Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mardin Milletvekili ve DEM Parti Çocuk Komisyonu Eşsözcüsü Beritan Güneş, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Ocak 2026’da Kuzey Suriye'ye yönelik yönelik saldırıların ardından gelişen protestolar sırasında çocuklara dönük hak ihlalleri iddialarını gündeme getirdi.
Güneş şunları ifade etti:
İfade özgürlüğünü ve barışçıl protesto hakkını kullandığı için İzmir'den Mardin'e, Şırnak'tan Hatay'a kadar hapsedilen tüm çocukları sevgiyle selamlıyorum.
Ocak 2026'da başlayan Rojava'ya yapılan saldırılar ve soykırım girişimlerine karşı ülkenin ve dünyanın dört bir yerinde barışçıl protestolar gelişti, ifade özgürlüğünü kullandığı için yüzlerce kişi gözaltına alındı, onlarcası tutuklandı. Evler basıldı, insanlar sokak ortasında işkence gördü. Gözaltına alınan, işkenceye uğrayanlar arasında ne yazık ki çocuklar da vardı.
Altını çizmek gerekir ki ifade özgürlüğü ve toplumsal yaşama dair sözünü söylemek yalnızca yetişkinler için değil çocuklar için de tartışma götürmez bir ilkedir. Rojava protestoları esnasında Vekili olduğum Mardin'in her ilçesinde işkence sahneleri yaşandı. Diyar Koç işkencenin en belirgin yüzü oldu. Kızıltepe'de ve Nusaybin'de halkın gözleri önünde çocuklar kelepçeyle yerlerde sürüklendi. 12 yaşında bir çocuk kolluk tarafından yere çakıldı. Devletin zor gücü alenen halka ve çocuklara karşı kullanıldı.
Yine, Rojava protestoları gerekçe gösterilerek Şırnak'ta 9 çocuk tutuklandı. Gözaltına alındıktan sonra kolluk tarafından alınan ifadeye avukatın ve pedagogun girmesi engellendi. Avukat olmadan tehditle, baskıyla çocuklardan ifade alınarak en temel hakları gasp edildi. Tutuklanmak yetmedi, bu çocuklar ailelerinden, sosyal bağlarından ve okullarından koparılarak hiçbir sebep sunulmaksızın Hatay'a götürüldüler. Burada, bu çocuklar çıplak aramadan fiziksel ve psikolojik işkenceye kadar işkencenin pek çok türüyle karşılaştılar. Çıplak arama esnasında otur-kalk uygulaması rezaletiyle çocuklar büyük bir travma yaşadı. Darbecilerin alışkanlığı olan zorla saç kesmeden kıyafetlerinin kendisine verilmemesine kadar türlü işkence pratikleri uygulandı. İşkence bir insanlık suçu iken siz bunu yetişkinlerden farklı davranılması gereken kişiler olan çocuklara dahi uyguladınız.
Sokağa çıkmayan çocukların bu işkenceden nasibini almadığını sakın düşünmeyin. Sosyal medya paylaşımları üzerinden çocuklar tutuklandı. İzmir'de saç örme videosu paylaştığı için 12'nci sınıf öğrencisini, sınavlara hazırlanan bir çocuğu hapsettiniz. Onunla da kalmadı hapishanede çıplak arama rezaletini 16 yaşındaki bir kız çocuğuna da dayattınız.
İzmir savcılığının ve İzmir cezaevinin lise öğrencisi çocuklar üzerinde özelleşmiş politikalarının farkında olmadığımızı düşünmeyin. Daha önce bir okulda halay çektiği için tutuklanan kız çocuklarından, lise öğrencilerinden bugün, tekrar olan bu uygulamaya kadar bizler aslında sokaklarda ve cezaevlerinde çocuklara dayatılanların farkındayız.
Buradan şunu ifade etmek gerekiyor: Sokaklarda ve cezaevlerinde durum buyken Adalet Bakanı ise daha fazla çocuğu nasıl cezaevine atarımın peşinde. Adalet Bakanı olduğundan beri büyük bir özlemle, her gün çıkıp kendini yasama yerine koyarak çocuklara tehditler savurmaya devam ediyor. Ayrıca, Meclis bünyesinde kurulmuş olan komisyonu da yaptığı açıklamalarla her gün boşa düşürüyor. Bakan Gürlek'e buradan ifade etmek gerekir ki, söz söylemek gerekir ki, sen çocuklarla uğraşacağına, çocukları hapsetmenin yollarını arayacağına, çocuklara işkence yapan cezaevi müdürlerine, çıplak işkence gibi yüz karası uygulamalarınla ilgilen ve Bakan Gürlek yine sana düşen -herkesin payına düştüğü gibi- çocuğun üstün yararı ilkesini, çocuklara karşı kamu ve özel ayrım gözetmeksizin her kurumun tüm edinimlerinde çocuğun üstün yararını gözetecek politikalar üretmek olduğunu hatırlatmak gerekir.
Bu vesileyle, İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanına asıl işlerini yapmaya, çocuklara işkence yapanların akıbetini ve ne olduğunu açıklamaya, soruşturma açmaya davet ediyorum. İzmir'deki, Şırnak'taki, Mardin'deki, Hatay'daki çocukların hepsine adalet ve özgürlük borcumuzu ödemek zorunda olduğumuzu, çocuklar için adalet istediğimizi ve bütün çocukların, özellikle Rojava protestolarında gözaltına alınan bütün çocukların derhâl serbest bırakılması gerektiğini buradan bir kez daha ifade ederek hepinizi saygıyla selamlıyorum.





