Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Dünya Ormancılık Günü kapsamında yayımladığı bildiride Türkiye’deki orman varlığına ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. Dernek, ormanların “kereste deposu” veya “rant alanı” olarak görülmesine tepki gösterdi.
Açıklamada, Türkiye’nin orman varlığına dair resmi veriler ile uluslararası standartlar arasındaki uçuruma dikkat çekildi. Resmi rakamlara göre ülke yüzölçümünün yüzde 29,98’i orman olarak görünse de, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) standartlarına göre gerçek oranın yüzde 18 olduğu vurgulandı. Mevcut ormanların yaklaşık yarısının ise “kritik durumda” bulunduğu belirtildi.
BİR BELGRAD ORMANI KADAR ALAN SINIR DIŞINA ÇIKARILDI
2018 yılından bu yana uygulanan politikaların ormanları parçaladığına değinilen açıklamada, son 6 yılda yaklaşık 50 milyon metrekare (bir Belgrad Ormanı büyüklüğünde) alanın orman sınırı dışına çıkarıldığı kaydedildi.
İklim kriziyle mücadelenin anahtarı olan ormanların karbon yutak kapasitesinin, 2017’deki 100 milyon tondan 84 milyon tona gerilediği ifade edilen açıklamada, ormanlar sermayenin insafına bırakıldığı sürece hükümetin “2053 Net Sıfır” hedefinin bir söylemden öteye geçemeyeceği hatırlatıldı.
MADENCİLİK VE ENERJİ KUŞATMASI
Ormanların sadece ağaç topluluğu değil, su varlıklarının teminatı ve devasa bir ekosistem olduğunun altı çizilirken; madencilik, enerji, altyapı ve turizm projelerinin yarattığı tahribata eleştiriler yöneltildi. Ormanların iklimin sigortası olduğu hatırlatılarak, vahşi yangınların ve yanlış yönetim politikalarının bu sigortayı iflasın eşiğine getirdiği ifade edildi.
KURTULUŞ İÇİN 5 MADDELİK REÇETE
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, ormanları korumak için şu çözüm önerilerini sıraladı:
-
Ormanlar enerji ve madencilik yatırımlarına tamamen kapatılmalı.
-
Ormancılık dışı tahsislere (turizm, imar vb.) son verilmeli.
-
“Özelliğini yitirdi” gerekçesiyle alanlar orman dışına çıkarılmamalı; bu alanlar rehabilite edilmeli.
-
Endüstriyel kereste üretimi sınırlandırılmalı.
-
Ekolojik öncelikli, korumacı politikalara derhal geri dönülmeli.
Açıklama, “Doğanın çıkarı, sermayenin kârından üstündür!” sloganıyla sona erdi.