CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti'yi ziyaret ederek, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile görüştü. Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Hatimoğulları, 6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü kapsamında öldürülen gazetecileri anarak konuşmasına başladı. Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Türkiye'de çok derin bir ekonomik kriz var. Bugün konuştuğumuz en temel başlıklardan biri bu. Bu kriz İran savaşı başlamadan önce başlamış olan son derece derin bir kriz. Bugün bu ülkede insanlar açlıktan ve yoksulluktan ölüyor. Çocuklar yataklarına aç giriyor. Beslenme çantalarına bir süt, bir su dahi koyamıyor aileleri, o çocukların beslenme çantalarına. Bugün bu ülkede 17 milyona yakın emekli var ve emekliler açlık sınırının altında bir maaş alıyor. Milyonlarca asgari ücretli açlık sınırının altındaki maaşla hem kira ödeyecek hem çocuk okutacak hem de yemek yiyecek, beslenecek, barınacak. Bu mümkün değil. Türkiye zaten son derece derin bir ekonomik krizin içinde. Savaş da bunun cabası. Savaş bu derin ekonomik krizi daha da derinleştirmiş durumdadır.
İktidar muhalefetin önerilerini önemle ele almalı, dikkate almalı ve hayata geçirmeli. Bugün savaşın da müsebbip olduğu petrol fiyatlarının tavan yapmış olması sadece arabaların depolarına doldurulan benzin, mazot değil, yakıt değildir pahalı olan. Bunun yansımasının iğneden ipliğe her şeye zam şeklinde yansıdığını zaten biliyoruz. Dolayısıyla bu konuda acil adımlar atılmalıdır.
'Türkiye'de iktidar bu savaşın bitirilmesi için elinden gelen her türlü çabanın içinde olmalı'
Sıcak savaş bugün tıpkı İran'da nasıl devam ediyorsa, İsrail'de nasıl devam ediyorsa, Lübnan bu denklemin içine katılmış durumda. Bu denklemin içine Irak katılmak isteniyor. Çevre ülkeler katılmak isteniyor ve bu denklemin içine bu savaş bir an önce sona ermesi, Körfez ülkelerinin de boylu boyunca girmesi de an meselesi. Dolayısıyla Türkiye'nin etrafını da savaş yangını sarmış durumda ve bununla ilgili acil önlemler küresel düzeyde alınması gerektiği gibi bölgesel düzeyde de önlemler alınmalı ve Türkiye'de mevcut olan iktidar bu savaşın bitirilmesi için elinden gelen her türlü çabanın içinde olmalı. Bizler bunu yapıyoruz. Bunu yapmaya çalışıyoruz. Bu gelişmeler şakaya gelmiyor. Füzeler insanları katlediyor, çocukları katlediyor. Bakın bir tane okul, burada patlayan bir füze en az 175 çocuğu katletti ve yüzlerce çocuğu yaraladı. Aynı füzeler bizim sofralarımızda patlıyor.
Dünyada böyle küresel ölçekte bir savaşla, bir küresel yoksullukla mücadele edilirken, Türkiye'deki gündeme dönüp baktığımızda muhalefete dönük bitmek bilmeyen baskıların yoğun bir biçimde devam ettiğine tanıklık ediyoruz. Bakın savaşın ateşi etrafımızda. Milyonlar aç. İktidar kiminle uğraşıyor? Muhalefeti zayıflatmakla uğraşıyor. Muhalefeti yargı yoluyla zayıflatma peşindeler. Baskıyla zayıflatma peşindeler. Muhalefetin içindeki dayanışmayı bölme peşindeler. Yargıyı muhalefetin üzerinde Demokles'in kılıcı gibi sallandırmaya da devam ediyorlar. Yargı krizi bir demokrasi krizidir. Suç iddiaları varsa seçilmişlerin hepsi yerli yerinde duruyor, görevleri başında duruyorlar. Defaatle ifade ettik, seçilmişler tutuksuz bir şekilde yargılanmalıdır. Bugün başta Sayın Ekrem İmamoğlu olmak üzere bütün seçilmiş belediye başkanları serbest bırakılmalıdır. Kayyumlar ortadan kaldırılmalı, seçilmiş belediye eş başkanları ve belediye başkanları hızla görevlerine iade edilmelidir.
'Can Atalay'ın hapiste tutulması bir anayasal suç'
Hatay'ın milletvekili olan sevgili Can Atalay'ın hapiste tutulması şu anda bir anayasal suçtur. AİHM kararına rağmen, AYM kararına rağmen hala hapishanede tutulması bir suçtur. Halkın iradesini yok saymaktır. Seçilmişi yok saymaktır. Bugün demokrasinin karşı karşıya kaldığı en önemli tehlike olmazsa olmaz olan seçme ve seçilme hakkının yurttaşın elinden alınması. Böyle bir uygulamayla karşı karşıyayız ve bu uygulama derhal bitirilmelidir.
'CHP belediyelerine sistematik operasyonlar hukuki değil'
CHP belediyelerine sistematik operasyonlar hukuki değildir, siyasidir. Siyaseti dizayn etme hamleleridir ve biz DEM Parti olarak başından beri bunun karşısında olduğumuzun belirtmek isterim. Yargı iktidarın vesayetinden derhal kurtulmalıdır. Baskılara karşı daha güçlü bir mücadele ve daha güçlü bir dayanışmanın örneklerini hep beraber sergilemenin zamanıdır.'
'Bu süreç AKP-DEM Parti arasına sıkıştırılmış bir diyalog değil'
Görüşmede, 27 Şubat 2025 tarihinde Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum sürecini değerlendirdiklerini belirten Hatimoğulları, şöyle konuştu:
'Baştan beri bir yavaşlıkla bu sürecin ilerletilmeye çalışıldığını ve aslında ilerletilmediğinin altını her fırsatta çizdik. Evet, bir komisyon oluştu. Bu komisyon görevini tamamladı ve parlamentoya raporunu sundu. Şimdi yapılması gereken hukuki ve yasal düzenlemelerle ilgili hızlıca paketlerin çalışılması, hızlıca bir çerçeve yasanın üzerinde emek verilmesi, ama hala bu konuda atılmış bir somut adım yok. Bu konuda elbette iktidar partisi ve ortağı elbette hepimizden daha sorumlu. Çünkü şu anda Meclis çoğunluğu ellerinde ve bu yasanın getirilmesi kendi inisiyatifleriyle kendi ön açıcılıklarıyla mümkündür.
Biz buradan bir kez daha iktidara sesleniyoruz ve devlet aklına sesleniyoruz. Bu süreç İran'daki gelişmeleri izlemek ve İran'daki gelişmelerin bir fren görevi görmesini sağlaması gerektiren bir süreç değil. Tam da bu kadar ekonomik yoksulluktan bahsederken, tam da savaşın bizim sınırlarımıza dayandığı ve her yerin ateşin sardığı bir dönemde, barışı başta ülkemiz olmak üzere bölgede tesis edebilecek yolu bu konuda somut adım atmakla mümkündür ve tam da zamanı. Gecikme zamanı değildir. Bu süreç AKP-DEM Parti arasına sıkıştırılmış bir diyalog ve görüşme süreci değil, 86 milyonun demokrasisinin mümkün olmasıyla gerçekleşecek bir süreçtir. Bu sürecin başarısı ana muhalefet partisi ve bütün siyasi partiler, bütün toplumsal öznelerin ortak tavrıyla da mümkündür.
Bu konuda başından beri bizlerle dayanışma içinde olan ve bu sürecin başından beri destekleyen Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve özel olarak Sayın Özgür Özel'e ve Ekrem İmamoğlu'na partimiz adına teşekkürlerimizi sunuyorum. Gerçekten başından beri bu süreci büyük bir samimiyetle desteklediler. Ama daha fazla şey yapmamız gerekiyor. Bu süreci ilerletmemiz gerekiyor. Bu sürecin ilerletilmesi için yine bahsini ettiğim gibi bütün siyasal ve toplumsal öznelerle daha güçlü, daha ilerletici bir rol oynamamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Barışa dair sözü ve eylemi olanlar ancak Türkiye'nin geleceğinde söz sahibi olur. Gerekli yasal düzenlemelerin çıkarılması için Türkiye'nin demokratikleşmesinde az da olsa adımların atılması, o kapının aralanması için hepimizin çok daha fazla elini taşın altına koyması gereken bir dönem.'
'Seçim ne zaman olursa olsun, bu hazırlıklara erkenden girilmesi önemli'
Hatimoğulları siyasi etik yasasının Meclis'ten çıkması gerektiği kanaatinde olduklarını belirtti. Bu yasanın sadece seçilmişler için değil aynı zamanda bürokratları da kapsayacak şekilde geniş bir şekilde dizayn edilmesi gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, şunları kaydetti:
'Seçim güvenliği meselesini konuştuk. Biraz önce yine Sayın Genel Başkan'ın ifade ettiği gibi, günümüz koşullarında dijital saldırılar ve müdahaleler yine yapay zeka yoluyla gerçekleşme ihtimali olan müdahalelere karşı elbette teknolojik bir donanıma ihtiyaç var. Bilgiye ihtiyaç var ve bu anlamıyla önemli ölçekte teknik hazırlıklara da ihtiyaç var. Seçim ne zaman olursa olsun, bu hazırlıklara erkenden girilmesi de önemlidir.
Parlamentoda eksik olan sekiz milletvekili... Aslında biz bunu belki yedi diye tarif etmeliyiz. Çünkü değerli Can Atalay'ın yasa gereği de şu an parlamentoda olması lazım, hapishanede değil. Dolayısıyla bu vekillerin seçilmesi için bir ara seçim evet yapılabilir, yapılmalı. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi toplum genel anlamda bir erken seçim beklentisi içindeyse bizler DEM Parti olarak toplumun bu mesajını alırız ve DEM Parti olarak da bu çerçevede, toplumun talepleri çerçevesinde bir olası seçime hazırlıklı olduğumuzun da altını çizmek isterim.'
'Gündeme gelmiş değil'
Açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hatimoğulları, ara seçim ihtimaline ilişkin milletvekillerinin istifa etmesine yönelik DEM Parti'nin tavrı ile ilgili soru üzerine 'Böyle bir şey şu an için söz konusu değil. Gündeme bu şekilde, sizin sorduğunuz biçimiyle henüz gelmiş değil ve dolayısıyla biz henüz kurullarımızda bu konuyla ilgili geniş bir değerlendirme yapabilmiş değiliz' dedi.
Hatimoğulları süreç ile ilgili soru üzerine, şu değerlendirmeyi yaptı:
'Şu ana kadar koordinasyona dönük bir çağrı yapılmadı. Fakat yapılması gereken çok açık ve net. Komisyon çalışmasını tamamladı ve parlamentoya sundu. Burada sonuç alıcı iş olarak, sonuç odaklı yapılacak iş olarak değerlendirdiğimizde yapılması gereken şey artık ihtisas komisyonlarının teknik anlamda yasaları hazırlamaya başlamaları.Fakat bunun için de siyasetin karar vermesi. Yani siyaset karar vermeden, biz parlamentonun işleyişini çok iyi biliyoruz, siyaset karar vermedikten sonra komisyonların kendi kendine toplanıp, kendi kendine bir çerçeve yasa çıkarmayacağını çok iyi biliyoruz.
Sırasıyla yapılacak işleri özetleyecek olursak; birincisi, siyaset karar verecek diyecek ki 'biz nisan ayında çerçeve yasayı çıkarıyoruz.' Bunun için de komisyona bir görev verilecek. Komisyon da bununla ilgili yapmış olduğu çalışmaları ya da yapacağı çalışmaları hızlandırması gerekiyor. Tabii ki bizler şöyle duyumlar almıyor değiliz, bazı taslaklar hazırlanmış şeklinde. Ama bu taslakların ne şekilde hazırlandığını, içeriğinde ne var, çerçevesi neyi ihtiva ediyor, bunu bilmiyoruz. Dolayısıyla bunu görmemiz lazım. Bu adımların atılması gerekiyor. Bizler çerçeve yasanın son derece kapsayıcı ve sonuç alıcı bir yasa olmasını önemli buluyoruz. Birilerini kapsayan, birilerini kapsamayan, orada kategorilere ayırmak vesaire, bu, çerçeve yasayı daraltır.'
'Sayın Öcalan'ın doğduğu evin müze olmasını tabii ki isteriz'
Hatimoğulları, bir soru üzerine, 'Sayın Öcalan'ın doğduğu evin müze olmasını tabii ki isteriz. Olursa da ne güzel olur. Bununla ilgili de girişimler oluyor' dedi.
Abdullah Öcalan'a İmralı'da bir konut veya çalışma ofisi yapılıp yapılmadığı konusunda Tülay Hatimoğulları, 'Bizim bilgimiz dahilinde olan şudur; orada bir konutun olduğu, yapıldığı. Fakat bu tartışmayı dört duvar arasına sıkışmış bir tartışma olarak görmüyoruz biz. Buradaki mesele, eski bir konuttan alınıp yeni bir konuta konmak diye, zaten Sayın Öcalan da böyle bakmıyor, biz de öyle bakmıyoruz.
Burada bu sürecin bir başlatıcısı olarak, bu sürecin en önemli aktörü olarak olması gerekenler şunlar: Birincisi, Sayın Öcalan'ın özgür yaşayabileceği ve çalışabileceği ortam sağlanmalı. Yani Türkiye'deki bütün siyasi parti, hukukçular, akademisyenler, gazeteciler, kendisinin görüşmek istediğini biliyoruz ve bu olanakların sağlanması. Burada esas, konut dört duvar gibi değil, tam tersi iletişim kanallarının açılması ve bunun sağlanması. Bunun statüsünün bu şekilde belirlenmesi olarak görüyoruz. Bu konuda henüz atılmış bir adım yok. Biz her fırsatta bu konuda hızla bir adım atılmasının bu sürece çok büyük bir fayda sağlayacağına inanıyoruz. Barışın bu topraklarda kalıcılaşmasına çok büyük bir katkı sağlayacağına inanıyoruz.'





