Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında yaklaşık 17 milyon emeklinin açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edildiğini belirtti. En düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılmasının yetersiz olduğunu vurgulayan Emir, bu düzenlemeyi sosyal devlet ilkesine aykırı bularak Anayasa Mahkemesi’ne taşıdıklarını hatırlattı. Anayasa Mahkemesi’nin yürütmenin durdurulması talebini reddetmesini eleştiren Emir, emeklilerin durumunun telafisi güç sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Emir, CHP olarak davanın takipçisi olacaklarını ve emekliler haklarını alana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.
"Akın Gürlek'i İstanbul'da ne yaptıysa aynısını Türkiye'de yapsın diye bakan yaptılar"
Murat Emir, CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın’ın "Akın Gürlek kimdir?" başlıklı video nedeniyle 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmasını eleştirdi. Akın Gürlek’in siyasi kimlikle hareket ettiğini savunan Emir, Gürlek'in İstanbul’da seçilmiş belediye başkanlarına yönelik delilsiz tutuklamaların mimarı olduğunu ileri sürdü. Gürlek’in Adalet Bakanı yapılmasının siyasi operasyonların ülke geneline yayılacağının göstergesi olduğunu belirten Emir, HSK Başkanı sıfatıyla yargı bağımsızlığının fiilen ortadan kalktığını ifade etti. Türkiye’de tüm atamaların siyasallaştığını söyleyen Emir, 2017 Anayasa değişikliğiyle tek adam rejiminin kurulduğunu, bugün gelinen noktada ise demokrasinin kalan son unsurlarının da tasfiye edildiğini dile getirdi.
CHP’li Emir, Genel Kurul’da muhalefet yapma ve İçtüzük’ten kaynaklanan söz hakkını kullandıklarını, Anayasa’ya aykırı olduğunu düşündükleri bir atamaya bu nedenle itiraz ettiklerini söyledi. Grup başkan vekili olarak usul tartışması açılmasını talep ettiğini ancak Meclis Başkanı’nın buna izin vermediğini belirten Emir, Anayasa kitapçığıyla durumu anlatmak üzere Meclis Başkanı’na yönelmesinin parlamentoda olağan bir uygulama olduğunu vurguladı ve herhangi bir kavga niyeti taşımadıklarını ifade etti.
"Bir kere de İstanbul’da yapılanlar yanlıştır deyin"
Emir, bu sırada engellendiğini ve kürsü işgalinin yaşandığını, kürsüyü işgal edenin AK Parti Grubu olduğunu söyledi. Buna rağmen Meclis Başkanı’nın yaşananları görmediğini ve tutanaklara bakmadığını dile getiren Emir, yaşananların demokrasi açısından kabul edilemez olduğunu kaydetti. Emir, şöyle konuştu:
"Kürsü işgalini yapan AKP grubu. Duymayan, görmeyen varsa bir daha görsün. Meclis Başkanı'nı dinledim şimdi. Şaşırdım. Meclis Başkanı, Meclis kürsüsünü işgal edenin AKP grubu olduğunu görmemiş mi? Duymamış mı? Bakmamış bu tutanağa? Nasıl olur böyle bir şey? Bu demokrasi açısından kabul edilemezmiş. Demokrasi açısından 14 ay İstanbul’da görev yapıp, 16 seçilmiş belediye başkanını, başta bizim Cumhurbaşkanı adayımızı, hiçbir somut delil olmaksızın tutuklamakla siyasi operasyon yapmak demokrasiye sığıyor mu, Sayın Meclis Başkanı? Bununla ilgili söyleyeceğin tek kelimen var mı senin? Türkiye’de demokrasi diyorsun, barış diyorsun, komisyon diyorsun. Biz de oradayız. Evet. Ama ağzınızdan bir kere de İstanbul’da yapılanlar yanlıştır deyin ya. Bir kere deyin. Zeydan Karalar’ı 8 ay hapiste tuttunuz. Defalarca söyledim, her yerde söyledim. Sizin yüzünüze de söyledim. 'Zeydan Karalar hakkında hiçbir delil yok' dedim. 'Ben Zeydan Karalar’ı ziyarete gittiğimde ak saçlarından utanıyorum. Ben utanıyorum. Zeydan Karalar’a yapılanlardan siz utanmıyor musunuz' dedim. Bu demokrasiye uygun muydu? Adana’nın seçtiği belediye başkanını 8 ay içeride tutup sonra tahliye ettiğiniz zaman demokrasiye yakıştı mı? Sizin bunlar hakkında söyleyeceğiniz hiçbir şey yok mu? Bunların hepsi Akın Gürlek’in marifeti değil mi? Bütün bunlar Akın Gürlek’in siyasi operasyon yaptığının kanıtı değil mi? O Akın Gürlek Meclis’e gelip her şey olağanmış gibi, her şey normalmiş gibi nasıl yemin edebilir? Bunlar demokrasiye uyar mı? Bunlar bağımsız yargıya uyar mı? Bunlar Meclis’in mehabetine uyar mı? Bunlar Anayasa’ya uyar mı, Sayın Meclis Başkanı? Elbette uymaz. Bu kadar taraflı, bu kadar antidemokratik ve bu kadar Meclis’i hiçe sayan bir tutumu asla kabul etmediğimizi ifade etmek isterim.
"Furkan Torlak sabıkalı birisi"
Bakın Furkan Torlak niye geliyor? Niye Akın Gürlek daha gelirken Furkan Torlak'ı basın danışmanı yapıyor? Açıkça söyleyelim. Furkan Torlak sabıkalı birisi. Uyuşturucu sabıkasını söylemiyorum. Akın Gürlek’in yürüttüğü soruşturmada adının geçmesini söylemiyorum. Ama Furkan Torlak daha önce Ankara Büyükşehir Belediyesi’ndeki bu konser harcamalarını, dezenformasyon merkezinde görevliyken aldı, hazırladı, nokta virgülüne kadar geçti. 'Ben bunu yargıdaki önemli kaynaklardan aldım' dedi. Bütün basına geçti. Algı operasyonu yaptı. Hepiniz gördünüz. Şimdi diyor ki: 'Aracıları kaldıralım, aracı olmasın. Nasılsa biz dezenformasyon yapacağız, nasılsa algı operasyonu yapacağız, nasılsa birilerini peşinen karalayacağız, nasılsa algılar yaratacağız. Nasılsa bunları yapacağımız için, hiç olmazsa bunu yapacak kişi yanımızda, basın danışmanımız olsun' diyor. Bir algı operasyoncusunu, kendi yürüttüğü uyuşturucu soruşturmasında adı karıştığı için istifa ettirdikleri kişiyi şimdi basın danışmanı yapmışlar. Böyle bakana böyle basın danışmanı yakışır zaten. Dünkü yemin gerçekleşmemiştir. Keşke Meclis Başkanı buna da birkaç şey söyleseydi. Böyle bir yemin olmaz. Yeminin Anayasa’da ve İçtüzük'te yeri açıktır. Böyle bir yemin olmaz. Bakın, yemin duyulmamıştır. Yemin zorlamayla yapılmıştır. Genel Kurul’un mehabetine uyulmamıştır. Kürsü işgal edilerek yapılmıştır veyemin tutanaklara geçmemiştir. Efendim şunu diyebilir: Ya tutanağa geçse ne olacak, geçmese ne olacak? Kim duydu? Meclis Başkanı mı? Yandaş medya mı? Kürsüyü AKP’nin işgal ettiğini görmeyen, duymayanlar o yemini nasıl duydular? Ben tutanağa bakarım. Tutanakta yok. Bakın, 2023’teki 7 Haziran hepsinde tutanağa geçmiş yeminler var. Hatta Vedat Bilgin başta selamlama yapıyor. Sonrasında o zamanki grup başkanımız, şimdiki genel başkanımız özgürce kalkıyor, 'Bu yemin geçersizdir' diyor. Bu nedenle Vedat Bilgin bir yemin daha etmek zorunda kalıyor. Sadece baştan Genel Kurul’u selamlamış olduğu için. Ya Meclis ciddidir. Bu işler ciddi yapılır. Yani siz önemsemeyebilirsiniz ama bizim bir İçtüzüğümüz var. Siz her gün çiğneyebilirsiniz ama bizim bir Anayasamız var. Bu tutanakla kimse yemin etmiş sayılamaz."
"Kimse CHP içerisinde bir ayrışma görüntüsü yaratmaya kalkışmasın"
CHP'li Emir, "Akın Gürlek'in yemini esnasında CHP'de ortak bir tutum var mıydı? Bazı vekillerin arka tarafta kaldığı, kürsüye doğru gitmediği söylemleri oldu" şeklindeki soruya, "CHP Meclis Grubu birdir. Tüm milletvekillerimiz bizim en ufak tereddüt göstermeden kararlılığımızı gösterirler. Dün Meclis kürsüsünü işgal etmek üzere kimin hazırlıklı olduğunu, kimlerin hangi bölgelere kendi milletvekillerini saldığını, salonu nasıl terörize ettiğini vicdanı olan herkes gördü. Kimse CHP içerisinde bir ayrışma görüntüsü yaratmaya kalkışmasın" yanıtını verdi.
"Olayı magazinleştiriyorlar"
"Ali Mahir Başarır’ın canlı yayında dün akşam, 'Arkada başkanlık divanının arkasında bir araya geldik, Akın Gürlek’le de el sıkıştık, anlaşmıştık' ifadeleri var. Siz de oradaydınız, grup başkanı olarak. Orada neler yaşandı? Yani oradaki gözleminiz nedir, daha doğrusu yaşananlar nelerdir? Aynen öyle mi oldu?" şeklindeki soruya da şu yanıtı verdi:
"Böyle kritik günlerde nöbetçi grup başkanvekili bendim ama diğer grup başkanvekilleri de Genel Kurul çalışmalarına katılırlar. Zor günlerde Ali Mahir Bey’in de orada olması son derece değerliydi. Ali Mahir Bey ile ilgili olarak oradaki diyalog sırasında ben orada yoktum. Ama ben genel bir değerlendirme yapmak istiyorum. Bakın, orada biz özellikle Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanmasının demokratik hukuk devletine bir meydan okuma olduğunu, Anayasa'ya aykırı olduğunu, İçtüzük’ün ihlal edildiğini ve bu dayatmayı Meclis'in kabul etmeyeceğini vurguluyoruz. Bunu Genel Kurul'da vurguluyoruz, basın önünde vurguluyoruz. Türkiye’nin her yerinde vatandaşlarımız rahatsız. Arkadaki görüşmelerde de bunları söylüyoruz. Bir kısım görüşmeyi Ali Mahir Bey’le birlikte biz yaptık ve hiçbir şekilde bu dayatmayı kabul etmeyeceğimizi ısrarla ifade ettik. Burada bir çarpıtmaya, bir dezenformasyona, bir bulanıklık yaratmaya gerek yok. Biz sürecin hiçbir yerinde bu dayatmayı kabul etmeyeceğimizi, bu atamanın Anayasa'ya aykırı olduğunu ve bu şekilde yemin edilmesinin Anayasa'yı çiğnemek olacağını söyledik. Daha fazlası yok. Dolayısıyla kendilerince Akın Gürlek’i savunamıyorlar. Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasını savunamıyorlar. Akın Gürlek’in Adalet Bakanı atanmış olmasının, yani siyasi bir kimliğe tekrar büründürülmüş olmasının, İstanbul’daki 14 aylık operasyonun tamamen siyasi olduğunun itirafı olduğunu kabul etmek ve söylemek istemiyorlar. Olayı magazinleştiriyorlar. İşin magazinine bakmasınlar. Burada CHP grup başkanvekilleriyle, grubuyla, genel başkanıyla nettir, açıktır ve tavrını herkes görmüştür. Tüm muhataplarımız, görmeleri gereken yerde de aynı tavrı görmüşlerdir ve görmeye devam edeceklerdir.
Emir, "Siz orada yeminlerin Anayasa'ya aykırı olduğunu ifade ederken iki bakan da oradaydı. Buna bir tepkileri var mıydı?" sorusunu da, "Ben onlara bakmadım bile. Oturup bakanlarla bir konuşmuşluğumuz yok bizim. Arkaya gideriz, muhataplarımızla görüşürüz. Muhataplarımız bize bir şey söyler, biz onlara bir şey söyleriz. Bunu ilk defa yapmıyoruz. Her bir Genel Kurul çalışmasında öncesinde defalarca yaparız. Bakın, şimdi birazdan ben Danışma Kurulu’na gideceğim. Bütün grup başkan vekilleri, Meclis Başkan Vekili başkanlığında bugünü nasıl planlayacağımızı konuşacağız. Bunu her gün yapıyoruz" diye yanıtladı.
Emir, kavgada yaralanan CHP'li milletvekillerinin sağlık durumunda hiçbir sıkıntı olmadığını söyledi. Emir, "Siz AK Parti’li milletvekillerinin sağlık durumuna bakın" diye konuştu.
Emir, "Biz AK Partililerin o kadar güvenilmez insanlar olduklarını gayet iyi biliriz. Dolayısıyla biz ne yapacağımızı onlara önceden söylemediğimiz gibi onların da sonrasında söylenmemiş sözleri söylenmiş gibi aktaracaklarını çok iyi biliriz" ifadesini kullandı.