Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili ve Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi Ahmet Şık’ın kaleme aldığı “Ayna/Heli: Kürt Meselesi Kimlik İnkarı Devlet Zihniyeti ve Yurttaşlık Krizi” isimli kitap, Ayrım Yayınları tarafından yayımlandı. Şık, kitabın tanıtım faaliyetleri kapsamında dün Taksim’deki bir mekanda gazeteci meslektaşlarıyla bir araya geldi. Tanıtım toplantısında Şık’a, TİP Genel Başkanı Erkan Baş ile TİP Sözcüsü Sera Kadıgil eşlik etti.
TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ'NİN YAKLAŞIMI
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, toplantıda yaptığı konuşmada Kürt sorununa ve kitaba dair değerlendirmelerde bulundu. Baş, “Bugünün siyasal görevleri itibarıyla da bu konuda tarafsız, duyarsız, önemsemez bir pozisyon almak bize göre mümkün değildir. Şimdi Türkiye’de biz bir demokrasi sorunundan söz ediyorsak Kürt sorununu yok sayamazsınız. Biz bugün Türkiye’de eşit yurttaşlık sorunundan bahsediyorsak, Türkiye’de birileri yurttaş birileri daha yurttaşsa Kürt sorunu burada merkezi bir yerde durmak zorundadır. Bizim daha önce ilk HDP listelerinden Meclis’e girme gerekçemiz de sonra Emek ve Özgürlük İttifakı’nda omuz omuza durmayı tercih etmemiz de birisi sürekli olarak iktidar tarafından düşmanlaştırılıyorsa, ötekileştiriliyorsa, sürekli operasyonlara uğruyorsa, siyaset yapma hakkı dahil, seçme ve seçilme hakkı dahil bunlar gasp ediliyorsa ‘Biz bu konuyla ilgilenmiyoruz’ deme şansımız, lüksümüz falan yoktur. Dolayısıyla biz iktidarın o baskısı karşısında tereddütsüz biçimde siyasi, ideolojik ve pek çok tartışma yapabiliriz ama Kürt halkını bir bütün olarak karşısına aldığında bu iktidar, bir devrimciye, bir sosyaliste, bir ilericiye, bir yurtsevere, bir demokrata düşen görev orada pozisyon almaktır” dedi.
Barış konusundaki tutumlarını vurgulayan Erkan Baş, Türkiye’de barış sözcüğünün geçtiği her durumda sorumluluk aldıklarını belirtti. Baş, “AKP’yle, saray rejimiyle mücadeleye devam edeceğiz. AKP’ye, saray rejimine hayır diyoruz ama barışa tereddütsüz evet diyoruz. Bütün süreç boyunca da karşı taraftan, iktidar cenahından özel hiçbir beklenti içerisine girmeden elimizden geldiğince bunu yapmaya ve gücümüz yettiğince de bu barış ihtiyacını toplumsallaştırmaya dair tutum takınmaya, orada durmaya çalıştık. Bu kitap da belki de bu sürecin bizim açımızdan bir adımı daha” ifadelerini kullandı. Baş ayrıca, Meclis’teki komisyon çalışmalarının yoğun geçtiğini ve Şık’ın bu süreçte önemli bir emek harcayarak kitabı hazırladığını kaydetti.
KİTABIN HAZIRLIK SÜRECİ VE İÇERİĞİ
Kitabın yazım sürecini aktaran Ahmet Şık, çalışmanın başlangıçta TİP’in Kürt meselesine yaklaşımını anlatan bir rapor olarak planlandığını ifade etti. Şık, 1 Ekim 2024’teki Meclis açılışında yaşanan gelişmelerin ardından bu meseleyi anlatma ihtiyacı duyduklarını belirtti. Komisyon çalışmalarına değinen Şık, “Bu raporu o komisyon üyelerine sunmanın gerçekten bir manası yok. Gelinen süreçteki tutuma da baktığımızda gerçekten manasız. Zaten konunun ilgilisi burada anlatılan ve anlatılamayan bir dolu gerçeği bence biliyor. İdeolojisinden bağımsız bir şey söylüyorum” dedi.
Şık, kitabın içeriğine dair şu bilgileri paylaştı: “Burada bütün mesele bu sorunun gerçekten kimsenin onurunu zedelemeyecek bir barışla bir siyasal çözüm içerip içermediğine ilişkin bir yaklaşımın samimiyetini görüp görmemekti. Ben o samimiyeti kişisel olarak gördüğümü düşünmüyorum. Dedik ki ‘Boş verelim, oraya vermeyelim. Bunu kitaplaştıralım’. Kitapta -çok dürüstçe söyleyeyim- ‘Yeni ne var’ derseniz elbette ki yakın süreç var vs. falan ama aslında kitabın arkasında benden önce bu konuda kalem oynatmış çok sayıda değerli insan var. Onların yazdıklarına, makalelerine, dergilerde yayınlananlara bakarak iyi bir derleme oldu. Osmanlı’nın son döneminden başlayıp hâlâ günümüzde de süren bu sorunu derli toplu meseleyi anlamak isteyenlere anlatmaya çalışma iddiasında olan bir kitap olduğu. Kitabın içerisinde ben ya da sizler ideolojik duruş olarak yoksunuz. Bir gazetecilik çalışması aslında, mesleğimden kaynaklı olarak. Çünkü bize özellikle bu Kürt meselesinin bir sonucu olan PKK üzerinden, yıllarca bir resmi söylem üzerinden birtakım yalanlar söyleniyor. O yalanların karşısında tarihsel süreç içerisinde birtakım olgular ve olaylarla resmi anlatımın dışında ‘Bir de bu meseleyi böyle görmeye çalışın. Bakın, böyle bir bakış açısı da var’ demeye çalıştık.”
TARİHSEL KAVŞAKLAR VE VESAYET ELEŞTİRİSİ
Sorunun bir asrı aşan bir geçmişi olduğunu hatırlatan Şık, tarihsel akış içerisindeki kritik dönemlerin kesişim noktasında Kürt meselesinin yer aldığını vurguladı. Şık, “O tarihsel akışın içerisinde cumhuriyetin kurulması, erken cumhuriyet dönemi, çok partili hayat, darbe dönemleri, Susurluk, aradaki birtakım barış girişimleri ya da sorunu çözme iddiasındaki birtakım girişimler, cumhuriyet tarihinin son 25 yılına imzasını atan AKP’li yıllar ve o yılların içerisindeki birtakım ittifaklar, Fethullahçılık, 28 Şubat’tan tutun da 15 Temmuz kalkışmasına kadar uzanan süreçte bu alengirli kavşakların hepsinin aslında kesişim noktasında Kürt meselesi var” dedi.
Siyasal yapıların varlıklarını bu mesele üzerinden sürdürdüğünü ifade eden Ahmet Şık, vesayet odaklarına yönelik eleştirilerde bulundu. Şık, “Özellikle bu meselenin çatışma boyutuyla geçmişte bunu askeri vesayet diye tanımlıyorduk. Şimdi kravatlı bir vesayet üzerinden bu sürüyor. Bütün bu vesayet odakları aslında varlığını Kürt meselesi ve ondan kaynaklı çatışmalı sürece borçlu. Biraz ona da itirazı dile getirmeye çalışan, o siyasetteki kendini bunun üzerinden var kılanlara bir dur deme ihtiyacını anlatmaya çalışan bir kitap oldu. Kuvvetle muhtemel eleştiri de alacaktır, övgü de alacaktır. Eleştirilerin de övgülerin de başımızın üstünde yeri var ama eleştirecek arkadaşları hakkaniyetli olmaya davet ediyorum” şeklinde konuştu.




