Yönetmen İlkay Nişancı’nın “Yavaş Ölüm” belgeseli, Afşin-Elbistan Termik Santrallerinin bölgedeki ekolojik yıkımını ve halk sağlığı üzerindeki etkilerini odağına alıyor. TEMA Vakfı’nın katkılarıyla hazırlanan belgesel, 45. İstanbul Film Festivali’nde izleyiciyle buluştu.
“BİR ÇÖKÜŞÜN BÜTÜN İZLERİNİ TAKİP EDEBİLDİĞİMİZ BİR YER”
Daha önce “Hamallar”, “Kamilet” ve “Zamanın Kıyısında Sınav” gibi belgesellerle tanınan Nişancı, Afşin-Elbistan’ın tekil bir örnek olmadığını vurgulayarak, “Elbistan’da gördüğümüz şey, sistemsel bir problemin en görünür hali. Burası bir çöküşün bütün izlerini takip edebildiğimiz bir yer” dedi. Yönetmene göre termik santral yalnızca çevreyi kirleten bir yapı değil, aynı zamanda bütün bir yaşamı dönüştüren bir mekanizma.
“HER HANEDE BİR ÖLÜM”
Belgeselin anlatıcılarından Aslı Odman, bölgede neredeyse her hanede birden fazla ölüm vakası görüldüğünü belirterek, “Kanser, kalp krizi, beyin kanaması… Bunlar artık olağanlaşmış durumda. Çocuklarda ve hayvanlarda sakat doğum oranları çok yüksek. Bu, yavaş ilerleyen bir yok oluş” ifadelerini kullandı.
“BU KÜL 40 YILDIR YAĞIYOR”
Nişancı, filmde özellikle bir sahneye dikkat çekerek, çekim sırasında bir bölge sakininin “Bu kül 40 yıldır yağıyor, şimdi mi geldiniz?” sözlerini nakletti. Bu ifadenin, yaşanan yıkımın ne kadar uzun süredir devam ettiğini ve nasıl görünmez kılındığını ortaya koyduğunu söyledi.
“BİR YÜZLEŞME ALANI”
Her iki isim de “Yavaş Ölüm”ün yalnızca bir belgesel değil, aynı zamanda bir yüzleşme alanı olduğunu vurguladı. İstanbul’daki gösterimlerinin ardından farklı festivallerde de izleyiciyle buluşacak olan belgesel, Elbistan Ovası’ndaki sessiz yıkımı kayıt altına alan bir tanıklık olarak öne çıkıyor.