CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu'nun kardeşi Cevat Kaya, İBB Davası'nda savunma yaptı. Kaya, 'Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı örgüt üyesiymişim. Ekrem İmamoğlu ile direkt ona bağlı örgüt üyesi olabilecek ne yaptım? Nerede onunla birlikte hareket ettim veya o bana bir talimat göndermiş mi, göndermemiş mi' dedi.
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 77'si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın duruşması, 36'ncı gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda görülmeye devam ediyor.
Eski emniyet müdürü ve firari Murat Gülibrahimoğlu'nun çalışanı Yener Torunler ile Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün'ün tutuklanmasının ardından yerine başkanvekili seçilen ancak daha sonra tutuklanan Ahmet Şahin'in savunması tamamlandı. Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu'nun kardeşi Cevat Kaya'nın savunmasına geçildi. İBB'de çalışmadığını ve İBB ile iş yapmadığını belirten Kaya, şunları söyledi:
'Sizlerin tabii ki görevleriniz var, mesleğiniz var. Ceza hakimisiniz, savcımız ceza savcısı ama bu insanların tutulduğu Vatan Emniyet'teki yerleri mesela hiç gidip görme imkânınız, şansınız veya böyle bir niyetiniz var mı, bilmiyorum. 'Bu insanları biz oraya gönderiyoruz ama burası nasıl bir yerdir, ne oluyor burada' diyebiliyor musunuz? Çünkü bizler size bağlıyız. Şu anda ben sizin kontrolünüzdeyim. 'Oturun' diyorsunuz, oturuyoruz; 'Kalkın' diyorsunuz, kalkıyoruz; 'Aşağı inin' diyorsunuz, iniyoruz; 'Yukarı çıkın' diyorsunuz, çıkıyoruz. Dolayısıyla çok kötü koşullar vardı orada. Yerler toz ve pislik içerisindeydi. Ben polis memuruna 'Bana bir süpürge ver, hiç olmazsa şu ön tarafımı bir süpüreyim' dedim. Yok, süpürge bile vermedi bana. Yerde muşambadan yapılmış yatak gibi bir şey vardı, onun üzerinde idare ettim. Sabah o demir panolardan içeri su veya bir sandviç sokuluyor. Sandviç içinde mayonez, sapsarı bir kaşar peyniri... Zaten içi yenmiyor, kabuğunu zorla sıyırıp işte suyuyla beraber öğünü geçiştirmeye çalışıyoruz.
'HANGİ EYLEMDE BULUNDUM'
Orada 3 gece geçirdik. 4'üncü gün zaten adliyeye geldik. Adliyenin aşağısı da zaten ayrı bir macera. Sonra 7'nci kata çıktık. Orası da insanların özgürlüğünü elinden almak için bekleyen bir yer, benim tabirimle öyle. Tutuklama şartları şu anda önümüzde duruyor sayın başkanım, sayın savcı. Ben savcı beye hangi ifadeyi vermişsem sulh cezadaki hakime de aynı ifadeyi verdim. Bugün yazdıkları iddianame de aynı, üzerine hiçbir şey konmamış ama ben 13 aydır işimden, ailemden, her şeyimden mahrum ve yoksun bir durumda cezaevinde tutuluyorum. Neden sayın başkanım? Siz söylüyorsunuz, eylemim yok. Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı örgüt üyesiymişim. Peki, ne yaptım ben mesela? Ekrem İmamoğlu ile direkt ona bağlı örgüt üyesi olabilecek ne yaptım? Hangi eylemde bulundum? Nerede yanlış yaptım? Nerede onunla birlikte hareket ettim veya o bana bir talimat göndermiş mi, göndermemiş mi? Ben ona bir talimat vermiş miyim? Onun verdiği talimatlarla gidip herhangi bir ilçe belediyesinde, herhangi bir milletvekiliyle, herhangi bir yerde bir iş bitirip ihale mi aldım, ihale mi verdim? Oradan para kazanıp para mı getirdim, sisteme mi koydum veya işte sistem dediniz de şablonu bana bir göstersenize.
'HİÇBİR NEDEN YOKKEN EVİMDEN ALDILAR'
Ben büyük işler yaptım. 2,5 aydır buraya gelip gidiyorum. Sizleri de bu arada çok dikkatli dinliyorum; hareketlerinizi, az da olsa konuşmalarınızı dikkatlice takip ediyorum. Bu arada çok da gözlemciyimdir. Çok insanla görüştüğümüz, işçi çalıştırdığımız ve yurt dışında 3 bin kişiyi yönettiğimiz için yönetmek biraz maharet istiyor. Beni hiçbir neden yokken gelip evimden aldılar, Vatan Emniyet'e götürdüler. 3 gecemi orada geçirttiler. 4'üncü gün akşamı 29 Nisan 2025 tarihinde tutuklattılar ve doğrudan Silivri Cezaevi 9 No'luya götürdüler. Tabii bu süreç benim için çok farklı ve hiç ummadığım bir süreçti. Beklemediğim bir şeydi çünkü bir şey yaparken 'Ben bunu yapıyorum ama karşımda da bak bununla böyle bir karşılaşma imkanı vardır' diyerek göz ardı etmezsiniz. Bizi içeriye, koğuşa koydular. Sonra hemen bir revire gitmek istedim. 'Bana bir sakinleştirici ilaç verin, kendimi rahatlatmak için biraz kullanayım' dedim. Öyle bir şeye başladım, iyi de geldi; beni biraz sakin tuttu. Bu süreç bugün itibarıyla 13 ay oldu.
'9 KARDEŞ TRABZON'A GÖÇTÜK'
Ben köyde doğdum. En son sevgili kardeşim Dilek'e kadar herkes köyde doğdu, biz 10 kardeşiz. 9 kardeş olarak Trabzon'a göçtük. Göçerken de öyle değil yani, babam Trabzon'un merkezinde eski Rumlardan kalma ahşap bir bahçeli ev satın alıyor. Bizi öyle getiriyor. Sene 1972. Tabii aradan 10 sene geçmiş, 60'ta geliyor, ticaretine başlıyor ve o zaman sürecinde parasını alıyor ve artık hamleler başlıyor. Biz köyden artık babam böyle der, ben de tavukları kümeste bıraktım da çıktım. 'Burada yaşanmaz. Durulmaz' dedi, 'yani iş güç yok, işte ticaret vesaire filan'. Sonra Trabzon'un merkezi var, Semerciler Caddesi, Kemeraltı denen bölge var; oradan bir tane dükkan satın alıyor. Ağabeyim de o vakitler 13-14 yaşlarında filan. Ben de ilkokula filan gidiyorum. O dükkanı ağabeyime bırakıyor. 'Sen gece okuyacaksın, gündüz mağazada çalışacaksın' diyor. Babam yine peştamal işine devam ettiriyor.'
'ALIŞVERİŞİMİZ OLMADI'
Ekrem İmamoğlu, kayınbiraderi Cevat Kaya'ya soru sormak için söz aldı. 'Biz evlenmeden önce sizinle tanışıyorduk değil mi Cevat Bey' sorusuna Kaya, 'Evet, tanışıyorduk. Yani yaklaşık 36 yıldır tanışıklığımız var. Geçen gün hesapladım. 31 yıllık da evliliğiniz var' yanıtını verdi. İmamoğlu'nun 'Biz bir ticari ortaklık veya bir ticaret yaptık mı sizinle' sorusuna da Kaya, 'Bizim sadece bir kız kardeşimle evlenmeden önce de arkadaşlığımız vardı. Gelip giderdi ama bir alışverişimiz olmadı öncesinde. Sonrasında da zaten olmadı' dedi.
'SİYASETTEN SONRA MESAFELİ DURDUK'
Sorularının ardından İmamoğlu, şunları söyledi:
'Sonuçta ben 3 bine yakın konut üretmiş, iş yeri üretmiş, villa üretmiş bir iş insanıyım. Cevat Bey ve diğer kayınbiraderlerim de kendi alanlarında fabrika kurmuş, iplik ticareti yapmış, hâlâ ticareti olan insanlar. Evlendikten sonra yuvamıza dair ticaret, aramızda aile sıcaklığına hasar verir diye karşılıklı oturup ticaret konuşmuşluğumuz yoktur. İki ailenin birbirine olan saygısından ve hürmetinden dolayı, ailemize olan düşkünlüğümüzden ve orada herhangi bir problem yaşanır, aileye de nüks eder diye böyle bir tutumumuz var birbirimize karşı. Biz 31 yıllık yuvamla beraber, eşim, ben, kayınbiraderlerimle ticaret diye bir şey hiç konuşmadık, yapmadık. Siyaset başladıktan sonra da belli prensipler ortaya koyarak bu konuda onların da hassasiyetiyle mesafeli durduk. Hatta az görüştük yani. Herhalde bayramdan bayrama görüştük diyebilirim neredeyse.
'SALDIRIYA UĞRADIK'
Bu detaya niye giriyorum, biliyor musunuz? O kadar ilgisi var ki. Biz tam 14 aydır yuvamız, ailemiz, her şeyimiz, Cevat Bey, bizler; savcılık eliyle basına aktarılan görüntüler, yazılar, çiziler üzerinden bir hakaret ve saldırıya uğradık. Siyaseti anladık. Siyasi saldırıları anladık. Hadi İBB üzerinden yapılan birtakım şeyleri anladık ama bu saldırıları aile yaşamına ve aile prensiplerimize kadar saldırıya dönüştüren kişiler... Üç kayınbiraderim var. En küçükleri bir iftirayla, sadece bir beyanla raporu negatif çıkan bir insan. O kadar ilişkili ve iç içe ki. Bir aileye zalimliği yapan insan, avukatın diliyle kendini sağda solda vatansever diye tariflemeye sakın kalkmasın. Onun için bu zalimlik, bu iftira düzeni gerçekten büyük bir bedeldir ve bu bedeli bize ödetmeye kalkan insanlar, büyük bir kul hakkıyla karşı karşıyadır. Allah'a havale ediyorum ama bu yeryüzünde Allah bana nefes verdikçe hukuki hakkımı adil yargı düzeni içerisinde nefesim sona erene kadar arayacağıma sizin de huzurunuzda burada söz veriyorum.'
HAKİMDEN SÜRE UYARISI
Avukat beyanlarının ardından duruşma yarına bırakıldı. Duruşma bitiminde mahkeme başkanı, ilk celseyi nisan ayında bitirmeyi planladıklarını ancak haziran ayının sonunu bulabileceğini belirterek savunmalarda makûl süre uyarısı yaptı.




