Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle yazılı bir açıklama yayımladı. Kallas, açıklamasında demokrasinin özgür bir basın olmadan var olamayacağının altını çizerek, "Bağımsız medya, her demokratik toplumun temel taşlarından biridir. Medyaya erişim ve ifade özgürlüğü 'olsa iyi olur' türünden unsurlar değil, temel insan haklarıdır." ifadelerini kullandı.

Kallas, uluslararası hukukun bu konuda net olduğunu ve gazetecilerin her türlü koşul altında korunması gerektiğini vurguladı. Yüksek Temsilci, gazetecilerin işlerini özgürce, herhangi bir müdahale, şiddet korkusu, taciz, yıldırma, zulüm ya da sınır dışı edilme tehdidi hissetmeden yapabilmeleri gerektiğini kaydetti. Bu durumun özellikle çatışma bölgelerinde kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Kallas, gazetecilerin savaşın gerçeklerini, vahşetleri ve olası savaş suçlarını gün yüzüne çıkardığı değerlendirmesinde bulundu.

GAZETECİLERİN KORUNMASI VE ULUSLARARASI HUKUK

Dünya genelinde gazetecilerin öldürülmesi, yaralanması, tehdit edilmesi, keyfi şekilde gözaltına alınması, sürgüne zorlanması ve susturulmasının şok edici bir gerçeklik haline geldiğini aktaran Kallas, kadın gazetecilerin ise çevrim içi taciz ve istismar da dahil olmak üzere toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin hedefi olarak orantısız biçimde etkilendiğine dikkat çekti. 2025 yılının dünya genelinde gazeteciler açısından şimdiye kadar kaydedilen en ölümcül yıl olduğunu hatırlatan Kallas, şu ifadeleri kullandı:

"Gazetecilerin ve medya çalışanlarının öldürülmesi, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlık savaşı ile Orta Doğu'daki mevcut çatışmalarda, son olarak Gazze ve Lübnan'da, ayrıca Afrika'da görüldüğü üzere, kapsamlı şekilde soruşturulmalı ve sorumlular hesap vermelidir."

Kallas, açıklamasında gazetecilere yönelik şiddet eylemlerinin cezasız kalmaması gerektiğini vurgulayarak, uluslararası toplumun bu ihlaller karşısında sorumluluk alması gerektiğini belirtti. Medya çalışanlarının can güvenliğinin sağlanması ve ifade özgürlüğünün korunması için tüm tarafların uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi çağrısını yineledi.