Röportaj: Müjgan HALİS

Türkiye, AKP iktidarı ile 3 Kasım 2002 seçimlerinde buluştu. Peki bu 20 yılda neler değişti, AKP Türkiye'yi, seçmenini nasıl dönüştürdü?

"DEVLETİN DERİN REFLEKSLERİ AKP'Yİ DOĞURDU^"

AKP'nin ilk dönem milletvekillerinden, eski Mazlum Der Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal ile, AKP'nin 20 yılını konuştuk.
Ünsal, geride bıraktığımız 20 yıla dair şu yorumu yapıyor:

"AK Parti Türkiye'nin 20 yılına damga vurdu ama sadece bunu 20 yıl olarak görmemek lazım. Mustafa Kemal Atatürk de dahil olmak üzere Cumhuriyet döneminde hiçbir siyasal ekip, yerel yönetimler de dahil olmak üzere  kesintisiz olarak iktidarda kalmadı. Bu devam eden iktidarın hangi psikolojik bir zemin üzerinden inşa edildiğini, nasıl siyasal refleksler gösterdiğini, tabanıyla ne tür ilişki kurduğunu, tabanı nasıl dönüştürdüğünü, tabanının kendisini nasıl dönüştürdüğünü, nasıl ittifaklar kurduğunu iyi incelemek lazım. Tabii bu gerçekten sadece AK Parti'nin başarısı değil. Bence devletin derin reflekslerinin demokratik kanalları bazı mecralara kapatmasının nasıl sonuçlar doğurabildiğini veya nasıl kalıcı sonuçlar doğurduğunu görmek bakımından bir laboratuvar görevi de görüyor."

"DOĞUŞTAN ONTOLOJİK KÖTÜLÜK" DEMEK YANLIŞ

Ünsal sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Bugün geldiğimiz tablo itibariyle böyle antidemokratik, tek başına gücü kullanan hukuku ayak bağı gören, devletin bütün kurumlarına ayağının altında çok rahat tepeleyen bir iktidar pratiğine bakıldığında 'bunların böyle olacağı' belliydi deniyor. Ama ben bu kadar kötülüğü bir ontolojinin konusu yapan siyasal analizleri çok doğru bulmam. 'Zaten kötüydüler ve kendilerini perdeliyorlardı, gücü elde ettiler ve gerçek yüzleri açığa çıktı' yaklaşımı bence hayatın realitesine de aykırı. Çünkü hayat nihayetinde diyalektik bir süreçtir."

"KAPATMA DAVASI SONRASI FETHULLAH GRUBU İLE FLÖRT NİKAHA DÖNÜŞTÜ"

27 Nisan e-muhtırası ve Cumhurbaşkanı seçimiyle AKP'nin devletin sert yüzüyle, parti kimliğiyle karşılaştığını söyleyen Ünsal; AKP'nin kapatma davası sonrası Fethullah grubuyla arasındaki flörtün nikaha dönüştüğünü söylüyor:

"Bunun Fethullah grubunun poliste ya da iç işlerinde örgütlü olmasıyla alakalı bir konu olduğu kanaatinde değilim, biraz daha uluslararası boyutu olduğunu düşünüyorum. Düşünün genelkurmay koridorlarını dinleyip bunları önce bir internet sitesinde yayınlatıp, sonra da falanca internet sitesinde bunlar yayınlanıyor diye Zaman Gazetesi'nde, Samanyolu'nda habere dönüştürüyorsanız,  bunlard polisin tek başına genelkurmayı dinleme kabiliyeti olduğu için yaptığı şeyler değildir. Büyük bir tasfiye düşünülüyordu kanaatimce ve Büyük Orta Doğu Projesi dedikleri şey de oydu muhtemelen."

"SİZİ KAPATMADAN KURTARACAĞIZ DEDİLER, ERGENEKON-BALYOZ SÜREÇLERİ BAŞLADI"

"Ergenekon, Balyoz süreçlerini hatırlayın. Muhtemelen 'biz sizi kapatılmaktan kurtaracağız, askeri kollarına kelepçe takıp, üstelik bir mahalle bekçisiyle lojmanlarından alıp size getireceğiz' dediler. Ardından KCK operasyonları başladı. Bir taraftan devletin o sert çekirdeğini kelepçeleyip siyasal iktidara sunan bu ekip, Tayyip Erdoğan'ın muhtemel müttefiki olan Kürtlerle de arasını bozan KCK süreçlerini yürüttü. Bütün bunlar yaşanınca muhtemelen Tayyip Erdoğan için bir ikaz oldu. Genelkurmay'ın koridorunu dinleyen, oradaki konuşmaların bir suç dosyasına dönüştürüp, savcılık iddianamesine dönüştüren ve bunu bir mahkeme konusu yapan korku; 15 Temmuz'a kadar getirdi bizi."

"ARAP BAHARI, AKP'NİN AYARLARINI BOZDU"

AKP'nin ayarlarını bozan en önemli süreçlerin başında Arap Baharı'nın geldiğini söyleyen Ahmet Faruk Ünsal; bu konuda da şu vurguları yapıyor:

"Arap Baharı AKP'ye şunu hatırlattı: Biz imparatorluk bakiyesiyiz, biz esasında Tunus'un da, Libya'nın da abisiyiz. Tayyip Erdoğan'a imam hatipte aldığı veya Ahmet Davutoğlu'nun geleneksel İslamcı çevrelerde edindiği kültürün tekrar dirilmesine sebep olan bir etkisi oldu Arap Baharı'nın. Hem daha güçlü oluruz hem de Büyük Orta Doğu Projesi dediğimiz şeyin dünyayla entegrasyonu bizim üzerimizden olur, diye düşündüler. Hatırlayın, Tayyip Erdoğan Mısır'da, Tunus'ta mitingler yaptı. Bir ülkenin Cumhurbaşkanı, gidip bir başka ülkenin sokağında miting yaptı."

"17-25 ARALIK KORKULARI TETİKLEDİ"

Arap Baharı'nın yanı sıra 17-25 Aralık sürecinin AKP'nin "ayarını kaçıran" önemli tarihi kavşak olduğunu söyleyen Ünsal, 17-25 Aralık'ın etkisini şu sözlerle değerlendiriyor:

"17-25 Aralık AK Parti'nin bütün ayarını kaçıran, moralini- korkularını tetikleyen büyük bir travmaydı. Çünkü devletin muktedirlerinin telefonlarını dinleyen,  Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde onları doğrudan polis ve bekçi marifetiyle lojmanlarından kelepçeleyerek AK Parti'nin önüne servis edenler,  'yetmez seni de istiyoruz' deyince film koptu. Ve orada bir kavga başladı. Hukukun temel ilkelerinin ortadan kalkması, kurumların yerle bir edilmesi, 15 Temmuz ve işte rejimine giden sürecin aslında ilk adımı 17-25 Aralık'ta atıldı."

"ERDOĞAN SİYASİ İKBALİ İÇİN HERKESİ KULLANIR, İSTİSMAR EDER"

Kendisi de eski bir AKP'li olan Ahmet Faruk Ünsal; AKP'de yaşanan kopuşlara ve Erdoğan'ın eski arkadaşlarını gözen çıkarmasına dair de hayli sert eleştiriler yapıyor:

"Kanaatimce Tayyip Erdoğan'ın hiçbir kutsalı yok, hiçbir şeye inandığını sanmıyorum. Her şeyi siyasal ikbali için istismar eder, kullanır. Eğer zamanı geçmişse, atar gider başka şeyler yapar. Mesela bakın çok güncel bir konu, eşcinsellik meselesi. Hani anayasa değişikliği yapacağım, evlilik kadın ve erkekler arasındadır gibi bir madde koyacağım falan diyor ya. Ya kardeşim LGBT'ye karşıyım diyorsun. Sen Bülent Ersoy'u iftar sofralarına çağırıyorsun. Yani o LGBT'nin T'si Bülent Ersoy işte."