Hatay'ın Samandağ ilçesinin Atatürk Mahallesi’nde kurulan beton üretim santrali, Hatay 3. İdare Mahkemesi tarafından verilen iptal kararına rağmen faaliyetlerini sürdürüyor. Samandağ Ekoloji Grubu, mahkeme kararının ivedilikle uygulanması talebiyle Hatay 4. İdare Mahkemesi’ne yeni bir başvuruda bulundu.
Mezopotamya Ajansı’ndan Hamdullah Yağız Kesen’in haberine göre, Hatay’da 6 Şubat depremlerinin ardından kentin yapı ihtiyacını karşılama gerekçesiyle kurulan beton santrallerinin sayısında ciddi bir artış yaşandı. Deprem öncesinde 20-25 civarında olan santral sayısının 40’a ulaştığı kaydedildi. Antakya, Defne ve Samandağ güzergahında bu santrallerin yerleşim alanlarına yakın kurulmasının; toz (PM10) taşınımı, gürültü kirliliği ve yoğun kamyon trafiğini beraberinde getirdiği ifade edildi.
Samandağ ilçesi Atatürk Mahallesi’nde Gürkal İnşaat tarafından kurulan hazır beton üretim santrali için Hatay Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından "ÇED kapsam dışı" kararı verilmişti. Samandağ Ekoloji Grubu, bu karara karşı Hatay 3. İdare Mahkemesi’nde yürütmenin iptali talebiyle dava açtı. Mahkeme, "ÇED kapsam dışı" kararını iptal etti. Mart ayında verilen bu karara rağmen tesisin faaliyetlerini durdurmaması üzerine Samandağ Ekoloji Grubu, aynı taleple Hatay 4. İdare Mahkemesi’ne başvurarak bir önceki yargı kararını hatırlattı.
YAŞAM ALANLARI VE TARIM ARAZİLERİ TEHDİT EDİLİYOR
Samandağ Ekoloji Grubu üyesi Mevlüt Oruç, beton santrallerinin sayısındaki artışın çevre ve halk sağlığı üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu belirtti. Oruç, beton santrallerinin “gayri sıhhi işletme” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kaydederek, bu tesislerin yerleşim alanlarına ve tarım arazilerine yakın kurulmasının mevcut mevzuata aykırı olduğunu vurguladı. Samandağ’da 10’un üzerinde sabit beton santrali bulunduğunu ifade eden Oruç, TOKİ ve toplu konut projeleri için kurulan geçici santrallerin bu sayıya dahil olmadığını söyledi. Oruç, santrallerin özellikle tarım alanları, narenciye üretimi, hayvancılık ve endemik türlerin yaşam alanlarını tehdit ettiğini dile getirdi.
Hatay İdare Mahkemesi’nin santral hakkında verdiği kararın Danıştay tarafından da onandığını, ancak tesisin mühürsüz şekilde çalışmaya devam ettiğini belirten Oruç, "Kanun ve mevzuatta kirletici ve sağlığa zararlı işletmelerin kuruluş yerlerine ilişkin mevzuatta getirilen sınırlandırmalar ve yasakları çiğneyerek kurulan beton santralleri; betondan daha çok solunum yolları ve akciğer hastalıkları üreteceğinden hastalık ve kanser santrali ve odağıdır" dedi.
Oruç, santralin bulunduğu alanın Türkiye’nin en verimli tarım arazilerinden biri olan Asi Ovası içerisinde yer aldığına dikkati çekerek, “Yılda dört mevsim dört ürün alınabilen bu topraklarda böyle bir tesis kurulamaz” şeklinde konuştu. Oruç, yetkili makamları mahkeme kararını uygulamaya ve tesisin faaliyetlerini durdurmaya çağırdı.