Ahmet Ünsal / Manisa
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta iki silahlı öğrencinin yaşattığı silahlı saldırılar sonrasında öğretmen, öğrenci ve okul idarecilerinin yaşamını yitirmesi, onlarca öğrencinin ağır yaralanması olaylarının öfkesi dinmedi.
Eğitim-İş ve Eğitim-Sen, Şehzadeler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önüne siyah çelenk bırakarak vahşeti ve onun sorumlularını protesto etti.
Sendikalara üye olan öğretmenler, daha sonra Cumhuriyet Meydanı’nda toplanarak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya ve sorumluları göreve davet etti.

Basın açıklamasını Eğitim-İş Sendikası adına Aziz Deniz Oğuz, Eğitim-Sen Sendikası adına ise Manisa Şube Başkanı Mehmet Ramazan okudu.
Sendika başkanları Deniz Oğuz ve Ramazan birlikte okudukları açıklamalarında şu ifadelere yer verildi:
“Öncelikle bugün 17 Nisan Köy Enstitülerinin kuruluşunun 86. yıldönümünü kutluyoruz. Köy Enstitüleri, öğrenci ve öğretmenin kimi zaman birlikte harç kardığı, kimi zaman birlikte ağaç diktiği, kısacası yaşamı umutla ürettiği hayatın içinde eşitlikçi bir eğitim deneyimi olarak ufkumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Basın açıklamamıza geçmeden önce ‘aydınlanma ışığı sönmeyecek’ diyen Köy Enstitülerini selamlıyoruz.
Bugün burada, Milli Eğitim Müdürlüğü önüne bıraktığımız bu siyah çelenk, tuttuğumuz yasımızın ve isyanımızın en somut simgesidir; tükenen sabrımızın, her geçen gün büyüyen öfkemizin ve sarsılmaz hesap sorma irademizin tanığıdır! Son iki yılda, yani mevcut Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görev süresi boyunca, tam 37 öğrenci ve öğretmenimiz şiddetin, ihmalkârlığın ve liyakatsizliğin kurbanı olarak hayattan koparıldı. Bu korkunç tablo basit bir istatistik değil; yitip giden canlarımız, kararan geleceklerimiz ve eğitim sisteminin içine düşürüldüğü çukurun kanıtıdır.
Daha dün, bu acı gerçekler ortadayken Bakanlık bir açıklama yaparak bizlere utanmadan ‘Müsterih olun’ deme cüretini göstermiştir. Buradan, bu siyah çelengin ardından o karanlık zihniyete açıkça ilan ediyoruz: Asıl siz müsterih olun! Adım adım karanlığa sürüklediğiniz, gerici politikalarınızla boğmaya çalıştığınız çocuklarımızı, gençlerimizi ve meslektaşlarımızı asla sahipsiz bırakmayacağız! Sizin ‘müsterih’ olduğunuz, koltuklarınızda rahatça oturduğunuz bu düzende, okullarımız birer şiddet sarmalına teslim edilmiş, eğitim emekçilerinin can güvenliği tamamen hiçe sayılmıştır.
Mevcut siyasi iktidar döneminde 8 bakan, 18 defa da müfredat değiştirildi. Adeta eğitimi bir yapboz tahtasına çevirdiler. Ortaya çıkan tabloyu hemen hepimiz görüyoruz. Eğitim lime lime dökülürken, bırakın bilimsel eğitimi, ne eğitim emekçilerinin ne de öğrencilerin can güvenliği sağlanıyor. Dün iki bakanlık yetkilisi toplandı ve tüm ülke kamuoyu Maraş’ta yaşanan katliamın ardından eğitimde şiddetin ortaya çıkmasına son verecek bir yol haritası çıkarmalarını bekliyordu. Yayınlanan metinde genel geçer değerlendirmeler dışında somut hiçbir çözüm önerisi bulunmuyor. Daha önce getirdikleri çözüm önerilerini gördük. MESEM’lerde yaşanan denetim eksiklikleri ve iş cinayetlerinin sorumluluğunu öğretmenlere yıkmaya çalışıyorlar. Koordinatör öğretmenlere çip takıp takip edecekler. Yani kendi yarattıkları yıkımın faturası yine öğretmenlere kesildi.
Üç gündür alandayız ve artık yalnızca taziye dileme ve üzüntülerimizi paylaşmanın çok ötesinde bir noktadayız. Maraş’ta tablonun daha fazla ağırlaşmaması en büyük temennimiz. Ama biz şunu çok iyi biliyoruz: Şiddet sadece Urfa’da, Maraş’ta, İstanbul’da, Antalya’da ya da Mersin’de yaşanmıyor. Şiddet sadece okullarda kol gezmiyor. Dönüp baktığımız her yerde; evde, sokakta, hastanede, AVM’de, televizyonda, trafikte, Meclis’te hemen her yerde şiddet var. Üstelik sadece insanlara yönelik değil, hayvanlara ve doğaya karşı şiddet de durulmuyor. Bu tablo ne sürdürülebilir ne de kabul edilebilir bir noktada.
Çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin hayatı bu kadar ucuz değildir! Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğinin olmadığı bir ortamda asgari bir eğitim dahi yapılamayacağı gün gibi ortadadır.
Maraş’ta saldırganın okula çok sayıda silahla girebilmiş olması bile başlı başına bir güvenlik zafiyetini göstermektedir. Ancak mesele yalnızca güvenlikçi politikalara da indirgenemez.
Toplumun her alanında şiddeti körükleyen, mafyalaşmayı ve çeteleşmeyi sıradanlaştıran, gençleri umutsuzluğa iten, eşitsizliği derinleştiren, üniversitelerde palalarla saldırı gerçekleştirenleri aynı gün serbest bırakan, cezasızlığı hâkim kılan bu düzen; bugün okullarımıza kadar sirayet etmiş durumdadır.
Televizyonlardan sosyal hayata kadar yayılan bu şiddet iklimi ve toplumsal çürüme hali artık doğrudan çocuklarımızı ve eğitim emekçilerini hedef almaktadır.
Yeter Artık!
•Eğitim alanındaki güvenlik zafiyetleri derhal giderilmelidir.
•Şiddeti besleyen politikalar terk edilmelidir.
•Kamusal, eşit, bilimsel, laik eğitim tüm boyutlarıyla hayata geçirilmelidir.
•Gençleri güvencesizlikten ve umutsuzluktan kurtaracak, toplumsal dayanışmayı büyütecek, tekçi değil diyaloğa ve katılımcılığa dayalı bütünlüklü politikalar hayata geçirilmelidir.
Sizi son kez uyarıyoruz: Eğitimde şiddet yasası amasız, fakatsız derhal çıkarılmalı, okullarımızdaki devasa güvenlik zafiyetleri bir an önce giderilmelidir. Artık tek bir meslektaşımızın, tek bir öğrencimizin dahi burnunun kanamasına, kılına zarar gelmesine zerre kadar tahammülümüz kalmamıştır. Bizler, Cumhuriyetin aydınlık yüzü olan eğitim neferleri olarak, ne sizin baskıcı politikalarınıza boyun eğecek ne de okullarımızı teslim alan bu şiddet iklimine sessiz kalacağız. Sorumlular tek tek hesap verene, okullarımız yeniden güvenli eğitim yuvaları haline gelene kadar meydanlarda, sokaklarda ve alanlarda mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz!
Susmayacağız!
Alışmayacağız!
Ne okulda ne sokakta ne bugün ne yarın Şiddeti Normalleştirmeyeceğiz!”
🔴 Eğitim sendikaları Manisa'da Milli Eğitim Müdürlüğü önüne siyah çelenk bıraktıhttps://t.co/LBOrnQitNQ#dokuz8/Ahmet Ünsal pic.twitter.com/BaPXshFoue
— dokuz8haber (@dokuz8haber) April 17, 2026





