Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 2026 yılının ilk dört ayında yayımlanan Cumhurbaşkanı kararları doğrultusunda kamuya ait taşınmazların farklı alanlarda özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Yazılı açıklamasında sürecin kapsamının giderek genişlediğini ifade eden Arslan, söz konusu kararların tekil işlemler olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Arslan, "Dün sağlık alanları, bugün askeri taşınmazlar. Alan değişiyor ama yöntem değişmiyor. Aynı araçlarla, aynı anlayışla kamu varlıkları özelleştirme kapsamına alınıyor" dedi.

ÖZELLEŞTİRME KAPSAMINDAKİ TAŞINMAZLAR VE VERİLER

Arslan, 17 Mart ve 24 Nisan tarihli kararlarla özelleştirme kapsamına alınan sağlık alanlarının 44 ilde, 126 taşınmaz ve 2 milyon 319 bin 904 metrekare olduğunu belirtti. 24 Ocak ve 26 Mart tarihli kararlarla özelleştirme kapsamına alınan askeri alanların ise 17 ilde, 60 taşınmaz ve 8 milyon 665 bin 594 metrekare olduğunu ifade eden Arslan, bu taşınmazların satış, kiralama, gelir ortaklığı ve işletme hakkı devri gibi yöntemlerle özelleştirme kapsamına alındığını kaydetti. Arslan, "Bu tablo, parçalı değil, adım adım genişleyen bir programı işaret ediyor" değerlendirmesinde bulundu.

Sürecin büyüklüğüne dair örnekler veren Arslan; İstanbul Başakşehir’de askeri kışla niteliğindeki milyonlarca metrekarelik alanların, Aydın Didim’deki geniş arazilerin, Kocaeli’deki lojman yerleşkelerinin, Malatya’daki askeri cezaevi ve tesislerin, Kayseri’deki bina ve arsaların listede öne çıktığını belirtti. Bu durumun mülkiyet devrinden öte bir anlam taşıdığını vurgulayan Arslan, şunları kaydetti:

"Resmi Gazete’de yalnızca satış değil, kiralama, gelir ortaklığı ve işletme hakkı devri gibi farklı yöntemler yer alıyor. Ancak daha önemlisi bu alanların tasarruf ve planlama yetkisi Özelleştirme İdaresi’ne devrediliyor. Bu da demektir ki; bu alanların kullanım kararları değiştirilebilir, farklı amaçlarla değerlendirilebilir. Yani mesele sadece mülkiyet değil, kamuya ait alanların geleceğine ilişkin karar yetkisinin el değiştirmesidir."

Arslan, özelleştirme politikalarının ekonomik tabloyla birlikte ele alınması gerektiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

"İktidarın yanlış ekonomi politikalarıyla kendi yarattığı krizin bedeli, milyonlarca yurttaşımıza hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı ve ağır vergi yükü olarak ödetiliyor. Ancak aynı iktidar, çözümü üretimde, planlamada ve kamusal yatırımlarda değil, kamuya ait varlıkları özelleştirme kapsamına almakta arıyor. Bir yanda yurttaşın sofrası küçülürken, diğer yanda Cumhuriyetin yarattığı birikimler birer birer elden çıkarılıyor. Bu iktidarın ülkemize ve yurttaşlarımıza hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, adaletsizlik ve derinleşen kriz dışında verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Türkiye yönetilemiyor, savruluyor. Kamu varlıklarını özelleştirme kapsamına almak bir çözüm değil, çaresizliğin ilanıdır. Bu nedenle, halkın güvenini kaybetmiş bir iktidarın ülkeyi daha fazla yönetme meşruiyeti kalmamıştır. Çözüm bellidir, Türkiye bir an önce sandığa gitmeli, söz yeniden milletin olmalıdır."

İbrahim Arslan, açıklamasının sonunda özelleştirme kapsamına alınan askeri taşınmazların il, ilçe, ada-parsel ve yüzölçümü bilgilerini içeren detaylı listeyi kamuoyuyla paylaştığını belirtti.