Mardin Emek ve Demokrasi Platformu, Mazıdağı’nda Eti Bakır AŞ tarafından kurulması planlanan üç yeni tesise karşı basın açıklaması yaptı. Platform, bölgedeki su varlıklarının son yıllarda yüzde 60 azaldığını ve kimyasal kirliliğin yasal sınırların katbekat üzerine çıktığını belirterek projelerin durdurulmasını istedi.
“YERALTI SUYU YÜZDE 60 AZALDI”
Mardin’in Mazıdağı ilçesinde, Cengiz Holding bünyesindeki Eti Bakır AŞ’nin kapasite artırımı ve yeni tesis projelerine karşı Kocakent Köyü’nde bir araya gelen platform üyeleri, bölgenin en büyük endüstriyel kompleksi haline gelen tesislerin yeraltı su seviyesini son beş yılda yüzde 60 oranında düşürdüğünü belirtti. Planlanan üç yeni tesisin günlük yaklaşık 8 bin 544 ton ek su tüketeceği ifade edilerek, “Mevcut tesisler bile su tablasını çökertmişken, bu devasa tüketim bölgenin tarımını ve içme suyunu geri dönüşü olmayacak şekilde yok edecektir” uyarısı yapıldı.
“SUYUN PH DEĞERİ ÖLDÜRÜCÜ ASİTLİK SEVİYESİNDE”
Teknik üniversitelerin verilerine dayandırılan açıklamada, atık sulardaki kirlilik oranlarının dehşet verici boyutlara ulaştığı paylaşıldı. Suyun pH değerinin 3,52 gibi canlı yaşamı için “öldürücü asitlik” seviyesinde olduğu vurgulandı.
“38 KİŞİLİK İSTİHDAM İÇİN DOĞA TALAN EDİLİYOR”
450 milyon liralık devasa proje bütçesine karşılık yalnızca 38 kişilik kalıcı istihdam vaat edildiği bildirilen açıklamada, “30 bin hektarlık ruhsat sahasının tamamının işletilmesi sadece Mazıdağı’nı değil, tüm Dicle Havzası’nı yaşanamaz hale getirecektir” denildi.
PLATFORMUN TALEPLERİ
Mardin Emek ve Demokrasi Platformu, açıklamanın sonunda şu taleplerini kamuoyuyla paylaştı:
-
Planlanan tesisler için ÇED süreçlerinin derhal durdurulması,
-
Mevcut tesislerin kümülatif çevresel etkilerinin bağımsız kuruluşlarca titizlikle denetlenmesi,
-
Tarım ve halk sağlığının korunması için endüstriyel su kullanımına sınırlandırma getirilmesi,
-
Bölge halkı için kapsamlı sağlık taramalarının bir an önce başlatılması.
Platform sözcüleri, bu mücadelenin sadece Mazıdağı’nın yerel bir sorunu olmadığını ifade ederek, tüm bölgenin ve gelecek nesillerin yaşam hakkını savunmak adına mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.