Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Anadolu Ajansı tarafından duyurulan ancak dosyaya konulmayan gerekçeli bozma kararı 6 ay sonra mahkemeye ulaştı. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi, Pınar Selek’e ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi gerektiğine ilişkin kararı doğrultusunda Selek hakkında tutuklama ve kırmızı bülten çıkartılmasına karar verdi.

Kısa Dalga'dan Kemal Göktaş'ın haberine göre, mahkeme ayrıca daha önce hakkındaki beraat kararı temyiz edilmediği için kesinleşmesine rağmen diğer sanık Abdulmecit Öztürk hakkında da Yargıtay kararı doğrultusunda “tutuklamaya yönelik arama kararı” çıkarılmasına hükmetti. Mahkeme duruşma tarihini de 31 Mart olarak belirledi.

ANAYASA MAHKEMESİ'NDEN KARAR

Mahkeme bu işlemleri yaparken, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararından 5 gün önce Anayasa Mahkemesi’nin davayı Selek lehine doğrudan etkileyecek bir karar verdiği ortaya çıktı.

Anayasa Mahkemesi kararına konu olay şöyle gelişti:

Mısır Çarşısı davası olarak bilinen ancak başka suçlardan yargılanan sanıkların da yer aldığı davada İsa Kaya, 2009 yılında müebbet hapse mahkum oldu. Yargıtay’ın cezayı onamasından sonra İsa Kaya, o tarihte yürürlükte olan kanun nedeniyle avukatı olmadan ifadesinin alınmasının adil yargılanma hakkının ihlali olduğu gerekçesiyle AİHM’e başvurdu.

Hükümet başvuruya verdiği yanıtta Kaya’nın ihlal iddiasını kabul etti ve dostane çözüm yoluna gitti. Hükümetin 2018 yılında AİHM’e sunduğu tek taraflı deklarasyonda "Türkiye Hükümeti, Mahkemenin (AİHM) yerleşik içtihatları ışığında mevcut davada başvuru sahibinin Sözleşmenin 6 /1 ve 3. maddesi kapsamındaki (adil yargılanma) haklarının ihlal edilmiş olduğunu kabul etmektedir” denildi. Hükümet, kanunun 'avukata erişim hakkı üzerine sistemik kısıtlamaya' ilişkin hükmün 15 Temmuz 2003 tarihinde yürürlükten kaldırdığını da hatırlattığı deklarasyonda, ayrıca hak ihlali nedeniyle yeniden yargılama yolunun da açık olduğunu bildirdi.

Başvurucu Kaya’nın bu deklarasyonu ve dostane çözüm yolunu kabul etmesiyle başvuru AİHM kayıtlarından düşürüldü.

Ancak Kaya’nın yeniden yargılama talebiyle yaptığı başvuru, mahkeme tarafından reddedildi. Avukat olmadan ifade alınmasının “artık tamir edilebilir olmayan' bir ihlal” olduğunu savunan mahkeme kararında “Artık iç hukuka göre ihlalin ortadan kaldırılması mümkün olmadığı için yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez" denildi.

Bunun üzerine Kaya, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Adalet Bakanlığı tarafından mahkemeye gönderilen görüş yazısında ise mahkemenin ret kararının doğru olduğu savunuldu. Bakanlık görüşünde Kaya’ya E.N’nin öldürülmesi eylemi nedeniyle verilen mahkumiyet kararının sadece sanığın avukatsız alınan ifadesine değil, “sanıkların ifadeli yer gösterme tutanağı, tanık teşhisi, maktülün eşinin ifadeleri” gibi başka delillere dayandığı belirtildi.

Ancak Anayasa Mahkemesi 1. Bölümü, 16 Haziran 2022 tarihinde aldığı kararla Kaya’nın yeniden yargılanması gerektiğine hükmetti. AYM kararında, mahkemenin yargılanmanın yenilenmesini ret kararının AİHM kararıyla örtüşmediği ve hükümet deklarasyonunda kabul edilen ihlalin giderilmediği kaydedildi. AYM bu gerekçelerle yargılanmanın yenilenmesi için dosyayı Mısır Çarşısı davasının görüldüğü İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.

'MISIR ÇARŞISI DAVASINI DOĞRUDAN ETKİLER'

Mısır Çarşısı patlamasına ilişkin iddianamede, sanıkların işkence altında alındığını belirttikleri ifadeler dışında somut bir delil bulunmuyor. Poliste ve savcılıkta avukatı olmadan verdiği ifadelerde Pınar Selek’i suçlayan Abdulmecit Öztürk, duruşmada verdiği ifadede Pınar Selek’i tanımadığını ve ifadeleri işkence altında verdiğini söylemişti.

Pınar Selek’in avukatları da duruşmalarda AİHM kararlarını hatırlatarak avukat olmadan alınan bu ifadelerin hükme esas alınamayacağını belirtmişlerdi.

Buna rağmen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 25 yıllık yargılama süresince mahkemelerin 4 kez beraat kararı verdiği Pınar Selek’in, “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” öngören eski Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinden cezalandırılması gerektiğine karar vermişti.

AYM’nin bu kararının, Pınar Selek için de “hak ihlali” kararı verileceği anlamına geldiği, ancak bu durumun Genel Kurul tarafından dikkate alınmadığı belirtiliyor.