Mustafa Kara İvme Hareketi'nin hazırladığı belgeseli Proje Koordinatörü Anıl Kemal Aktaş ve Sosyolog Gülay Türkmen ile değerlendirdi.

dokuz8HABER Genel Yayın Koordinatörü Mustafa Kara İvme Hareketi'nin hazırladığı belgeseli Proje Koordinatörü Anıl Kemal Aktaş ve Sosyolog Gülay Türkmen ile konuştu.

BELGESEL GÖNÜLLÜLÜK ESASI İLE YAPILDI

Belgeselin Proje Koordinatörü Anıl Kemal Aktaş yaptıkları belgesel için hiçbir yerde fon almadıklarını belirterek, 

"Tamamen teknik harcamalar için destek alındı onun dışında her şey gönüllülük çerçevesinde yapıldı. Türkiye'de akademiye yönelim 2010'larla birlikte başladı. Ağırlıklı olarak Türkiye'nin son 15-20 yılını belgeselde ele aldık. Türkiye'nin akademisi neoliberalizim unsurları ile birlikte bir dönüşüm sürecine girdi. Artık bir akademik kurgu veya bilimden bahsedemiyoruz daha çok kardan bahsediyoruz. Yasa kamu üniversitelerindeki maaşın daha yüksek olması gerektiğini söylüyor. Ama durum farklı.

Genç akademisyenlerin bütün Türkiye'de şuan bir direnişi var. Çünkü haklarını alamıyorlar. Biz bu belgeseli çektiğimizde Gülen Cemaatine yakın kişiler bizi çok eleştirdi. Neden bizden bahsedilmiyor diye. Barış Akademisyenleri çok ciddi bir risk alarak bir tutum belirledi. 

AKP'LİLER ÇOK RAHAT AKADEMİLERE ATANABİLİYOR

Son dönemlerde giden akademisyenlerin çoğu öncekilerden farklı olarak kendi imkanları ile gitti. Daha yerleşik gittiler. AKP Türkiye akademisini çok iyi keşfetti. Artık AKP'li ilçe yöneticilerine kadrolar açılıyor. Küçük bir anadolu üniversitesinde çok rahat atamalar yapılabiliyor. Türkiye'de hukukun işlemesi lazım. Usulsüz atamalara karşı hukuk devreye girmeli. Akademik olarak alınan ünvanlara da geçmişe dönüp bakılmalı. Türkiye'de sorunların çözümüne yönelik mekanizmalar işlemeli. 

BU DÖNEM TASFİYE SÜRECİ ÇOK BÜYÜK OLDU

Sosyolog Gülay Türkmen ise Türkiye'deki akademide tasfiye süreçlerine dikkat çekerek, şunları söyledi:

"Türkiye'de tasfiye süreci son dönemlerde çok büyük oldu önceki dönemlere göre. Çok derin yaralar açtı. Çok uzun bir süreç oldu. Son dönemlerde bu kadar çok üniversite açılması, üniversitelerin kalitesini de düşürüyor ve yüksek lise statüsüne getiriyor. AKP iktidarı her şeyi özel sektöre devretmeye başladı. Bir binada bile üniversiteler açıldı. Bu kadar üniversiteye gerek var mı? AKP'nin cemaatlerle kurduğu işbirlikleri de yeni üniversitelerin açılmasını birlikte getirdi. İnsanlar iş bulabilmek için bu üniversitelere de başvuruyor. Hem cemaat ilişkileri hem neoliberal politikalar çok önemli faktörler. 

DAHA ÖNCE GİDENLERLE ŞİMDİ GİDENLER ARASINDA FARK VAR

Daha önce gönderilenler daha çok gelişsinler diye gönderiliyordu. Şimdi gönderilenler ise 'giderlerse gitsinler' motivasyonu ile gidiyor. Oraya gidenlere kadro verilmiyor. Daha çok 2 veya 3 yıllık burslarla alıyorlar. Ama Türkiye'ye döndüklerinde ne iş yapacaklarını bilmiyorlar. ABD'ye gidenler de bursları bittikten sonra çok ciddi sıkıntılar yaşayanlar oldu. Geçmişte Türkiye'ye dönen akademisyenler oldu ama şimdi süreç çok farklı. 

Almanya göçmen olduğunuzu çok hissettiğiniz bir ülke. O yüzden insanlar biraz kişisel hikayeleri üzerinden de akademide yer alıyorlar. Almanya çok Almanca odaklı bir akademiye odaklı. Dil bariyeri de karşısına çıkıyor birçok akademisyenin. Akademik özgürlük var ama fon veren kuruluşlar bizi yönlendirmiyor. Ama bazı güncel konulara daha çok fon veriyorlar. Örneğin göç konusu. Kimse idelojik bir motivasyonla bize fon vermiyor. Hiçbir zaman idelojik bir yönlendirme olmadı. 

Yurtdışına gidenler arasında bir 'dönüş miti' var. Oraya yerleşiyorlar ve dönüşleri zaman zaman olmayabiliyor. Orada bir yaşam kuruyorlar çünkü.