TÜRKİYE “SU FAKİRİ” ÜLKE KATEGORİSİNE GİRİYOR

Derneğin “Su Ticari Bir Meta Değil, Yaşamın Müşterek Varlığıdır” başlığıyla yayımladığı açıklamada paylaşılan verilere göre, kişi başına düşen yıllık su miktarındaki düşüş dikkat çekti:

  • 2000 yılı: 1652 metreküp

  • 2025 yılı: 1302 metreküp

  • 2050 projeksiyonu: 1069 metreküp

Dernek yetkilileri, bu verilerin Türkiye’nin resmen “su fakiri” konumuna geldiğini gösterdiğini belirterek, mevcut su yönetim politikalarının iflas ettiğini savundu.

“BİN PINARLI İDA” MADEN VE ENERJİ KISKACINDA

Açıklamada, Kazdağları ve çevresindeki su varlıklarının sanayi ve madencilik sektörü tarafından gasp edildiği öne sürüldü. “Bin Pınarlı İda’nın can damarları kurumuştur” denilen açıklamada şu örnekler verildi:

  • Halilağa Bakır Madeni: Çan ilçesinin en önemli su kaynağı olan Kocabaş Çayı ve Hacıbekirler Göletleri’nin Cengiz Holding’e tahsis edildiği belirtildi.

  • Alamos Gold: Kumarlar Göleti’nin maden faaliyetleri için ayrıldığı hatırlatıldı.

  • Muğla ve termik santraller: Muğla’nın su varlıklarının Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santralları tarafından tüketildiği, bunun bölgedeki ekosistemi çökerttiği vurgulandı.

SU TÜKETİMİNDE BÜYÜK ÇELİŞKİ: %12’YE KARŞI %88

Dernek, bireylere yönelik tasarruf çağrılarının asıl suçluları gizlediğini savundu. Toplam su kullanımının yüzde 69’unun tarımda, yüzde 19’unun sanayide gerçekleştiği, evsel kullanımın ise sadece yüzde 12 olduğu belirtildi.

Açıklamada madencilik sektörü, “hem yeraltı sularını çeken hem de ağır metallerle suları zehirleyen vampir bir sektör” olarak nitelendirildi.

ÇÖZÜM İÇİN “KOMÜNAL YÖNETİM” VE “RADİKAL DÖNÜŞÜM” TALEBİ

Kazdağı Koruma Derneği, su krizinden çıkış için hükümete ve yerel yönetimlere üç ana başlıkta talep iletti:

  • Su yönetiminde paradigma değişimi: Suyun “kaynak” değil “müşterek varlık” olarak kabul edilmesi ve şirket kârı yerine doğa ve toplum yararına “komünal” anlayışla yönetilmesi.

  • Tarımda modernizasyon: Vahşi sulamanın tamamen yasaklanarak damlama ve yağmurlama yöntemlerine geçilmesi, kuraklığa dayanıklı ve susuz tarım modellerinin teşvik edilmesi.

  • Endüstriyel kısıtlama: Enerji ve maden üretiminin halkın gerçek ihtiyaçlarına göre sınırlandırılması, kirletici özelliği yüksek termik santralların derhal kapatılması.

“KÜRESEL DAYANIŞMA AĞLARI KURMALIYIZ”

Açıklama, su mücadelesinin yalnızca yerel değil küresel bir sorun olduğu vurgusuyla sona erdi:

“Kazdağları’ndan Mezopotamya’ya, Bolivya’dan Hindistan’a uzanan dayanışma ağları kurarak su vampirlerine karşı birleşmeliyiz. Kuşların, ağaçların ve gelecek nesillerin hakkını sermayeye teslim etmeyeceğiz!”