Türkiye’de kamu kaynaklarının medya kuruluşlarına dağıtımı konusundaki tartışmalar gündemdeki yerini koruyor. Bir tarafta kısıtlı imkanlarla yayıncılık yapmaya çalışan ve halka doğru bilgiyi ulaştırma gayretinde olan muhalif medya organları bulunurken, diğer tarafta iktidara yakın medya kuruluşlarına kamu kurumları ve bankaları aracılığıyla büyük fonlar aktarıldığı ifade ediliyor. Özellikle reyting sıralamalarında üstlerde yer alan ancak eleştirel yayın çizgisine sahip kanalların kamu reklamlarından mahrum bırakılması, sektördeki haksız rekabeti ve ekonomik baskıyı gözler önüne seriyor.
Kamu şirketleri ilanları ile dolu
Ekonomi yazarı İbrahim Kahveci, katıldığı yayında muhalif medyanın kamu kaynaklarından yararlandırılmamasına ve iktidara yakın medyaya sağlanan ayrıcalıklara sert tepki gösterdi. Kahveci, Berat Albayrak'ın sahibi olduğu gruba ait Yeni Şafak gazetesinin eklerinde yer alan kamu ilanlarına dikkat çekti. Gazetenin "Vizyon" adlı eklerinde kamu şirketlerine ait çok sayıda ilan bulunduğunu belirten Kahveci, bu durumun bir para aktarma mekanizması olduğunu savundu. Kahveci, vatandaşın vergileriyle oluşan bu markaların sadece belirli yayın organlarına destek vermesini eleştirerek, doğru bilgiyi ulaştırmaya çalışan kanalların yok sayıldığını vurguladı. Kahveci, bu markaların 86 milyon vatandaşa ait olduğunu hatırlatarak yapılan ayrımcılığa isyan etti.
Reklam için 4,9 milyar lira harcandı
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut ise konuya ilişkin paylaştığı verilerle tablonun vahametini ortaya koydu. Kamu bankalarının 2025 yılının ilk dokuz ayında reklam için 4,9 milyar lira harcadığını belirten Bulut, bu bütçenin neredeyse tamamının iktidar yanlısı medya organlarına aktarıldığını kaydetti. RTÜK, İletişim Başkanlığı ve Basın İlan Kurumu'nu muhalif medyanın sesini kısmaya çalışan bir yapı olarak nitelendiren Bulut, reklamların izlenirlik oranlarına göre değil, siyasi duruşa göre dağıtıldığını ifade etti.
Basın özgürlüğüne vurulan ekonomik darbe
Burhanettin Bulut, reklamın amacının ürün tanıtmak veya müşteri kazanmak olduğunu, siyasi iktidarı memnun etmek olmadığını vurguladı. Mevcut tablonun sadece kamu kaynaklarının adaletsiz dağıtımı anlamına gelmediğini belirten Bulut, bunun aynı zamanda basın özgürlüğüne vurulmuş ekonomik bir darbe olduğunu söyledi. Eleştirel seslerin susturulduğu ve medyanın ekonomik kıskaca alındığı bir ortamda çok sesliliğin yok olacağını savunan Bulut, kamu bankalarının harcadığı her kuruşun vatandaşın vergisinden geldiğini hatırlattı.





