Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, 3 Mayıs’ın bu yıl işsizlik, sansür, oto sansür, tehdit, fiziksel saldırı, haksız gözaltı ve tutuklulukların yarattığı baskı ortamında karşılandığı belirtildi. Açıklamada, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün (RSF) 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ne göre Türkiye'nin 180 ülke arasında 159. sıradan 163. sıraya gerileyerek basın özgürlüğünün en kısıtlı olduğu ülkelerden biri haline geldiği ifade edildi.
“DEZENFORMASYON YASASI GAZETECİLERE KARŞI KÖTÜYE KULLANILMAKTADIR”
Açıklamada, Türkiye'de gazetecilere yönelik keyfi adli soruşturmalar, gözaltı ve tutuklamaların tırmandığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Türk Ceza Kanunu'nun ‘Dezenformasyon Yasası’ olarak bilinen 217/A maddesi gazetecilere karşı kötüye kullanılmaktadır. Dezenformasyon Yasası’yla iktidar temsilcilerinin yapmadığı her açıklama, yanlış bilgi sayılabilmekte ve bunu haberleştiren gazeteciler kolaylıkla tutuklanmaktadır. Cezaevinde yaptıkları haberler nedeniyle 14 gazeteci bulunmaktadır. Son olarak üyelerimiz Merdan Yanardağ, İsmail Arı ile meslektaşımız Alican Uludağ tutuklanmıştır.”
Açıklamada ayrıca, TGC üyesi gazeteci Tolga Şardan’ın ‘MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na sunduğu yargı raporunda neler var?’ başlıklı yazısı nedeniyle yargılandığı davada 5 ay hapis cezasına çarptırıldığı ve mahkemenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdiği aktarıldı. Sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek yargılanan üye Zafer Arapkirli’nin ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak’ suçlamasından 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldığı belirtildi.
TUTUKLU GAZETECİLER VE DAVALAR
Türkiye ile İsrail arasındaki ticaret hakkında Halk TV'de yayınlanan bir programda yaptıkları yorumlar nedeniyle TGC üyesi Murat Ağırel ile gazeteci Barış Pehlivan’ın Dezenformasyon Yasası uyarınca birer yıl üç ay hapis cezasına çarptırıldığı ifade edildi. Bu yasa nedeniyle haklarında çok sayıda dava açılan gazetecilerin adli kontrol şartıyla baskı altında tutulduğu kaydedildi. Toplumsal olayları ve basın açıklamalarını takip etmek ve haberleştirmenin gazetecilerin gözaltına alınma nedenleri arasına girdiği belirtildi.
EKONOMİK BASKILAR VE BASIN KARTI SORUNU
Açıklamada, medya sahipliğinin büyük kısmının iktidar kontrolünde olmasının bağımsız medyanın ekonomik olarak zorlanmasına yol açtığı, bağımsız medyaya reklam veren kuruluşların kara listeye alındığı ifade edildi. Basın İlan Kurumu’nun ilan kesme yaptırımları ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından verilen yayın durdurma ve para cezalarının bağımsız gazetecilik üzerinde baskı oluşturduğu belirtildi. İktidarın kamu yararını ihlal eden faaliyetlerini haberleştiren gazetecilerin basın kartlarının Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilmemesi ya da iptal edilmesinin mesleki faaliyetlerin önünde engel olduğu ifade edildi.
“GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR”
Bir gazetecinin yaptığı haber nedeniyle tehdit edilmesi, fiziksel saldırıya uğraması ve saldırganların cezasız kalmasının halkın haber alma hakkına yönelik tehdit olduğu vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Gazetecilerin hazırladığı araştırma dosyalarının ekonomik ya da siyasi kaygılar uğruna yayımlanamadığı bir ortam, demokratik toplum düzeni açısından ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Gazetecilerin sigortasız, düşük ücretlerle, sendikasız, editoryal bağımsızlıktan yoksun biçimde çalıştırılması; yayın yasakları ve erişim engellerinin yaygınlaşması, haberin özgürce yurttaşlara ulaşmasını engellemektedir. Bu nedenle cezaevindeki gazetecilerin serbest bırakılmasını ve haberin serbest dolaşımının engellenmemesi çağrımızı tekrarlıyoruz.”
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak üyelerinin ve tüm meslektaşlarının 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü dayanışma duygularıyla kutladığı belirtilen açıklamada, “Gelecekte demokrasinin güçlendiği, gazetecilerin cezaevinde olmadığı, haberin yurttaşlara özgürce ulaştığı bir Türkiye umudumuzu koruyoruz. Gazetecilik suç değildir.” ifadelerine yer verildi.





