DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Adana İl Örgütü’nün 5’inci Olağan Kongresi’ne katıldı. Hatimoğulları, burada yaptığı konuşmada, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Hatimoğulları, “Bizler bugün kongremizi gerçekleştirirken yanı başımızdaki coğrafyada savaş, çatışma ve katliamlar devam ediyor. Orta Doğu kaynayan kazan olma halini sürdürüyor. Bugün ABD ve İsrail'in İran üzerinde başlatmış olduğu savaş, şimdilik bir ateşkes süreci yaşanıyor olsa da henüz bu ateş tam olarak kesilmiş değil. Bu topraklarda başlamış olan savaşın sadece İran'la sınırlı kalmadığını, bunun Irak'a, Lübnan'a ve birçok bölgeye yayıldığını, Körfez ülkelerine yayıldığının hepimiz farkındayız. Ve bu coğrafyada kalıcı bir barış inşa edilemezse gerçekten dünyayı çok büyük bir savaş tehlikesi bekliyor. Nükleer savaş tehlikesi bekliyor” dedi.
‘ROJAVA’DA DİRENEN BAŞTA KADINLAR OLMAK ÜZERE BÜTÜN HALKLARI SELAMLIYORUM’
Hatimoğulları, böylesi bir dönemde sadece Türkiye’deki barışı örgütlemenin yanı sıra coğrafyanın tamamında ve Kürdistan coğrafyasının dört parçasında barışın tesisi için çalışmak gerektiğini belirterek, şunları söyledi:
“Bugün Rojava'da uzun zamandan beri devam eden savaş ve çatışmaların sonucunda kadınların büyük bir başarı elde ettiğini, kadın özgürlükçü ve demokratik anlayışı Suriye coğrafyası başta olmak üzere bütün Orta Doğu'ya model olacak bir şekilde kendini tesis ettiğini hep birlikte görebiliyoruz. Ve ben burada Rojava'da direnen, başta kadınlar olmak üzere bütün halkları buradan bir kez daha selamlıyorum. Orada yitirdiğimiz bütün canları saygıyla, minnetle anıyorum.”
‘ÖCALAN’IN ÇAĞRISININ TAMAMEN ARKASINDAYIZ’
“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Hatimoğulları, şunları kaydetti:
“Bizler bölgede devam eden bu kadar yoğun savaşın tam ortasında geçtiğimiz sene 27 Şubat'ta Sayın Abdullah Öcalan Türkiye'nin de temel ihtiyacı olan barış konusunda son derece önemli bir çağrı gerçekleştirdi. Bugün bölgede, bölgenin her yerini yangının sardığı bir aşamada Sayın Öcalan'ın gerçekleştirmiş olduğu barış ve demokratik toplum çağrısının tamamen arkasındayız ve bu çağrı başarıya ulaşana dek hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizim açımızdan barış dönemsel ve taktiksel bir şey olamaz. Bizim açımızdan barış herhangi bir siyasi partinin dar manada gündelik siyasi hesaplarının da malzemesi olamaz. Bizim açımızdan barış stratejik öneme sahiptir. Ve biz barışı her daim savaşın ve çatışmanın en yoğun olduğu dönemlerde de dillendirmekten, talep etmekten, barış için demokratik mücadelemizi yürütmekten asla vazgeçmedik.”
‘ÖCALAN KÜRT SORUNUNU İSYANDAN İNŞA AŞAMASINA TAŞIMAK İSTEDİ’
Hatimoğulları, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Öcalan bu çağrıyla beraber Kürt sorununu isyandan inşa aşamasına taşımak istedi. Bu çok önemli bir stratejidir. Bu stratejiye sadece Kürt halkı değil Araplar, Türkler, Ermeniler, ezcümle bu coğrafyada yaşayan bütün farklı halkların ve inançların dört elle sarılması gereken bir çalışmadır. Bir stratejidir. Biz bu süreç başladığında yüzlerce halk buluşması, toplantı, demokratik kitle örgütleri ziyaretleri, sivil toplum örgütü ziyaretleri çok yoğun çalışmalar yürüttük. Ve inanın bütün bu çalışmalarımızın sonucunda üstünde en fazla durduğumuz nokta şuydu: Barış bize altın tepsiyle sunulmayacak. Demokrasi bize altın tepsiyle sunulmayacak. Bizler bunun için daha güçlü mücadele etmemiz ve daha güçlü örgütlenmemiz gereken bir dönemdeyiz.
Buradan bu çağrıyı gerçekleştiren Sayın Öcalan'a, İmralı'ya, Çukurova'nın sarı sıcağından binlerce kez selamlarımızı gönderiyoruz. Sayın Öcalan bu çağrıyı yaparken Türk'ün de kurtuluşunu, Arap'ın da kurtuluşunu, işçinin, emekçinin de kurtuluşunu, kadınların özgürlük mücadelesini ve gençlerin kurtuluşunu içermektedir. Ve çağrısında ifade ettiği gibi silahların sustuğu, barışın konuşulduğu bir dönemde en çok ihtiyaç duyduğumuz işçi, emekçi ve yoksulların örgütlenmesinin önünün açılacağının altını özellikle çizmiştir.”
‘YOKSULLUK EN GÜÇLÜ MÜCADELEYİ YÜRÜTECEK BİR SİYASİ PARTİYİZ’
Türkiye’de yoksulluğun diz boyu olduğunu belirten Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:
“86 milyon yurttaşımız var. Bunun 50 milyonu açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bugün maden işçileri Ankara'nın o soğuğunda üstleri çıplak, açlık grevlerine devam ediyor. Doruk Maden işçilerine buradan bir kez daha alkış ve zılgıtlarımızla dayanışma duygularımızı gönderelim hep beraber. İktidar, yurttaşın ödediği vergileri faiz lobilerine ve yandaşlarına peşkeş çekiyor. Okullardaki öğrenciler, çocuklar açlıktan dolayı bayılıyorlar. Böyle bir ülke oldu bu ülke. Anneler, çocuklarının beslenme çantasına bir tost, bir süt, bir su koyamaz hale gelmiş durumda. Bu kadar ciddi bir yoksulluk.
Biz DEM Parti olarak, bu önümüzdeki süreçte bir yandan Kürt halkının sorunlarının çözümü, diğer halkların sorunlarının çözümü, Alevi yurttaşlarımızın haklarının kazanılması, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi için mücadele edeceğiz, ediyoruz. Öte yandan da bu yoksullukla en güçlü mücadeleyi yürütecek bir siyasi partiyiz ve bizler şunu biliyoruz ki, direne direne kazanırız. Mutlaka başaracağız.”