Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ordusunun İran ile girdiği savaşta mühimmat stoklarını eşi benzeri görülmemiş bir hızla tükettiği ifade edildi.

Amerika Birleşik Devletleri merkezli The New York Times (NYT) gazetesinin haberine göre, şubat ayının sonunda başlayan askeri operasyonlar, 6 Nisan’da ilan edilen ve 21 Nisan’da Washington’ın girişimiyle uzatılan ateşkese kadar 38 gün boyunca sıcak çatışma düzeyinde devam etti. NYT’nin Pentagon kaynaklarından ve ABD Kongresi yetkililerinden edindiği bilgilere dayandırılan haberde, Amerikan ordusunun bu süreçte yoğun bir mühimmat sarfiyatı gerçekleştirdiği kaydedildi.

Amerikan Girişimcilik Enstitüsü (AEI) ve Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CSIS) gibi bağımsız analiz gruplarının tahminlerine göre, 38 günlük sıcak çatışma döneminde günlük ortalama maliyetin 1 milyar dolara yaklaştığı bildirildi. Savaşın başlangıcından bu yana ABD’nin yaptığı toplam harcamanın ise 28 milyar dolar ile 35 milyar dolar arasında olduğu belirtildi.

MÜHİMMAT STOKLARININ HIZLA TÜKETİLMESİ

Çatışmalar boyunca binlerce yüksek maliyetli füzenin kullanıldığına dikkat çekilen haberde, birim maliyeti 4 milyon doları aşan Patriot hava savunma sistemleri ile milyonlarca dolarlık Tomahawk ve JASSM-ER füzelerinin bütçe üzerindeki yükü artırdığı vurgulandı. Savaşın sadece finansal bir yük getirmediği, askeri kapasite açısından da mühimmat stoklarının önemli ölçüde azalmasına yol açtığı ifade edildi.

Pentagon'un, Avrupa ve Asya bölgelerindeki stoklarından Orta Doğu'ya sevkiyat yapmak zorunda kaldığı aktarıldı. Gazeteye konuşan yetkililer ve uzmanlar, mevcut üretim hızıyla bu kayıpların telafi edilmesinin yıllar alabileceğini ve bu durumun ABD’nin Çin ile Rusya gibi rakiplerine karşı hazırlık seviyesini etkileyebileceğini belirtti. Ayrıca, operasyonlar sırasında bazı askeri hava araçlarının imha edilmesinin yüz milyonlarca dolarlık ek maliyet yarattığı ve savaşın beklenenden daha ağır bir ekonomik yük oluşturduğu kaydedildi. Beyaz Saray ise söz konusu değerlendirmelere itiraz ederek askeri kapasitenin yeterli olduğunu savundu.