DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Grup toplantısında konuştu. En düşük emekli maaşının 2025 yılı boyunca değişmediğini sözlerine ekleyen Babacan, durumunu "tam bir hak gaspı ve zulüm" olarak tanımladı. Babacan, "Makas açılmıştır. Emekle hayat arasındaki bağ artık kopmuştur. Bu durum kötü yönetimin sonucudur. Başka bir şeyin değil. Bu durum gerçekleri inkar etmektir. Bu millete sırt çevirmektir. Açık konuşuyorum: Faiz ödemeleri artıyorsa, vatandaş kredi kartıyla hayatta kalmaya çalışıyorsa, orada artık bir ekonomi yönetiminden bahsedilemez. Orada sadece bir iflas yönetimi vardır. Başka bir şey değil. Bu iktidar seçimlerden bu yana faizi korumuştur, rantı korumuştur, israfı korumuştur, menfaat şebekelerini korumuştur. Ama emekliyi, çalışanı, memuru, genci koruyamamıştır" ifadelerini kullandı.
"Devlet güçlü olanın değil, garip gurebanın yanında durur"
1 Ocak itibarıyla borcu olan emekliler ile dul ve yetimlerin maaşlarında yüzde 25'e kadar kesinti yapılmasının önünün açıldığını söyleyen Babacan, sözlerine şöyle devam etti:
"Eskiden bir emekli maaşının dokunulmazlığı vardı. Zaten açlık sınırının altında olan bir emekli maaşına bari dokunmayın denildi. Şimdi diyor ki: Borcun varsa senin emekli maaşından bile kesebilirim. Bu ne demek? Yetimin, dulun, emeklinin boğazından kesmek. Çünkü dul ve yetim aylıklarından da bu yüzde 25'i kesme hakkını aldılar. Bu bir taslak meselesi değil arkadaşlar. Bu açıkça bir vicdan meselesidir, vicdan. Bugün en düşük yetim aylığı 4 bin 220 liradır. Bu düzenlemeyle onun da yüzde 25’ini kesecekler. İnecek rakam 3 bin 165 liradır. Buradan soruyorum: Bu parayla hangi çocuk hayatını sürdürebilir? Hangi anne hayatta kalabilir? Devlet güçlü olanın değil, garip gurebanın yanında durur. Ama bu iktidar her seferinde aynı yolu seçiyor. Kıt kanaat geçineni, zar zor ayakta duranı, en kırılganı, en savunmasızı hedef alıyor. Yeni yılda atılan ilk adım yetimin maaşını budamak oluyor. Ortada ne sosyal devlet kalmakta, ne adalet ne de utanma duygusu. Gerçekten çok çok yazık. Biz bu düzeni kabul etmiyoruz arkadaşlar. Bu düzen artık çürümüş bir ekonomik düzendir. Bir ülke faizi büyütüp vatandaşını küçülterek yoluna devam edemez. Bir ülke borcu büyütüp umudu küçülterek yoluna devam edemez. Biz bu çürümeyi asla normal görmeyeceğiz. Bu yoksullaşmayı 'kader planı' deyip kabul etmeyeceğiz. O yüzden geri adım atmıyoruz. Milletimiz rahat bir nefes alana kadar biz de geri adım atmıyoruz"
"Ülkeyi yönetenlerde kaynakları millet lehine kullanacak bir irade yok"
Türkiye'nin fakirliğe, adaletsizliğe teslim olacak bir ülke olmadığını, kaynağın da imkanın da olduğunu belirten Babacan, "Ancak ülkeyi yönetenlerde kaynakları millet lehine kullanacak bir irade yok. Aynı ülke, aynı imkanlarla, aynı insan gücüyle faizi de düşürür, enflasyonu da ezer, ekonomiyi de ayağa kaldırır. Yeter ki o irade olsun. Yeter ki milletin derdiyle dertlenen demokrat zihinler bu ülkeyi yönetsin. Biz bunu daha önce başardık. Nasıl başardık? İşin ehli kadrolarla başardık. Adaletle, dürüstlükle, şeffaflıkla başardık. Çünkü liyakat yoksa kurumlar çöker. Ülke ehliyetsiz ellere teslim olur. Bugün yaşananlar da tam olarak budur. Bu ülke bahanelerle, yalanlarla, makyajlanmış rakamlarla yönetilemez" değerlendirmesinde bulundu.
"Barınamayan emeklinin söz söyleme günü geldiğinde TÜİK'in uydurduğu rakamlar bu iktidarı kurtarmayacak"
Sözlerinin devamında TÜİK'e yönelik eleştirilerini sıralayan ve seçi gününü işaret eden Babacan, "Açıkça ifade edeyim: Barınamayan emeklinin söz söyleme günü geldiğinde TÜİK'in uydurduğu rakamlar bu iktidarı kurtarmayacak. Geçinemeyen ev hanımının söz söyleme günü geldiğinde uydurdukları rakamlar bu iktidarı kurtarmayacak. Öğrencinin, esnafın, çalışanın söz söyleme günü geldiğinde, sandık günü geldiğinde, bunların uydurdukları rakamlar kendilerini kurtarmayacak. Ama biz bu sistemi, bu zihniyeti kökünden değiştireceğiz. Geçici çözümlerle değil; adil, kalıcı ve insanı merkeze alan bir sosyal devlet anlayışıyla Türkiye’yi ayağa kaldıracağız" diye konuştu.
Babacan'dan iktidara BES eleştirisi: "Görün, bu sistemi kendi elleriyle çökertecekler"
Babacan, Bireysel Emeklilik Sistemi'nde devlet katkısının yüzde 30'dan yüzde 20'ye düşürülmesine ilişkin ise şöyle konuştu:
"Bu ülkede şu ana kadar en iyi çalışmış, tasarrufu artırma yöntemidir bu sistem. Hep 'tasarruf, tasarruf' diyoruz ya; 'israf ediyorsunuz' diyoruz ya. Milletin kendi tasarrufunu kendi yapması için bugüne kadar kurulmuş en sağlam, en düzgün sistemdir. Bugün 18 milyon vatandaşımızın içinde olduğu bir sistemden bahsediyoruz. Devlete güvenip yarınlarının birikimini bireysel emeklilik sistemine emanet etmiş insanların hakkını yüzde 30’dan yüzde 20’ye indirdiler. Tek bir imzayla. Bu millet bundan sonra bu devlete niye güvensin? Devletin açıkladığı herhangi bir uzun vadeli programa niye güvensin? İnanılır gibi değil arkadaşlar. Ekonomi diyorsanız, güven, güven, güven. Sen söz verip sözünden cayıyorsan, 'Bireysel emekliliğe gir, bundan 30 sene sonra, 40 sene sonra bir birikimin olacak' deyip 18 milyon insanı bu sisteme dahil ediyorsan, ondan sonra yolun ortasında 'pardon ben bu desteğimi geri çekiyorum' diyorsan, böyle güven oluşturamazsınız. İnşa edemezsiniz. Görün, bu sistemi kendi elleriyle çökertecekler. Bir zamanların herkesin koşa koşa dahil olduğu sistemi kendi elleriyle çökertecekler."
"Sokakta karşılaştığınız gençlerden saç örneği alın; çıkan sonuca bu ülkedeki anaların, babaların yüreği dayanmaz"
Türkiye genelindeki uyuşturucu operasyonlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Babacan, Türkiye'nin bir süredir "uyuşturucunun merkezi" haline geldiğini söyledi. Babacan, şuyle konuştu:
"Envai çeşit uyuşturucu maddeye insanlar tek bir telefonla ulaşır hale geldi. Bugün herhangi bir çeper mahalleye gidin, sokakta karşılaştığınız gençlerden saç örneği alın; çıkan sonuca bu ülkedeki anaların, babaların yüreği dayanmaz. Denetim yok. Eğitim ve rehberlik mekanizmaları yok. Anneler ağlıyor, babalar feryat ediyor. Duyan yok. Kürsülerden söylüyoruz, bağırıyoruz. Duyan yok. Sosyal devlet yok arkadaşlar, sosyal devlet. Bakın bu sorun son dönemde yapılan operasyonlarla gündeme geldi. Ancak iktidar bataklığı kurutmakla uğraşmıyor. Dikkat edin, tanınan, bilinen insanların operasyonlara konu olduğunu görüyoruz. Yani sivrisineklerle uğraşıyorlar. Bataklığı kurutmak için çalışmıyorlar. Uyuşturucuyu kullananlardan yetmez, satanlardan da hesap sorun diyoruz, dinlemiyorlar. Uyuşturucuyu kullananlardan yetmez, ülkeye sokanlardan, organizatörlerden hesap sorun diyoruz, dinlemiyorlar. Söz konusu uyuşturucuyla mücadele ise bu zehir nasıl bu kadar yaygınlaştırılıyor, hangi kanallardan taşınıyor, kimler tarafından, hangi boşluklardan yararlanılıyor diye soruyoruz. Dinlemiyorlar."
"Yüksek faiz sayesinde parası olanın parasına para kattınız, yoksulları daha da yoksullaştırdınız"
Babacan, sözlerinin devamında milletvekili transferi üzerinden ise AK Parti'ye eleştirilerini sıraladı. Babacan, şöyle konuştu:
"Biraz sonra grup toplantısı yapacaklar, değil mi? Ne var gündemlerinde? Vekil transferleri. Sayın Erdoğan, üç vekil transfer etseniz ne yazar? On vekil transfer etseniz ne yazar? Ülkenin geldiği noktayı görmüyor musunuz? Ülkeyi ne hale getirdiğinizi görmüyor musunuz? Siz son iki yıldır yakın tarihimizin en büyük servet transferini gerçekleştirdiniz. Üstelik yoksuldan alıp zengine transfer ettiniz bu ülkenin servetini. Yüksek faiz sayesinde parası olanın parasına para kattınız, yoksulları daha da yoksullaştırdınız. Bizzat izin verdiğiniz sanal kumar ve bahisle milyonlarca insandan aldınız, alıyorsunuz; yedi firmanın cebine koyuyorsunuz. Gün gelip yaşadığımız bu günlerin tarihi yazıldığında, kitaplara geçecek olan işte bu servet transferidir. Yaptıkları diğer transferler değil."
"Bir ülkenin devlet başkanını kaçırmaya kalkacak bir hoyratlığı hiç kimse meşru gösteremez"
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırmasına ilişkin şu değerlendiremeyi yaptı:
"Uluslararası hukuk herkes içindir. Her bir ülkenin yarınlarının teminatıdır. Adalet, en temelde insan olmanın, insan kalabilmenin teminatıdır. Amerikan yönetiminin Venezuela’ya karşı gerçekleştirdiği operasyon, uluslararası hukuka ve devletler arası ilişkilerin temel ilkelerine tamamen aykırıdır. Hiçbir şekilde kabul edilemez. Evet, Maduro yönetimi kötü bir yönetimdir. Evet, Maduro ülkedeki demokratik süreçleri tıkamıştır. Ciddi insan hakları ihlalleri yapılmıştır. Evet, Venezuela dünyanın uyuşturucu trafiğinde önemli bir merkez hâline gelmiştir. Bunların hepsi yanlıştır. Ama şu kaideyi de herkes iyi bilir: Bir yanlış, başka bir yanlışla düzeltilemez. Birleşmiş Milletler şartı bütün ülkeleri bağlar. Bir ülkenin devlet başkanını kaçırmaya kalkacak bir hoyratlığı hiç kimse meşru gösteremez. Bizim tavrımız, ilkesel duruşumuz bu konuda nettir."





