İncesu Ziraat Odası Başkanı Yaşar Karaçavuş, İncesu-Yavaş Mevkiindeki deneme arazilerinin, amacı dışında kullanıldığını ve arazide usulsüz biçimde ticari faaliyet yürütüldüğünü iddia etti.

“REKTÖR ÖNCE KABUL ETTİ, SONRA GEREKÇE GÖSTERMEDEN İPTAL ETTİ”

İncesu ilçesinin belli bir bölümünün sulak alandan dolayı tampon bölge ilan edilmesi ve ilçede bir başka alanın Organize Sanayi Bölgesi’ne dahil edilmesinden dolayı ekecek arazileri kalmayınca, ERÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Çalış ile görüştüklerini söyleyen Karaçavuş, Rektör Çalış’ın önce kendilerine arazide ekim için izin verdiğini, ancak daha sonra gerekçe göstermeksizin vazgeçtiğini ifade etti. Bu durum üzerine yaptıkları araştırmalarda, deneme arazisi olarak kullanılması gereken alanda aslında ticari faaliyet yürütüldüğünü fark ettiklerini belirten Karaçavuş, olayla ilgili süreci şu şekilde anlattı:

“MUHATAP BULAMIYORUZ”

“İncesu’nun arazisi daraldı. Sayın Haseki Başkan (AK Parti Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki) açıkladı, daha yeni 3 bin dekar mera ve 600 dekar tarım arazisini İncesu Organize Sanayi’ye kattılar. Daha önce 8 bin 400 dekar İncesu Organize’ye tahsis edildi. 9 bin 600 dekar da tampon bölge ilan edildi. İlçede arazi kalmadı. Cumhurbaşkanımızın sözü var; bir avuç ekilmedik arazi kalmasın diye. İlçede arazi kalmayıp çiftçi de sürekli bana ne yapacağız diye gelince, Üniversite’nin deneme arazisi olarak kullandığı bu alanda (Yavaş Mevkii) bayağı bir boş arazi var, biz de İncesu olarak değerlendirelim dedik, Rektör’e gittik. Rektör Bey de olumlu karşıladı. Aradan on gün falan geçti, biz araziye girdik. Sürerken oradaki Türkmen çoban bize, ‘Ben buranın bekçisiyim, araziyi süremezsiniz.’ dedi. Öyle bir emir aldığını söyledi. Rektör Bey’in izni var, bilgisi var, niye böyle yapıyorsunuz dedik ama yanıt alamadık. Rektör Bey’e sonra Baki Bey (MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy) ulaştı. Kadir Güneş Bey (Kayseri Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu ve Kocasinan Ziraat Odası Başkanı) ulaştı. Hiçbirine de olumlu bir cevap vermedi. Çiftçimizin patatesi, gübresi römorklarda yüklü halâ bekliyor. Maalesef Rektör Bey’i ne hikmetse bu konuda ikna edemedik. Sonra Vali Bey’i aradım. ‘Sayın Valim, Sayın Cumhurbaşkanımızın emriyle ekilmedik arazi koymayacağız denildi. Bu da mevsimlik yapılacak iş, zamanı geçiyor bize yardımcı olun.’ dedik. Vali Bey'den de dönüş alamadık.”

“1000 TANE BADEM AĞACINI KİM TOPLUYOR?”

Arazide ticari faaliyet yürütülmesinin kanıtı olarak, 1000 adet badem ağacının ürününe işaret eden Karaçavuş, “Deneme ve uygulama arazileri normalde 10 dekar olur, 20 dekar olur. Biz, 3 bin 600 dekar araziden söz ediyoruz. Burada binlerce badem var. Bu bademler ne iş görüyor, kimler topluyor, kimler görüyor? Eğer erozyonla ilgili dikildiyse bir sıra dikilir, erozyonu önlersin. Ama burada bu kadar dönüme badem dikersen, kimse kusura bakmasın bu erozyonu önleme olmaz. 10, 20  değil, 1000 tane badem ağacından bahsediyorum. Kim topluyor, kim götürüyor, bu bademler ne yapılıyor? Bademlerin neden bakımı yapılmadı, sonuçta üniversite neden yaptırmadı bunları?” dedi.

“TARIM ARAZİSİNDE KOYUN YETİŞTİRİP TİCARETİNİ YAPIYORLAR”

Öte yandan, ERÜ Veteriner Fakültesi’ne ait 200 civarında koyunun da burada yetiştirilerek ticaretinin yapıldığını savunan Karaçavuş, “Orada Veteriner Fakültesi’nin 200 civarında koyunu var. 1000 dekar araziyi koyunların yayılması için bırakmışlar. Ben de Fakülte’ye dedim ki, ‘Yanlış yapıyorsunuz, tarım arazisini koyun yaymak için kullanamazsınız, meraya çıkarın burayı.’ Koyunlar duruyor. Veterinerlik Fakültesi’nde İ. Bey bana, ‘200 koyunum var, bu arazide yayılacak.’ diyor. Ben de diyorum ki, ‘Hayır efendim, burası tarım arazisi.’ Eğer bir uygulama yapılacaksa 10 koyun, 20 koyun üzerinden yapılır. 200 koyun ticaret değil mi?” diye sordu.

Gözden kaçırmayın

Anayasa Mahkemesi, zorunlu din dersini "insan hakları ihlali" olarak değerlendirdi Anayasa Mahkemesi, zorunlu din dersini "insan hakları ihlali" olarak değerlendirdi

“ARAZİDE YETİŞEN YONCAYI ŞEKER FABRİKASI ALIYOR, BU TİCARET DEĞİL Mİ?” 

Arazide bin 500 dekar alanda yetişen yoncanın, 5 işçinin maliyetinin karşılığında Şeker Fabrikası’na verildiğini öne süren Karaçavuş, “Bin 500 dekar yonca Şeker Fabrikası’na 5 işçi karşılığı verilmiş. Yani 5 işçinin maaşını yatırıyormuş Şeker Fabrikası. Peki, buradan çıkan mahsulü kim alıyor? Şeker Fabrikası. Bunun adı ticaret olmuyor mu? Saray Halı’ya vereceklerini de buranın sorumlu hocalarından A.U. bizzat benim yüzüme söyledi. ‘Biz Saray Halı’ya vereceğiz, 7 tane işçiyi sen karşılayabilir misin?’ dediler. Tabi belki şimdi inkar da edebilirler. 7 işçinin yıllık maliyeti 600 milyar, ben nasıl karşılayayım?” ifadelerini kullandı.

“6 YILDIR BİR ÇİFTÇİYE HİZMET ALIMI DİYE ARAZİ VERDİLER, BÖYLE HİZMET ALIMI MI OLUR?”

Ayrıca Milli Emlak ile Üniversite arasında yapılan bir sözleşme ile arazilerin kullanıma açıldığını, bunun dışında resmî bir işlem yapılmadığını da savunan Karaçavuş, söz konusu 3 bin 600 dekar arazinin 800 dekarının da, 6 yıldır bir çiftçi tarafından kullanıldığını iddia etti. O.B. adlı çiftçiye arazinin hizmet alımı diye verildiğine, ancak bu şartlarda bir hizmet alımının yasal olmadığına dikkat çeken Karaçavuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Milli Emlak ile Üniversitenin kendi arasında sözleşmesi olduğu için resmî hiçbir anlaşma yapmıyorlar. Yeşilhisar’daki bir çiftçi örneğin bu arazide 800 dekarda ayçiçeği ve patates ekiyor. Bunu da deneme için yapılmış hizmet alımı gibi gösteriyorlar. Bu, ticaret mi oluyor, hizmet alımı mı oluyor? O.B. (Yeşilhisarlı çiftçi)’ye de 6 yıl önce birileri vermiş. Araştırıyoruz, ortada resmî bir şey de yok. Ben de zaten Rektör’e sürüm için fiyatı bizim Ziraat Odamızdan almalarını söylüyorum. Şimdi, O.B. olarak boru sizden, sulama sizden, ekim sizden, tohum sizden… Peki bu nasıl hizmet alımı oluyor? Ben neden sizin için bu kadar malzememi bağlayayım? Böyle hizmet alımı mı olur?”

“NEDEN İNCESU İLE ÇALIŞILMIYOR DA DİĞER KURUMLARLA ÇALIŞILIYOR?”

Rektör Çalış’ın kendilerine gerekçe olmaksızın yanıt vermemesini doğru bulmadıklarını dile getiren Karaçavuş, şunları söyledi:

“Ben şimdiki rektörü suçlamıyorum sadece. Sonuçta burası 40 yıl önce tahsis edilmiş. Sadece şimdiki Rektör ile alâkalı bir sorun değil ama şu andaki rektör de Mustafa Çalış. Rektör Bey bizimle birlikte gidip araziyi incelemiş olsaydı, o 3 bin 600 dekar arazinin ne halde olduğunu görürdü. Devlette devamlılık esastır. Şu andaki Rektör’ün demesi lazım ki, ‘Bu arazi nasıl kullanılmış ki bugün bu insanlar bize bunu zorluyor.’ diye düşünmesi gerekiyordu. Biz, şunu diyoruz; Üniversitemiz neyi istiyor, karpuz ekelim, fasulye ekelim, nohut ekelim, patates ekelim, 10 çeşit 20 çeşit ürün ekelim, bundan da İncesu ve Üniversite faydalansın. Ne için İncesu Ziraat Odası ile çalışılmıyor da, Şeker Fabrikası da bir kamu ama 6 bin 700 üyesi olan bir kuruluşun görüşü alınmadan oralarla çalışılıyor. Benim ilçemden bunları yapabiliyorsanız ben de size benim görevim nedir diye sorarım.”

“CUMHURBAŞKANLIĞINA ŞİKAYET EDERİM DEMİŞSİN”

Rektör Çalış’ın konuyla ilgili cevap vermek yerine kendisine suçlamada bulunduğunu da belirten Karaçavuş, “Ben Rektör Bey ile bir görüştüm. Kendisinin bana ifade şu; ‘Orayı komple sürerim’ demişsin dedi. Doğru, dedim. ‘Cumhurbaşkanlığına şikayet ederim demişsin.’ dedi. ‘O da doğru.’ dedim. ‘Sayın Rektör, ben buradayım, dedikodu ile ülkeyi yönetmiyoruz, şahıs olarak ben buradayım, buyurun sorun, cevabınızı vereyim.’ dedim. Şimdi, bana Rektörlük şu açıklamayı yapmıyor; ‘Kardeşim, biz şunu yapacağız ya da şu sebepten dolayı sizinle çalışmak istemiyoruz.’ demiyor. Sıkıntı burada” dedi.

“OLAYI MAHKEMEYE GÖTÜRECEĞİM”

Bundan sonraki süreçte olayı mahkemeye taşıyacağını kaydeden Karaçavuş, “Bundan sonra olayı mahkemeye götüreceğim. Çünkü yüzlerce şahitlik edecek insan var burayla ilgili. İncesu’daki çiftçiler de kızıyor zaten. Biz de onun için İncesu Ziraat Odası olarak harekete geçtik. 9 bin 600 dekar arazi, Örenşehir'in altında tampon bölge ilan edildi. Yani buradan su çıkaramıyorsun, su çalışması yapamıyorsun. 9 bin dönüm oradan gitti, Organize’ye toplamda 15 bin dönüme yakın arazi gitti. İncesu’yun zaten ne arazisi vardı ki. Parsel daraldı. Daraldıkça da Ziraat Odası’na geliyorlar, şikayetleri oluyor, biz de gerekli yerlere bildiriyoruz ama sonuca gidemiyoruz” ifadelerini kullandı.