlenme ve barışçıl toplanma hakkını koruma altına almaktadır. Son dönemde bu hakkın hukuka aykırı ve keyfi yasaklamalar yoluyla ihlal edildiği gözlemlenmektedir. Toplumsal taleplerin barışçıl yollarla dile getirilmesi, demokratik toplumun işleyişinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Kamu düzeni veya güvenliği gerekçesiyle getirilen kısıtlamaların, ölçülülük ilkesine aykırı şekilde uygulanması, hem Anayasa'ya hem de uluslararası insan hakları normlarına açıkça aykırıdır. Bu çerçevede, yetkilileri hukukun üstünlüğüne ve temel hak ve özgürlüklere uygun hareket etmeye davet ediyor; iptal davamızın takipçisi olacağımızı ve keyfi yasaklamaların son bulması için mücadeleyi sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.”

Kadın Hakları Merkezi, "8 Mart yasaklanamaz; Anayasal haklar idarenin keyfi kararlarıyla kısıtlanamaz" başlığıyla yayımladığı metinde, yasak kararının gerekçesinin kabul edilebilir bir dayanaktan yoksun olduğunu ifade etti. İdarenin aldığı bu tür kararların demokratik toplum düzenine zarar verdiği kaydedildi.