Ahmet ÜNSAL/Manisa
Türkiye’nin 11 ilinde meydana gelen ve binlerce vatandaşımızın yaşamıyla son bulan şehirleri adeta hayalet şehre dönüşmesine neden olan 6 Şubat 2023 depreminin yıldönümünde Manisa Barosu’ndan yazılı açıklama geldi.
Yönetim Kurulu adına açıklamayı Manisa Baro Başkanı Sevgi Başak Yeşil üstlendi.
Açıklamada Başkan Yeşil şunları kayddetti;
“6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve on binlerce yurttaşımızın yaşamını yitirdiği depremlerin üzerinden üç yıl geçmiştir. Geçen süre, acıyı azaltmadığı gibi adaletin sağlanmaması nedeniyle toplumsal yarayı daha da derinleştirmiştir.
6 Şubat 2023 günü ülkemiz plansız imarlaşma, çarpık yapılaşmanın, denetimsizlik ve ihmalkarlığın, doğal afetlere karşı hazırlıksızlığın acı gerçeği ile yüzleşmiştir. Ancak;
Bu felaket bir “doğal afet” olmanın çok ötesindedir. 6 Şubat depremleri; bilimsel uyarıların yok sayılmasının, denetimsizliğin, kamusal sorumluluğun terk edilmesinin ve cezasızlık politikasının doğrudan sonucudur.
Bugün gelinen aşamada deprem yargılamaları, hukuk devleti ilkesine açıkça aykırı bir biçimde yürütülmektedir. Çok sayıda dosyada sorumlular tutuksuz yargılanmakta, davalar yıllarca sürmekte ve kamuoyunun adalet beklentisi bilinçli olarak boşa düşürülmektedir. Bu tablo, Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesinin fiilen askıya alındığını göstermektedir.
Anayasa’nın 17. maddesi, devletin yaşam hakkını koruma yönündeki pozitif yükümlülüğünü açıkça düzenlemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarına göre de (örn. Öneryıldız/Türkiye, Budayeva/Rusya) yaşam hakkı ihlallerinde devlet; etkili soruşturma yürütmek, sorumluları ortaya çıkarmak ve caydırıcı cezalar uygulamak zorundadır. Deprem davalarında izlenen yol, bu yükümlülüklerin sistematik biçimde ihlal edildiğini ortaya koymaktadır.
En ağır ve kabul edilemez başlıklardan biri ise kayıp çocuklardır. Aradan geçen zamana rağmen hâlâ akıbeti açıklanamayan çocuklar bulunmakta; etkin, şeffaf ve kamuoyunu tatmin edecek bir araştırma yürütülmemektedir. Bu durum, Anayasa’nın 41. maddesi ile güvence altına alınan çocuğun korunması yükümlülüğünün açık ihlalidir.
Yıkılan binalarda sorumluluğu bulunan müteahhitlerin, yapı denetim firmalarının yetkililerinin ve kamu görevlilerinin önemli bir bölümünün mesleklerine kesintisiz biçimde devam ediyor olması, cezasızlığın artık münferit değil, kurumsallaşmış bir devlet pratiği haline geldiğini göstermektedir. İhmalin yaptırımsız kaldığı bir düzen, yeni felaketlerin de davetiyesidir.
Manisa Barosu olarak açıkça ifade ediyoruz:
Adaletin geciktirilmesi, adaletin inkârıdır. Deprem suçlarında tutuksuz yargılama bir istisna değil, kural haline getirilmiştir. Bu yaklaşım, yalnızca mağdurları değil, toplumun tamamını korumasız bırakmaktadır.
Yaşamını yitiren yurttaşlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; kayıp çocuklar bulunana, sorumlular yargı önünde hesap verene ve gerçek anlamda adalet sağlanana kadar susmayacağımızı ve mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."