İNSAN HAKLARI

Uluslararası Af Örgütü 2026 Dünya Kupası öncesinde insan hakları uyarısı yaptı

Uluslararası Af Örgütü, Kanada, Meksika ve ABD’nin ev sahipliğindeki 2026 FIFA Erkekler Dünya Kupası öncesinde insan haklarına yönelik saldırılar konusunda acil eylem çağrısında bulundu.

Abone Ol

Uluslararası Af Örgütü), bugün yayımladığı kapsamlı bir açıklamada, 2026 yılında Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) tarafından düzenlenecek olan Erkekler Dünya Kupası’na katılacak milyonlarca taraftarın ciddi hak ihlalleriyle karşılaşabileceğini kaydetti. Örgüt, özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından uygulanan ve suistimaller içerdiği ifade edilen göç politikalarının, turnuva sürecinde güvenliği ve özgürlükleri tehdit edebileceğini belirtti.

REKOR SEVİYEDEKİ SINIR DIŞI İŞLEMLERİ VE GÜVENLİK RİSKLERİ

Uluslararası Af Örgütü tarafından hazırlanan "İnsanlık Kazanmalı: 2026 FIFA Dünya Kupası’nda Hakları Savunmak, Baskılarla Başa Çıkmak" başlıklı yeni raporda, turnuvanın başlamasına on haftadan az bir süre kala FIFA’nın acilen harekete geçmesi gerektiği vurgulandı. Raporda; turnuvaya ev sahipliği yapan üç ülkede taraftarların, sporcuların, basın mensuplarının, işçilerin ve yerel toplulukların maruz kalabileceği ciddi riskler ve bu durumun olası etkileri ayrıntılı olarak incelendi.

Dünya Kupası müsabakalarının yüzde 75’ine ev sahipliği yapacak olan ABD’de, mevcut yönetim döneminde ayrımcı göç politikaları ve toplu gözetim faaliyetlerinin bir insan hakları acil durumu teşkil ettiği ifade edildi. Göç ve Gümrük Muhafaza Kurumu (ICE) ile Gümrük ve Sınır Koruma Kurumundan (CBP) yetkililerin maskeli ve silahlı şekilde gerçekleştirdiği keyfi gözaltıların bu sürece damga vurduğu kaydedildi. Verilere göre, Ocak 2025 ile 18 Mart 2026 tarihleri arasında ICE gözaltı merkezlerinde 43 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.

Uluslararası Af Örgütü Ekonomik ve Sosyal Adalet Birimi Direktörü Steve Cockburn, ABD hükümetinin 2025 yılında 500 binden fazla kişiyi sınır dışı ettiğine dikkat çekerek ayrıca şunları söyledi:

“Hukuka aykırı gözaltı ve sınırdışı işlemlerindeki bu rekor seviyedeki artış, yargı süreci güvencelerinin aşınmasıyla mümkün oldu ve yüz binlerce göçmenin, mültecinin özgürlük ve güvenlik haklarını zayıflattı. Bu politikalar, aileleri birbirinden kopardı ve ABD genelinde bir korku iklimi oluşturdu. ABD’de son derece kaygı verici bir dönem yaşanıyor. Muhakkak ki bu, Dünya Kupası kutlamalarına katılmak isteyen taraftarları da etkileyecek. Dudak uçuklatan sayıdaki gözaltı ve sınırdışılara rağmen ne FIFA ne de ABD yetkilileri taraftarların ve yerel toplulukların etnik ve ırksal profillemeden, ayrımcı baskınlardan, hukuka aykırı gözaltı ve sınırdışı işlemlerinden korunacağı garantisini veriyor. Bu Dünya Kupası artık FIFA’nın daha önce değerlendirdiği gibi ‘orta riskli’ bir turnuva değildir. İster insanların ICE’tan korunması olsun, isterse protesto hakkının güvence altına alınması veya evsizliğin engellenmesi olsun, bu Dünya Kupası’nın gerçekliğinin özgün vaadiyle örtüşmesini sağlamak için acilen adım atılmalı. FIFA, 2026 Dünya Kupası’ndan rekor gelirler elde ederken bunun bedeli taraftarlara, topluluklara, futbolculara, gazetecilere ve işçilere ödetilemez. Futbol hükümetlere, sponsorlara ve FIFA’ya değil, bu insanlara aittir ve onların hakları turnuvanın merkezinde olmalı.”

EV SAHİBİ ÜLKELERDEKİ HAK İHLALLERİ VE KISITLAMALAR

Ev sahibi şehirlerdeki baskıların giderek arttığı kaydedilirken, Haziran 2025'te Los Angeles'ta göçmen baskınlarına karşı düzenlenen protestoların ardından yaklaşık 4 bin Ulusal Muhafız askerinin görevlendirildiği hatırlatıldı. Dallas, Houston ve Miami kentlerinin ise yerel kolluk kuvvetlerinin ICE ile işbirliği yapmasını öngören ve ırksal profillemeyi artıran anlaşmalar imzaladığı belirtildi.

Meksika cephesinde, yüksek şiddet seviyeleri gerekçesiyle ordu dahil 100 bin güvenlik personelinin seferber edildiği ve bu durumun barışçıl protestocular için risk oluşturduğu ifade edildi. Meksiko’daki Aztek Stadyumu’nda oynanacak açılış maçı öncesinde, zorla kaybedilen yakınları için adalet talep eden kadın aktivistlerin de bu baskıların hedefinde olduğu aktarıldı. Kanada’da ise barınma krizinin derinleştiği, Toronto’daki bir kış ısınma merkezinin FIFA rezervasyonu gerekçesiyle kapatıldığı ve evsizlerin toplum dışına itilme riskiyle karşı karşıya kaldığı vurgulandı.

ABD’nin seyahat kısıtlamaları ve müdahaleci göç politikalarının da organizasyona gölge düşürdüğü bildirildi. Trump yönetiminin seyahat yasakları uyarınca Fildişi Sahili, Haiti, İran ve Senegal vatandaşlarının 1 Ocak 2026 tarihinden önce alınmış vizeleri bulunmaması durumunda ABD’ye giriş yapamayacakları belirtildi. Ayrıca taraftarların sosyal medya hesaplarının incelenmesi ve “Amerikan karşıtlığı” taramasından geçirilmesi gibi önerilerin, ziyaretçileri yoğun bir gözetim altında bırakabileceği kaydedildi.

İfade ve barışçıl toplanma özgürlüğü haklarının her üç ülkede de kısıtlandığı ifade edilirken, turnuva sürecinde protestoların bastırılabileceği yönünde ciddi endişeler dile getirildi. UAÖ, taraftarlar, sporcular ve işçilerden oluşan Spor ve Haklar Birliği (SRA) hareketinin bir parçası olarak, FIFA’yı ev sahibi ülkelerle işbirliği yaparak yerel toplulukları ve katılımcıların haklarını korumaya çağırdı.