Artık yalnızca Afrika kıtasında yaşayan aslanların nüfusu, kaçak avcılık ve yaşamsal alanlarının tahribatı yüzünden giderek azalıyor: Dünyada yalnızca 20 bin ila 39 bin arasında aslan kaldı.

Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) Tehdit Altındaki Türler Kırmızı Listesi‘nde “hassas” kategorisinde yer alan aslanların azalan popülasyonuna dikkati çekmek için her yıl 10 Ağustos, Dünya Aslan Günü olarak kutlanıyor.

Yeşil Gazete'nin haberine göre; Güney Afrika Cumhuriyeti, Tanzanya, Kenya, Botsvana ve Zimbabve, aslan nüfusunun en yoğun olduğu ülkeler. Aslanlar, Afrika kıtası dışında sadece Hindistan‘daki Gir Forest Ulusal Parkı‘nda yaşıyor.

Resmi Gazete'de bugün: 8 ilde 22 bölge 'kesin korunacak alan' ilan edildi, 4 ilde acele kamulaştırma kararı alındı Resmi Gazete'de bugün: 8 ilde 22 bölge 'kesin korunacak alan' ilan edildi, 4 ilde acele kamulaştırma kararı alındı

Daha eskiden ise Sahra ve Kalahari Çölü hariç tüm Afrika‘da, Arap Yarımadası çölleri hariç Hindistan, Kafkasya ve Balkanlar arasında kalan bölgede yaşadıkları biliniyor.

Son yirmi yılda ise aslan nüfusu yüzde 43 oranında azaldı. Aslanları etkileyen en büyük faktörler ise, ana habitatları olan savanların insan baskısı altında olması ve kaçak avcılık.

ASLANLAR YOK OLURSA NE OLUR?

Doğa Koruma Merkezi’nden biyolojik çeşitlilik uzmanı Dr. Mustafa Durmuş, dünyada aslan nüfusunun 20 bin ile 39 bin arasına gerilediğini belirtiyor:

“Aslan sayısındaki düşüş, kötü senaryoyu düşünürsek aslan neslinin yok olması; ekosistem üzerinde köklü bir değişime neden olur. Aslan gibi üst düzey avcıların yok olması, otçul canlılar üzerindeki kontrolün kaybolmasına neden olur. Otçul canlıların sayısının artması bitkiler üzerindeki baskıyı artırır; yaşamları bitkilere bağlı olan diğer türler bu değişimden etkilenir.

Bu zincirleme reaksiyon uzatılabilir, uzun vadede ekosistemin yapısı tamamen değişebilir. Doğadaki dengeyi değiştiren durum, sonuçları itibarıyla sayısız yeni değişimi tetikler. Bu nedenle ekolojik dengenin korunması oldukça önemlidir. Biz insanlar da doğal kaynaklara bağlıyız ve sağlıklı ekosistemlerin devamlılığı bizler için hayati öneme sahiptir.”