DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, İstanbul’un yaşam alanlarının, su havzalarının, ormanlarının ve kamusal alanlarının mega projeler nedeniyle tehdit altında olduğunu söyledi. Saki, İstanbul’daki mega projeleri, kentleşme politikalarını ve çevresel tahribatı eleştirerek “İstanbul dünyanın en güzel, en büyülü kenti tehdit altında. Hem yaşam alanlarıyla tehdit altında hem kültürel dokusu nedeniyle tehdit altında” dedi.

İstanbul’da yaşam koşullarının giderek ağırlaştığını belirten Saki, “TÜİK verilerine göre bile İstanbul, bırakın Türkiye’yi Avrupa’nın en pahalı kentlerinden bir tanesi. Barınma meselesi, kira yüksekliği, gıda fiyatlarındaki yükseklik nedeniyle İstanbul’da yaşayanların çok büyük bir çoğunluğu en alt seviyede bir yaşam standardına sahip” ifadelerini kullandı.

MEGA PROJELER KENTİ YAŞANMAZ HALE GETİRİYOR

Saki, bu durumun nedeninin yıllardır uygulanan kent politikaları olduğunu savunarak, “Aslında adım adım mega projelerle, AKP iktidarında da hızlanarak, bu İstanbul kentini dev bir ticaret merkezi olarak görmek ve mega projelerle İstanbul’u devasa bir alışveriş merkezi haline getirme politikalarının sonuçları” diye konuştu.

Kent bostanlarının da tehdit altında olduğunu belirten Saki, “İstanbul’da bostanlar vardı. Yedikule’de bostanlar vardı, Kuzguncuk’ta bostanlar vardı, Moda bostanları vardı, Fikirtepe’de vardı. Bugün onların hiçbirisi yok. Çok küçük bir miktar kaldı toprak” dedi. Saki, mega projelerin doğa ve yaşam alanları üzerinde büyük bir baskı yarattığını söyleyerek, “Su havzalarının, ormanların, kıyıların, tarım alanlarının, mahallelerin, kamusal yaşamın bütünü; rant ve talan rejiminin inşası için mega projelerle, yoğun yapılaşma ile, sermaye odaklı kentsel dönüşüm politikaları ile burayı yaşanmaz hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

SU HAVZALARININ OLDUĞU YERLERE DEVASA MEGA PROJELER YAPILIYOR

COP 31 sürecine de değinen Saki, “COP 31 iklim krizine, ekolojik sorunlara çözüm olması gereken bir alan. Ama AKP orayı bir ticari fuar haline getirdi. ‘Yabancı sermaye gelin, sizden vergi almayacağız’ diyerek COP 31’i de amacından saptırdı” diye konuştu.

İstanbul’daki mega projeleri sıralayan Saki, Kanal İstanbul Projesi’ne ilişkin “Şu anda hukuki olarak birtakım yürütmeyi durdurma kararları da alınmış olmasına rağmen orada su havzalarının olduğu yerde devasa konut projeleri, mega projeler yapılıyor ve İstanbul’un yaşam alanı tamamen ortadan kaldırılıyor” ifadelerini kullandı.

İstanbul’un kuzeyine yönelik yeni projelerin de ciddi tehdit oluşturduğunu söyleyen Saki, “Çatalca’dan başlayarak İstanbul’u tamamen kuzey hattından kuşatacak olan bir mega projenin yaratacağı tahribatı düşünebilirsiniz” dedi.

İSTANBUL’DAKİ EN BÜYÜK SORUNLARDAN BİRİ SU KRİZİ

Saki, Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin raporuna da değinerek “İklim krizinin etkileri, nüfus baskısı, su havzalarındaki yapılaşma, Kuzey Ormanları'nın tahribatı, Marmara Denizi’nde kirlilik, atık su yönetimindeki yetersizlikler ve rant projelerinin yarattığı çok yönlü ekolojik kriz değerlendirilerek ‘Derhal bu mega projelerden vazgeçin’ deniliyor” şeklinde konuştu.

İstanbul’daki en büyük sorunlardan birinin su krizi olduğunu ifade eden Saki, “Sazlıdere Barajı çevresi Kanal İstanbul nedeniyle Yenişehir Rezerv Yapı Alanı halinde yoğun bir inşaata açılmış durumda. Burada sadece İstanbul’un değil, bölgedeki diğer kentlerin de içme suyu ihtiyacını karşılayacak yapılar tamamen şirketlerin insafına terk edilmiş durumda” dedi.

İSKİ verilerinin İstanbul’un dış su sistemlerine bağımlılığının arttığını gösterdiğini belirten Saki, “Mega projelerin yalnızca çevresel tahribat yaratmadığını, aynı zamanda İstanbul’un yaşamsal kapasitesini ve iklim dayanıklılığını doğrudan zayıflattığını söylüyor raporlar” diye konuştu.

AKP İKTİDARININ KENTİ RANT ALANI OLARAK TESLİM ETMEK İÇİN ACELESİ VAR

Saki, “İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi Projesi”ne ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. “Çayırova’dan başlayıp Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve İstanbul Havalimanı üzerinden Çatalca’ya uzanması planlanan yaklaşık 127 kilometrelik bu hat yalnızca bir ulaşım meselesi değil. Lojistik merkezler, depolar, sanayi alanları ve yeni yapılaşma baskısıyla bütün yaşam alanları tehdit altında. AKP iktidarının çok acelesi var. Kenti bir bütün olarak söz verdiği büyük şirketlere rant alanı olarak teslim etmek için çok acelesi var” ifadelerini kullandı.

Kent merkezlerinde de benzer bir dönüşüm yaşandığını söyleyen Saki, Fikirtepe ve Koşuyolu hattındaki projelere dikkat çekti. “Koşuyolu Kalp Hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alındı. Burası kamusal alan... Zaten İstanbul’da deprem toplanma alanları kalmamışken, parklar kalmamışken siz burada ne yapacaksınız” dedi. Projeye ilişkin “kültürel ve ticari merkez” ifadesinin kullanıldığını belirten Saki, “Biz bunun ne demek olduğunu biliyoruz. Orada tamamen işletmelere devredilecek devasa bir AVM yapmayı planlıyorlar” diye konuştu.