Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında güncel gelişmeleri değerlendirdi. Gülistan Kılıç Koçyiğit, 1 Şubat Dünya Rojava ile Dayanışma Günü kapsamında düzenlenen eylemlerde milyonlarca insanın Rojava’ya sahip çıktığını ifade etti. Kürt halkının inkarına, statüsüzlüğüne ve kimliksizliğine karşı sokaklardan yükselen bir itiraz olduğunu belirten Koçyiğit, halkın "Rojava Devrimi'nin yanındayız, Rojava ile dayanışmaya devam edeceğiz" mesajı verdiğini kaydetti.

Koçyiğit, eylem süreçlerine yönelik gerçekleştirilen operasyonlara değinerek ayrıca şunları söyledi:

"Bu süreçte 550 kişi gözaltına alınmış. En az 80 kişi tutuklanmış. Şimdi biz bütün bunları nereye koyalım? İnsanlar; katliam olmasın, çocuklar ölmesin, kuşatma kalksın diye sokaklara çıkmış. 'Kürtlerin yaşam hakkına kastetmeyin. Kast ederseniz de biz kardeşleri olarak buradayız. Bunu kabul etmiyoruz' demişler. Bunun neresi suç? Ben buradan Adalet Bakanına soruyorum. Nasıl suç oluyor?"

DİYAR KOÇ'UN DURUMU

Gülistan Kılıç Koçyiğit, günlerdir devam eden eylemlerde yaşanan ihlallere değinerek, "Basın emekçileri gözaltına alındı. Gözaltında darp, işkence vakaları münferit değil, sistematik hâle geldi. 13 yaşında bir çocuk polis tarafından havaya kaldırılıp yere vuruldu. Diyar Koç, polis tarafından darp edildi. Beyin kanaması geçirdi. Nusaybin'de hayatı tehlikesi olmasına rağmen, beyin kanaması geçirmiş olmasına rağmen oradaki beyin cerrahi taburcu etti. Diyarbakır'a sevk edildi ve cezaevine gönderildi. Cezaevi, Diyar Koç’un genel durumu kötü olduğu için kabul etmedi. Bu sefer Diyarbakır'da yoğun bakıma alındı ve orada günlerce kaldı. Hayati tehlikesi olduğu için ve yine genel sağlık durumu kötü olduğu için Diyarbakır'dan da Ankara Etlik Şehir Hastanesi'ne sevk edildi. Başhekimle görüştük, aynı zamanda milletvekili arkadaşlarımız ve avukatlar hekimi ile görüştüler. Hekim; '3'üncü basamakta kalmasına şu an için gerek yoktur. Onun için 2'inci basamak bir hastaneye sevki olabilir' dedi" diye konuştu.

Koç'un Etlik Şehir Hastanesi'nden Sincan Cezaevi'ne sevk sırasında bir hemşire tarafından tehdit edildiğini aktaran Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Ne demiş bu ırkçı, faşist, Kürt düşmanı hemşire? 'Bunu bana teslim edin gidin, gerekeni yaparım. Biz bunları sarı torbalarla teslim alıyorduk. Doğuda da görev yaptım. Eşim polis.' Evet, hiçbir suçu olmayan, hiçbir günahı olmayan, masum bir genç darp edildi. Ölümle burun buruna getirildi. Yetmedi ona refakat etmesi gereken hemşire tarafından da tehdit edildi. Diyar Koç'u darp eden polisler hakkında bir işlem başlatıldı mı? Diyar Koç hala yaşam mücadelesi veriyor. Peki onu darp eden polislere ne oldu? Kolluğa ne oldu? Hepsi yakında herhalde ödüllendirilir. Çünkü bu ülkede muhalife karşı, Kürt'e karşı, kadına karşı işlenen suçların cezası yoktur. Zamanında Hrant Dink'i katledenlere nasıl tatil edildiyse, onunla fotoğraf çekildiyse işte bu ülkenin hakikati budur" dedi.

'KOÇ'UN İDDA EDİLDİĞİ BİR EYLEMİ YOKTUR'

Gülistan Kılıç Koçyiğit, şunları söyledi: "Diyar Koç’un iddia edildiği gibi bir eylemi de yoktur. Hani çok sosyal medyada dolaşılıyor ya, bayrak indirdi falan. Böyle bir şey yok. Soruşturma dosyasında da yok. Bakanlık da böyle bir şey yok diyor. Ancak buna rağmen hedef gösteriliyor ve şu anda hali hazırda cezaevinde de yaşam hakkı tehdit altındadır. Buradan bütün yetkililere bu konuda da çağrı yapmak istiyoruz.

550 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

Bu süreçte 550 kişi gözaltına alınmış. En az 80 kişi tutuklanmış. Şimdi biz bütün bunları nereye koyalım? İnsanlar; katliam olmasın, çocuklar ölmesin, kuşatma kalksın diye sokaklara çıkmış. 'Kürtlerin yaşam hakkına kastetmeyin. Kast ederseniz de biz kardeşleri olarak buradayız. Bunu kabul etmiyoruz' demişler. Bunun neresi suç? Ben buradan Adalet Bakanına soruyorum. Nasıl suç oluyor?

MÜRŞİTPINAR SINIR KAPISI AÇILSIN

Mürşitpınar Sınır Kapısı hemen Kobanê ile bitişik. Kapı açılırsa yardımlar sadece yarım saat içerisinde Kobani'de olacak. Belki gönderilecek yardımlarla oradaki çocuklar, oradaki insanların yaşamı korunacak. Halkımız, belediyelerimiz yardımları topladı. Halihazır da bekliyor yardımlar. Daha kaç gün bekleteceksiniz? Kapıyı açmak bu kadar zor olmamalı. Kürtlerin en fazla yaşadığı Türkiye hükümetine, AKP hükümetine sesleniyoruz; gün gerçekten Kürt halkını gözetme günüdür. Gereğini yapma günüdür. Kardeşliği pratikleştirme günüdür. Sınır kapısını açabilirsiniz. Bunu açmanın önünde hiçbir engel olmadığını hepimiz biliyoruz. Buradan bir kez daha bu talebi yenilemek istiyoruz.

ANLAŞMAYI DESTEKLİYORUZ

QSD ve Şam yönetimi arasında 29 Ocak tarihinde bir anlaşma imzalandı. İmzalanan bu entegrasyon anlaşmasını memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmek istiyoruz. Bu anlaşmanın bir bitiş değil, aksine demokratik bir Suriye inşası için bir başlangıç adımı olduğuna inanıyoruz. Anlaşmanın en önemli kısmının pratikte olduğunu ifade etmek istiyoruz. Evet, anlaşma önemlidir fakat anlaşmanın önemi kadar anlaşmanın pratikleşmesi de çok çok önemlidir. Demokratik kamuoyunun da bu anlaşmanın pratiğe dökülmesi sürecini takip edeceğini de çok yakından biliyoruz. Biz de bunu takip edeceğiz. Suriye'de Kürtler, Aleviler, Dürziler, Türkmenler ve diğer bütün kimliklerin güvenceye alındığı demokratik bir ülkenin kurulması için burası bir adım olabilir. Bu anlaşma bir başlangıç noktası olabilir ve buradan demokratik bir Suriye için gerçekten önemli adımlar atılabilir."

'RANDEVU TALEBİ OLMADI'

Gülistan Kılıç Koçyiğit, toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gülistan Kılıç Koçyiğit, komisyonun rapor hazırlık ekibinin toplanıp toplanmadığı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan randevu alınıp alınmadığına ilişkin sorulara cevap verdi. Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Son sorunuzdan başlayarak cevap vereyim; heyetimiz henüz bir randevu talebinde bulunmadı. Belki bu hafta ya da gelecek hafta içerisinde bir görüşme mümkün olabilir. Evet geçen hafta açısından komisyonunun rapor yazım ekibinin toplanması beklentimiz vardı. Ancak bu konuda biliyorsunuz çağrıcı olan Meclis başkanının bizzat kendisi böyle bir çağrı yapmadı. Bu hafta içerisinde bir çağrı bekliyoruz. Bu rapor yazım ekibinin bizzat bir an önce bu raporu tamamlaması ve genel kurula sevk etmesi gerekiyor. Barış yasalarının, süreç yasalarının da ivedilikle çıkması gerekiyor. Onlarca defa söyledik. Süreci sekteye uğratacak, süreç yavaşlatacak ve süreç yavaşladıkça da aslında başka yönelimlere maruz kalabilecek bir yaklaşımdan herkesin imtina etmesi gerekiyor. O anlamıyla burada bir hıza ihtiyaç olduğunu, hızlanmaya ihtiyaç olduğunu bir kez daha altını çizerek Meclis başkanına çağrı yapıyoruz; "Kendisini de arayarak bizzat kendisine de ifade edeceğiz' dedi.