Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AKP Grup Toplantısı öncesinde parlamento muhabirlerinin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Tunç, kamuoyunda tartışılan yeni bir infaz kanunu veya af söylentilerinin gerçeği yansıtmadığını, bu yönde bir çalışmanın gündemde olmadığını belirtti. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında yargı paketlerinin sırayla getirildiğini hatırlatan Tunç, 10. ve 11. Yargı Paketlerinin yasalaşarak ceza adalet sistemine dahil edildiğini kaydetti.
Tunç, "MHP’nin, İnfaz Kanunu’nu toptan değiştirme konusunda da bir önerisi var. Siz ne düşünüyorsunuz? 54 bin kişi bırakıldı son pakette. Yeni paket ne zaman gelir?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"11. Yargı Paketi ile ilgili düzenlemeler yılbaşından önce Meclisimizde yasalaşmıştı. Bu düzenlemeler içerisinde kovid düzenlemesi olarak bilinen husus da vardı. Burada özellikle asıl çok da gündeme gelmiyor ama toplumsal huzur ve güveni daha da tahkim etmeye yönelik önemli düzenlemeler de vardı. Özellikle örgüt üyeliğinin, örgütlü suçların cezalarının artırılması, çocukların örgüt faaliyeti kapsamında suça sürüklenmesinin önlenmesiyle ilgili önemli düzenlemeler vardı. Yine meskun mahalde silah atmanın cezası artırıldı. Düğünlerde, nişanlarda ve kutlama günlerinde o günleri mateme dönüştüren olayların önlenmesiyle ilgili olarak düzenlemeler yapıldı. Kurusıkı dahil bütün bu olaylarla ilgili olarak cezalarda bir artırıma gidildi. Trafikte yol kesme müstakil suç haline getirildi. Yine bilişim suçlarıyla mücadele kapsamında önemli düzenlemeler vardı 11. Yargı Paketi'nde. Araç kiralamalardan kaynaklanan suçların önlenmesine ilişkin düzenlemelerden tutun da Türk Ceza Kanunu'nda birçok önemli düzenleme hayata geçti.
"Düzenlemeden şu ana kadar 38 bin 57 kişi yararlandı, 50 binden fazla değil"
Burada Kovid düzenlemesi olarak gerçekleşen husus şudur: 31 Temmuz 2023 tarihinden önce suç işleyenler bakımından infaz eşitliğinin sağlanmasıyla ilgili bir düzenleme. Yani burada cezası kesinleşenler, davası devam edenler, cezası kesinleşmeyenler arasında 31 Temmuz 2023’ten önce suç işleyenler bakımından bir eşitsizlik söz konusuydu. Meclis'te yapılan düzenleme, bu eleştiriyi ortadan kaldırdı ve bu düzenlemeden şu ana kadar 38 bin 57 kişi yararlandı, 50 binden fazla değil. Burada şunu da açıkça ifade etmek lazım. Bazı basın yayın organlarında şu haberlere rastlıyoruz: 'Kovid düzenlemesinden yararlanıp dışarıda suç işledi' şeklinde. Burada Kovid düzenlemesinden yararlananlar açık cezaevinde bulunanlar ve açık cezaevinden tahliye olan kişilerdir. Şimdi açık cezaevlerindeki hükümlüler üç ayda bir zaten izne çıkabiliyorlar. Dolayısıyla cezalarının artık son kısmında olan, topluma uyum sağlaması bakımından bütün dünya ülkelerinde bu şekilde düzenlemeler vardır. Topluma uyum sağlaması bakımından infaz sistemimizde olan bir husustur.
"'Açık cezaevinden tahliye oldu, suç işledi' şeklindeki ibare doğru değil"
Burada 'açık cezaevinden tahliye oldu, suç işledi' şeklindeki ibare doğru değil. Çünkü açık cezaevinde bulunan hükümlüler üç ayda bir bir hafta izne çıkabiliyorlar. Yine kamu kurumlarıyla işbirliği içinde, özel sektörle işbirliği içerisinde çalışabiliyorlar. İş yurtlarının atölyelerinde, fabrikalarında çalışabiliyorlar.
Dolayısıyla bunlar cezalarının son aşamasında, aslında topluma uyum sağlanması amacıyla açık cezaevinde bulunan kişilerdir. Bir de bu düzenlemede kapalı cezaevinden açık cezaevine geçişi üç yıl erkene alan bir düzenleme var. Burada Meclisimiz özellikle kadına şiddet, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, cinsel suçlar, örgütlü suçlar, terör suçlarını kapsam dışında bırakmıştır, toplumun hassasiyeti bakımından. Dolayısıyla düzenleme budur. Kapalıdan da açığa 18 bin kişi yararlanmış oldu bu düzenleme ile. Bizim amacımız, Yargı Reformu Strateji Belgesi'nde de beş ana amaçtan biri olan ceza adaletinin sağlanması, ceza adaletinin etkinliğinin artırılması, hem suçlarda caydırıcılığın sağlanması hem de infazın özellikle suçluyu topluma kazandırma bakımından yeni sistemlerin devreye konulmasıdır.
"Af söylentileri vesaire kesinlikle söz konusu değildir"
Yeni bir infaz kanunu şu anda söz konusu değildir. Af söylentileri vesaire kesinlikle söz konusu değil. Şu anda Meclis, Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında yargı paketlerini peyderpey gündemine getiriyor. Biz de Adalet Bakanlığı olarak teknik destek vermeye devam ediyoruz. 10. ve 11. Yargı Paketleri yasalaştı. Bunlar ceza adalet sistemiyle ilgiliydi. Şimdi 12. Yargı Paketi ile ilgili hazırlıklar devam ediyor. Biz teknik çalışmaları tamamladık, milletvekillerimizin takdirlerine arz ettik. Orada da hukuk yargılamalarının etkinliğini artırmaya yönelik, uzun süren davaların daha çabuk sonuçlandırılmasına yönelik, duruşmaların sadeleştirilmesine yönelik, yine arabuluculuk sisteminin daha etkin hale getirilmesi, noter yardımcılığı sistemi, bir kısım çekişmesiz yargı işlemlerinin yargı dışında çözülebilmesini sağlamaya yönelik önemli düzenlemeler olacak. Dolayısıyla 12. Yargı Paketi infaz düzenlemesiyle ilgili değil, hukuk yargılamalarıyla ilgilidir."
Bakan Tunç'tan Kahraman yanıtı: "Tedavi sürecine göre oluşacak rapor, Adli Tıp Kurumu’na gönderilecek. Adli Tıp, o rapora göre karar verecek"
Bakan Tunç, MS atağı geçirerek hastaneye kaldırılan Gezi Davası hükümlüsü, şehir planlamacısı Tayfun Kahraman'ın durumuna ilişkin sorulan soruya ise şu yanıtı verdi:
"Tayfun Kahraman, şu anda İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tedavi altında. Tedavisi devam ediyor. Bu tedavi süreci sonrasında hazırlanacak sağlık raporu Adli Tıp Kurumu’na gönderilecektir. İnfaz Kanunu’nun 16’ncı maddesi çerçevesinde infazın ertelenmesi ile ilgili bir durum söz konusu ise bu konuda karar verecek olan Adli Tıp Kurulu. Bugüne kadar Tayfun Kahraman’ın ceza tehiri anlamında Adli Tıp Kurumu’na bir başvurusu söz konusu olmadı. Şu anda tıp fakültesinde hastanede tedavisi devam ediyor. Tedavi sürecine göre oluşacak rapor, Adli Tıp Kurumu’na gönderilecek. Adli Tıp, o rapora göre karar verecek."
"Avukatlara yakışmayan bir tutum sergilendiğinde..."
Bakan Tunç, İzmir'de bir avukata yönelik başlatılan soruşturmaya dair ise şunları söyledi:
"Avukatlık bir kamu hizmetidir. Avukatlar yargının kurucu unsurlarıdır. Nasıl hakim ve savcılarımız yargı etiği ilkelerine tabi ise avukatlarımız da avukatlık meslek kurallarına tabidir. Reklam yasağı vardır. Özellikle yargının kurucu unsuru olmaları hasebiyle gerek yargılama faaliyetlerinde gerek kendi mesleki hayatlarında birtakım kurallara tabidirler. Dolayısıyla bu kurallar ihlal edildiğinde barolar tarafından soruşturmalara tabi tutulabilirler. Eğer paylaşımlar suç teşkil ediyorsa, bu anlamda savcılıklar da soruşturma yapar. Bu tür davranışlarda avukatlık mesleğinin vakarına uygun hareket edilmesi gerekir. Ben de avukatım. Özellikle sosyal medyada etkileşim alma adına yapılan bazı paylaşımlar, avukatlık mesleğine ve yargının kurucu unsuru olan avukatlara yakışmayan bir tutum sergilendiğinde, barolar elbette ki soruşturma açarlar."





