Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) grup toplantısında yaptığı konuşmada, bölgesel krizlere ve iç politikadaki gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.

CHP'nin grup toplantısına Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, görevden uzaklaştırılan, yerine kayyım atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da katıldı.

Özel, şunları kaydetti:

"Durmadan çalışmaya devam edeceğiz. Biz bu eylemlere başlarken bunlara mevsimlik ya da konjonktürel ömür biçenler olmuştu. Demişlerdi ki 'Bu ilk iki üç eylem miting olur. Sonra milletin heyecanı söner. Yaz gelir öğrenciler gider İstanbul boşalır. Sıcak olur millet eyleme katılmaz, memleketine gider.' Biz de demiştik ki 'Bunlar siyasette miting yaparken, toplantılar düzenlerken gözetilecek işler. Ama durum o değil. Duygu o değil. Bu millet seçtiğini bırakmaz. Seçme hakkını bırakmaz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten emanet Cumhuriyeti'nin en büyük kazanımı sandığı bırakmaz. Sandığa el uzatan oldu mu o elin karşısında dimdik millet durur. Devletini sever ama devleti milletin karşısına dikerseniz o zaman millet sandığı savunur, millet kazanır' dedik. O günden bugüne 46 derece sıcakta 15-16 kişinin bayıldığı eylem de oldu. Eksi 4 derece sıcakta donduğumuz ama meydandan ayrılmadığımız, birlikte dolunun altında kaldığımız, karın tipinin altında kaldığımız ancak asla bir adım geri atmadığımız eylemlerimiz oldu. O eyleme katılanlar biliyorlar ki bu mücadele otokrasiyi savunanlarla demokrasiyi savunanlar arasındadır. Çünkü bu mücadele zalimle mazlum arasındadır. Çünkü bu mücadele ezenle ezilen arasındadır. Bu mücadele emeği sömüren sömürtürenlerle emeği sömürülen işçi sınıfının arasındadır. Bu mücadele yıllarca ellerin nasırlanmış, dirsekleri çürümüş, gözlük camları büyümüş, artık sen rahat et sana biz bakacağız diye emeklilere seslenip de sonra bu toplum sözleşmesini bozanların, dünyanın en vicdansız emekli maaşını, yoksulluğun, açlığın, sefaletin maaşını veren vicdansızlara karşı emeklilerin haysiyet mücadelesidir. Onlarla emekliler arasındadır. Bu mücadele kendi iktidardan gidecek kaygısı dışında bu topraklarda hiçbir kaygıyı görmezden gelenlerle geleceğinden kaygı duyan gençler arasındadır. Gençlerin onur var olma ve haysiyet mücadelesidir. O yüzden güç bir haftayı geride bıraktık. Daha zoruna, mücadelenin daha koro koruna verileceği yeni bir haftaya da burada hep birlikte giriyoruz.

"Bu krizi doğru okumayan bir dış politika yönetimiyle karşı karşıyayız"

Dünya kritik bir eşikten geçiyor. Maalesef yeni bir krizle ve bu krizi doğru okumayan bir dış politika yönetimiyle karşı karşıyayız. Ve Türkiye'nin çaresizliğini maalesef iktidarın teslimiyetini Gazze'yi yerle bir etmiş olanlara orada soykırım yapmış olanlara bir yandan eli kanlı katil derken onlarla Gazze için aynı masaya oturanları, adı barış olan ama Gazze'yi, Filistin'i işgal masasına Netanyahu'yla birlikte oturanların ve Trump'a teslimiyet, Netanyahu'yla görünürde kayıkçı kavgası ama Trump'a sorulunca 'Erdoğan iyi iş çıkardı. Ona güveniyorum. Netanyahu ile arasında bir sorun yok. Bir sorun yaşamayacaklar. Onlar da birbirlerine saygı duyuyorlar' ifadeleri ortadayken Türkiye'nin bölgede Amerikan planının bir parçası olması noktası, Netanyahu'yla birlikte çalışacaklar dedikleri Barrack'a, Türkiye Büyükelçisi bu, daha geçtiğimiz aylarda 'Trump akıllı benim aklıma hiç gelmemişti. Erdoğan'da olmayanı ona veriyor karşılığında istediğini alacak' diyen Barrack bu. Ne veriyormuş? Türkiye'de meşruiyeti yokmuş Erdoğan'ın. Kendisine Trump meşruiyet verecekmiş, karşılığında istediğini alacakmış. İşte tam o günleri yaşıyoruz.

"Ülkenin yöneticilerinin torunlarıyla, çocuklarıyla, kızlarıyla bir bombalayan bir zorbalık, vicdansızlık, haydut devlet"

O günlerde Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri'ne gidip de öyle daha görüşmeden önce, yasak savmalık Filistin'in F'sini anınca Amerikan Dışişleri Bakanı'nın 'Trump'la beş dakika görüşmek için bize yalvarıyorlar işte Türkiye' dediğini unutmadık. O görüşmenin ön görüşmesi Trump'ın oğluna Türkiye'deki nadir elementleri söz vererek 300 uçak alacağız diye söz vererek, Çin malına vergi koyacağız deyip daha gitmeden koyarak, Amerikan malından vergi sıfırlayacağız deyip gitmeden indirerek gerçekleşen görüşme. 71 bin Filistinli ölmüş, Filistinlilerin olmadığı masaya, olmayacak dedikleri Netanyahu'yu oturtup onunla birlikte o Filistin'i işgal planını konuşmak. Ve İran'a bir ülkenin yönetim kademesine, toplantı sırasında BM kararı olmaksızın hatta onlarla müzakere yürütürken Londra'da görüşmeler yaparken cuma günü ayrılıp pazartesiye 'Bize düşüncenizi söyleyin, kırmızı çizgilerinizi söyleyin' deyip, bu toplantının kararının alacağı toplantıda ülkenin yöneticilerinin torunlarıyla, çocuklarıyla, kızlarıyla bir bombalayan bir zorbalık, bir vicdansızlık, bir haydut devlet.

"150 kız çocuk ölmüş Amerika'nın bombardımanında kimsenin bunu düşündüğü, bunu sorguladığı yok"

İran'ın yönetim şekline, İran'da yaşananlara itirazımız var, İran'da İranlıların, İran'ın geleceğini kararlaştırması gerektiği ve demokratik bir İran konusunda kararlılığımız, tutumumuz var. Ama ne Güney Amerika'da ne Orta Doğu'da ne bir başka bir yerde uluslararası toplum olmadan, BM kararı olmadan bir ülkeye bir kişinin kararıyla kendi ülkesindeki senatonun bile kararı olmadan gidip orada katliam yapması ve dünya kadar sivilin... 150 civciv ölse yastır. 150 civciv ölse üzülür bakarsın, 150 kız çocuğu ölmüş Amerika'nın bombardımanında kimsenin dönüp baktığı, bunu düşündüğü, bunu sorguladığı yok. Dönüyorlar Trump güzellemeleri Trump üzerinden Netanyahu ile iş birlikleri ve bu ilk değil. Ben bu pazar bundan iki gün önce 22'nci dönem milletvekili grubumuzdan hayatta olan kahramanlarla birlikteydim. Onlar Erdoğan'ın Amerika'da söz verdiği kendi henüz o gün partisinin başında ama başbakan değilken 1 Mart'ta Meclis'e getirttiği 69 bin Amerikan askeri Türkiye'ye gelsin, Doğu'da, Güneydoğu'da altı üs kursun, iki liman bunlara verilsin, Irak Türkiye üzerinden işgal edilsin diye tezkere getirten Erdoğan. O tezkere geçsin diye her şeyi ortaya koyan Erdoğan. Tezkere geçmeyince gizli tutanakları ele geçirip 99 hayır oyu veren AK Partiliyi bulup, siyasetten tasfiye eden Erdoğan bugün 1 Mart tezkeresine hayır diyenler Irak'ta bir buçuk milyon Müslüman'ın kanı döküldü, Türkiye'nin eline bulaşmamasının gururunu yaşattılar bize.

CHP grubu ve 99 AK Partili milletvekili Türkiye'yi altı kalıcı Amerikan üssünden kurtardı. Güneydoğu'yu Amerikan işgalinden kurtardı. Bir daha Türkiye'ye çıkmamak üzere Türkiye'den Amerikan postalının Mersin'e ve oradan doğuya, güneydoğuya gitmesinden bizi kurtardı. Aynı Erdoğan bugün o gün Amerikan yönetimiyle iş tutan ve Türkiye'ye bu Amerikan planı uygulansın diye partisine baskı kuran, karşı çıkanları tasfiye eden Erdoğan, bugün yeni bir Amerikan planının parçasıdır. Burada ne oyun kurduğu vardır, ne oyunu gördüğü vardır. Sadece ona olmayan meşruiyeti verme karşılığında her türlü tavizi ondan alan dizdiği Bakanlarla alay eden küstah Türkiye'nin Cumhurbaşkanı'na söylendiğinde Erdoğan da olsa benim içimi sızlatan bir üslubun sahibi Trump'a teslimiyet vardır. Trump ne yapacağını biliyor. Netanyahu ne yapacağını biliyor ama bunlar ne oyunun içinde olduklarını ve bunun gelecekte nereye doğru evrildiğini bilmiyorlar.

"Hiçbir büyükelçimiz kariyer olarak diplomat kökenli değildir"

Bakın bir sayın gazeteci soruyor, Hakan Fidan diyor ki 'Şu an ani bir savaş tehdidi yok.' İki sene önce değil bu iki hafta önce. Oysa ki bütün dünya o savaş gemilerinin fırkateynlerin, destroyerlerin, koruma botlarının böyle gelip tarihin en büyük yığınağını yaptığında Amerika'nın ne yapacağını görüyor ama bizim Hakan Fidan bunu görmüyor. Nasıl görecek? Nasıl okuyacak bölgeyi? En başta bölgedeki büyükelçilerle okuyacak değil mi? Liyakatli kadrolarla okuyacak. Türkiye'nin dış politik birikimine saygı duyarak okuyacak. Üzülerek söylüyorum, İran'da, Birleşik Arap Emirlikleri'nde Katar'da, Kuveyt'te, Bahreyn'de ve Suudi Arabistan'daki hiçbir büyükelçimiz kariyer olarak diplomat kökenli değildir. Köken SETA, köken AK Gençlik, köken TÜGVA, köken bir başka yandaş vakıf, köken Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde plan bütçe komisyon başkan yardımcısı, komisyon sözcüsü. Oralardan listeye koymadım, seni orada bir makam vereyim, bir mevkii vereyim 'Git sen orada büyükelçilik yap.' Bölgeyi okuyan, diplomasimizi yapan, her gün öğlen 12.00'ye kadar buraya o ülkeyle ilgili bilgileri kripto geçmesi gereken adamların meslekle alakası yok.

"Dünyaya sürpriz değil Hakan Fidan'a sürpriz"

Dışişleri Bakanlığı'nda muhteşem kadroları monşerler diye tasfiye ettiler. Yıllarca Batı ittifakının bir parçası Sovyetler'in sınır komşusuyuz, Sovyetlerin havadan, denizden, karadan sınır komşusuyuz. Burayı yönetmiş bir dış politik birikim var. 1974'te Kıbrıs Barış Harekatı yapılmış ama devamında diplomasiyle mücadele edilmiş Ege'de Kıbrıs'ta bunlar gelene kadar Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk'ünün bütün hakları kora kor savunulmuş. Asala'yı hedef almış teker teker teker teker vurmuş. Asala'nın hedefinde. Rahmetli şehit büyükelçiler var. Ama Asala'ya teslim olmayan ve dünya, dünyada hiçbir ülkeye nasip olmayan cesaretiyle, birikimiyle muhteşem bir hariciye geleneği var. Onlara monşer diyor. Bilmezsiniz diyor, ben bilirim diyor. Ani bir savaş tehdidi yok diyor. Sayın gazeteci de bunu duyduğuna memnun olduğunu söylüyor hepimiz adına. Sonra bir sabah kalkıyorlar ve İran'a bilmem kaç ton bomba atılmış. 300 tane uçakla sorti yapılmış, dünyaya sürpriz değil Hakan Fidan'a sürpriz."