Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında Mardin’de artan ekolojik yıkıma dikkat çekerek, “Mardin’de ‘yatırım’, ‘kalkınma’ ve ‘enerji’ adı altında doğrudan halkın yaşam alanlarına, suyuna ve nefesine kastedilen bir kırım yaşanıyor” dedi.

Güneş, basın toplantısında yaptığı konuşmada Mardin’in “taşıyla, toprağıyla, tarihiyle bir dünya mirası ve halklar bahçesi” olduğunu vurgulayarak, kentin sermaye odaklı projelerle “rant alanına dönüştürülmek istendiğini” söyledi.

TAŞ OCAKLARI YERALTI SULARINI YOK EDİYOR

Mardin’de ihtiyacın çok üzerinde açılan taş ve mermer ocaklarının başlıca tehditlerden biri olduğunu ifade eden Güneş, patlatılan dinamitlerin yeraltı sularını kuruttuğunu belirtti. Taş ocaklarının köylerde “deprem etkisi” yarattığını, evlerde çatlaklara yol açtığını ve ciddi hava kirliliği oluşturduğunu dile getiren Güneş, bu faaliyetlerin insan sağlığını, tarımı ve ekosistemi bütünlüklü biçimde tehdit ettiğini kaydetti.

Midyat’ın Budaklı (Kerşaf) Mahallesi’nde köylülerin tüm itirazlarına rağmen taş ocağı ve mezbaha projesinin sürdürüldüğünü hatırlatan Güneş, “Bu bir yatırım değil, bir köyde üretimi ve yaşamı bitirmektir” dedi. Nusaybin-Midyat hattındaki Beyazsu mevkiinde faaliyet yürüten tesislerin de dinamit patlatmaları nedeniyle doğa dengesini bozduğunu aktaran Güneş, “Adeta bir köy göçe zorlanıyor” ifadelerini kullandı.

Mazıdağı’na bağlı Aksu (Awgewr) Mahallesi’nde faaliyet gösteren taş ocağının köylülere “her gün suni deprem yaşattığını” söyleyen Güneş, “Duvarı çatlamayan ev kalmadı, cami ve sağlık ocağı kullanılamaz halde” dedi. Güneş, bu projelere ilişkin ÇED raporlarının ve denetimlerin kamuoyuna açıklanmasını istedi.

YEŞİL ENERJİ ADI ALTINDA TARIM ALANLARINA EL KONULUYOR

Güneş, Mardin’de güneş ve rüzgar enerji santrallerinin (GES ve RES) “yenilenebilir enerji” adı altında tarım alanları ve meralar üzerine kurulduğunu belirterek, bunun üretimi bitirdiğini söyledi. Artuklu’ya bağlı Akbağ (Akres) Mahallesi’nde köylülerin ortak kullanımındaki mera alanına GES kurulmak istendiğini belirten Güneş, tüm itirazlara rağmen projenin sürdürüldüğünü ifade etti.

Savur’da mahkeme kararıyla iptal edilen bir GES projesinin, yalnızca 130 metre kaydırılarak yeniden gündeme getirildiğini aktaran Güneş, “Bu, halkın aklıyla dalga geçmektir” dedi.

Derik, Mazıdağı ve Kızıltepe’yi kapsayan Dicleres RES projesine de dikkat çeken Güneş, türbinlerin büyük bölümünün ormanlık alanlara ve meralara kurulmasının planlandığını belirtti. Proje kapsamında bir türbinin, Roma döneminden kalma Rabat Kalesi kalıntılarının bulunduğu alana yapılmak istendiğini söyleyen Güneş, bunun tarihi ve doğal mirasa yönelik ciddi bir tehdit olduğunu ifade etti.

BİYOKÜTLE VE FOSFAT TESİSLERİ HALKI TEHDİT EDİYOR

Derik’teki biyokütle enerji santralinin “çevreci” olarak sunulmasına rağmen ciddi kirlilik yarattığını dile getiren Güneş, santralden yayılan gazların astım, alerji ve KOAH gibi hastalıklarda artışa neden olduğunu söyledi. Mazıdağı’ndaki fosfat tesislerinin ise ormanları yok ettiğini ve kimyasal atıklarla toprağı ve suyu kirlettiğini belirten Güneş, yurttaşların hem sağlık sorunlarıyla hem de kamulaştırma baskısıyla karşı karşıya bırakıldığını kaydetti.

MARDİN TOPYEKÛN EKOLOJİK KIRIM ALTINDA

Güneş, enerji projeleri ve madencilik faaliyetlerinin birlikte değerlendirildiğinde Mardin’in “topyekûn bir ekolojik kırım” ile karşı karşıya olduğunu vurguladı. GES ve RES projelerinin tarım alanlarından çıkarılması, Rabat Kalesi ve çevresinin kesin koruma altına alınması, sanayi tesislerinin yarattığı kirliliğin bağımsız kurumlarca ölçülmesi ve taş ocaklarının faaliyetlerinin durdurulması gerektiğini ifade etti. Ayrıca Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde ziraat ve fen fakülteleri kurulması çağrısı yapan Güneş, bilimsel çözüm mekanizmalarının devreye sokulmasını istedi.

EMEK SÖMÜRÜSÜ DE DERİNLEŞİYOR

Güneş, Mardin’de yalnızca doğanın değil emeğin de sömürü altında olduğunu belirterek tütün işçilerinin durumuna dikkat çekti. Kızıltepe Ziraat Odası’nın belirlediği günlük ücretin altında işçi çalıştırıldığını ifade eden Güneş, bazı şirketlerin işçilere 850 TL gibi düşük yevmiyeler verdiğini söyledi. İzmir’de çalışan işçilere daha yüksek ücretler ödenirken Mardin’de daha düşük ücret verilmesini “açık ayrımcılık” olarak nitelendiren Güneş, binlerce işçinin açlık koşullarına mahkûm edildiğini belirtti.

Güneş, “Ranta karşı yaşamı, talana karşı doğayı ve tarihi savunmaya devam edeceğiz” dedi.