Haber: Songül Mazlum / Trabzon

1 Mayıs Düzenleme Kurulu Başkanı Muhammet İkinci, “İşçiler, kamu emekçileri, emekliler, köylüler, bilim ve tekniği toplum yararına kullanan mimarlar, mühendisler, şehir plancıları, halkın sağlık hakkının savunucusu hekimler, ülkemizin geleceği gençler, kadınlar, birlik mücadele ve dayanışma gününe hoş geldiniz. Sizleri 1 Mayıs düzenleme kurulu adına dostluk ve dayanışma duygularımla selamlıyorum. Selam olsun dünyanın ve ülkemizin dört bir yanında sınıfsız, sömürüsüz, eşit, özgür bir yaşam için meydanları dolduran emekçilere! Baştan aşağı lime lime dökülen, çürümüş, kokuşmuş bir düzenin içindeyiz. Yoksulluk, yolsuzluk, talan kol geziyor. Emekçiler yoksulluk sınırının altında, açlık sınırına yakın ücretler ile yaşamaya mahkum ediliyor. Emekliler, sefalet içinde hayatta kalmaya çalışıyor. Gençlerimiz ümitsizlik ve geleceksizlik kıskacında. Çalışma yaşamında güvencesizlik esas hale getirildi. Liyakatten uzak, mülakat sistemi ile yandaşlık iş sahibi olmanın koşulu haline getirildi. Kamuya ait tüm varlıklar özelleştirildi. Paramız pula dönüştü, hayat pahalılığı dayanılmaz boyutlara ulaştı. Yüz binlerce işsiz gencimiz var, ataması yapılmayan öğretmenlerimiz var. Okullarımızda beslenme yetersizliğinden dolayı öğrenme geriliği yaşayan çocuklarımız var. Bu düzende yaşamak ölmekten zor kardeşlerim.” ifadelerini kullandı.

SORULARLA İŞÇİ SINIFININ ÖNEMİNE VURGU YAPTI

“Bu düzeni iyi anlamak, daha iyi tanımak için bazı sorulara yanıt vermek durumundayız.” ifadelerini kullanan İkinci, “Bu ülkenin fabrikalarında, tarlalarında çalışan, üreten kim? Biz. Karda kışta tipide boranda yolları, köprüleri, hava limanlarını açık tutan kim? Biz. Okullarda eğitim hizmeti, hastanelerde sağlık hizmeti veren kim? Biz. Ulaşım, haberleşme, güvenlik hizmetlerini sağlayan kim? Biz. Sokakları süpüren, suyumuzu, elektriğimizi evlere ulaştıran kim? Biz. Ülkenin gelişimi ve kalkınması için bilim ve tekniği üretip kullanan kim? Yine biz?” açıklamalarında bulundu.

“BOZUK DÜZENDE SAĞLAM ÇARK OLMAZ!”

Yönetimde söz sahibi olabilmek için çağrıda bulunan İkinci, “Yaşama dair ne varsa biz üretiyoruz! Biz olmasak çarklar durur. Peki, nasıl oluyor da emeği yok sayılan, düşük ücretlerle insanca yaşama hakkı gasp edilen, sömürülen, haksızlığa, adaletsizliğe uğrayan hep biz oluyoruz? Tarladaki iz bizim, ama harmanda söz sahibi değiliz kardeşlerim. Üreten biziz ama, biz yönetmiyoruz. Çünkü, yeterince örgütlü değiliz ve birleşik bir mücadeleyi henüz başaramadık. Peki ama nasıl yapacağız kardeşlerim, nasıl başaracağız? Bileceğiz ki bozuk düzende sağlam çark olmaz! Önce, bizi daha fazla bölmelerine izin vermeyeceğiz. Din, dil, cinsiyet, renk ayrımı gözetmeksizin çalışan kimliğimizde, emekçi kimliğimizde birleşeceğiz. Sonra emeğimizi değersizleştirenlere, sömürenlere, haksızlığa, eşitsizliğe, adaletsizliğe karşı her nerede olursak olalım ayağa kalkacak, mücadele edeceğiz. Mücadele edenlerin birliğini geliştirecek ve dayanışmayı yükselteceğiz. Söz-yetki-karar bizim diyeceğiz. İşimize, aşımıza, emeğimize, geleceğimize, dağlarımıza, yaylalarımıza, derelerimize, yerin altında ve üstünde bulunan varlıklarımıza, memleketimize sahip çıkacağız.” şeklinde konuştu.

“BİZİM SIKILACAK KEMERLERİMİZ YOK”

Bu güzel memleketin sahipleri bizleriz. Bugünlerde bizi, ikna edilmesi gereken "yerli halk" olarak tanımlıyorlar. Doğrudur, biz bu ülkenin yabancısı değil, yerlisiyiz. Başkaca bir pasaportumuz yok. Biz memleketimizi karşılıksız, umarsız seviyoruz. Ülkeyi soktukları ekonomik krizin faturasını bize ödetmek için yaptıkları programa ikna olmamızı, rıza göstermemizi istiyorlar. Bizden kemerleri sıkmamızı bekliyorlar. Oysa bizim sıkılacak kemerlerimiz yok. Bu eşitsiz, adaletsiz ve hayasız düzen karşısında giderek kabaran öfkemiz ve sıkılı yumruklarımız var.” ifadelerini kullandı.

“KALICI BAHAR ANCAK EMEKÇİLERİN ÖZ MÜCADELESİYLE GELEBİLİR”

Taksim’deki 1 Mayıs kutlamalarının engellenmesine yönelik de eleştirilerde bulunan İkinci, açıklamalarını şöyle tamamladı: “Anayasalar toplumsal sözleşmelerdir ve herkes için bağlayıcıdırlar. Anayasa Mahkemesinin kararına rağmen Taksim'i emekçilere açmayanlar, hukuka riayet etmeyenler yeni bir Anayasa yapım sürecinin ne öznesi olabilir ne de muhatap alınabilir. Taksim 1 Mayıs alanıdır ve öyle de anılmaya devam edilecektir. Siyasi iktidar kendi siyasi ve ideolojik ihtiyaçları çerçevesinde yeni bir toplum tasarımı ile buna uygun bir nesil yetiştirmek için eğitim müfredatını değiştirmek istiyor. Eğitimin en temel ilkelerine; bilime ve laikliğe aykırı bir müfredat değişikliği kabul edilemez. Memleketin ihtiyacı olan çağdaş, bilimsel, laik, parasız, demokratik eğitimdir. Yaşadığımız onca sorun karşısında asla umutsuzluğa yer yok. Umudu mücadele, dayanışma ve sevgi ile büyüteceğiz. Güzel günler biz güzel günlere yürümedikçe bize gelmez. Bu ülkeye kalıcı bahar ancak emekçilerin öz mücadelesiyle gelebilir. Baharı biz getireceğiz. Birlik, mücadele ve dayanışma günümüz kutlu olsun. Hepiniz bir kez daha sevgi, dostluk ve dayanışma ile selamlıyorum. Yaşasın 1 Mayıs...”