Kadın Zamanı Derneği, 6 aylık Kadın Danışma Merkezi Faaliyet Raporu’nu yayınladı. 1 Şubat ila 31 Temmuz 2022 tarihlerini kapsayan raporda, çarpıcı veriler elde edildi. Raporda, 6 aylık süreçte danışanlarla bire bir yapılan görüşmelerde ve telefon üzeri destek taleplerinde kadınların hukuki ve psikolojik desteğe erişmekte oldukça zorlandığı tespitine yer verildi.

Rapor sürecinde kadının beyanı esas alınarak, detaylı görüşmeler yapıldığı belirtilerek, yapılan başvurularda öncelikli talebin psikolojik destek olarak belirlendiği kaydedildi. Raporda, konuya dair “Psikolojik desteğe kadınlar tarafından öncelikli olarak ihtiyaç duyulması hem şiddetin tanımlanması hem de şiddet döngüsünden çıkabilmek için gerekli psikolojik iyiliği sağlama isteğiydi” değerlendirilmesi yapıldı.

“KADINLARDAN TEDBİR TALEBİ “

Hukuki destek için merkeze başvuran kadınların ise öncelikli olarak 6284 Sayılı Kanun’dan doğan koruma tedbirlerinden faydalanmayı talep ettikleri kaydedilen raporda, “Boşanma davası açmak isteyen kadınların da öncelikli talebinin koruma tedbiri olduğu, gerekli koruma sağlanmaksızın boşanma davası açmak istemedikleri görüldü. Nitekim hukuki destek taleplerinde kadınların adalete erişimlerinin oldukça zor olduğu görüldü; kadınlar kamu kurumlarından gerekli bilgi ve desteği alamadıklarını ifade etti” denildi.

“EKONOMİK DESTEK BAŞVURULARI”

Ekonomik destek için başvuru yapan kadınların ise çoğunlukla geliri olmayan ve kamu kurumlarının maddi destek hizmetlerinden faydalanamamış kadınlar olduğuna yer verilen raporda, özellikle 6284 Sayılı Kanun kapsamında il ve ilçe mülki amirliklerine yaptıkları başvurulardan hızlı cevap alamadıkları, ekonomik destek sağlanmadığı takdirde şiddete maruz kaldıkları evden ayrılma konusunda zorluk yaşadıkları, verilen ekonomik desteğin günümüz koşullarına göre düşük olduğu aktarıldığı belirtildi.

“DAYANIŞMA GÜÇ VERİYOR”

Sosyal destek taleplerine dikkat çekilen raporda, kadınların şiddet faillerinden şikayetçi oldukları, dosyalara ilişkin sosyal destek taleplerinin ana motivasyonunun dayanışmanın yargılama pratiklerine ettiği etki olduğu kaydedilerek, “Bu durum, yargının tek başına tarafsız ve adil biçimde ilerleyişine yönelik duyulan kaygıyı dile getirse de kadınların dayanışmaya bu alanda da güven duyduğunu gösterdi” denildi.

“SIĞINAKLARA BAŞVURMAK İSTEMİYORLAR”

6 aylık sürede kadınların en az talebinin sığınak olduğu belirtilen raporda, kalacak yeri olmayan kadınlar için kamu kurumları tarafından sağlanan sığınak hizmetlerinin yetersiz ve koşullarının kötü olduğuna ilişkin genel bir kanaat tespit edildiğine yer verildi. Raporda, konuyla ilgili şunlar yer aldı:  “Kadınlar, ŞÖNİM tarafından sağlanan sığınak hizmetlerine ilişkin prosedür hakkında ve sığınaklara çocukların kabulü konusunda bilgi sahibi olmadıkları, bu nedenle sığınaklara başvurmakta çekince yaşadıklarını ifade etti.”

“DİL SORUNU”

Başvurularda anadili Kürtçe olan kadın sayısının yoğunlukta olduğuna dikkat çekilen raporda, konuya dair şu tespit yapıldı: “Anadili Kürtçe olan kadınlar, kadına yönelik şiddet konusunda etkin destek alabilecekleri bir hat bulunmamakla birlikte, materyallere erişimlerinin de oldukça kısıtlı olduğunu ifade etti. Dil sorunu yalnızca şiddetle mücadelede değil, kadınların sağlığa, eğitime, bilgiye erişimlerinde de önlerinde bir engel olarak durmakta. Kadın sağlığına ilişkin bilgi alamayan Kürt kadınların bedenleriyle ilişkileri gelişmemekte, sağlık problemlerini ifade edememektedir. Aynı şekilde şiddete uğrayan kadınlar, karakol, savcılık ve mahkemede kendilerini ifade etmekte zorluk yaşamakta, çevirmen hizmetinden faydalanamamaktadır. Bu nedenle derneğimiz anadil desteğine ihtiyaç duyan kadınlarla Kürtçe görüşmeler gerçekleştirmiş gerek şiddet deneyimlerini aktarırken gerekse de farklı alanlarda bilgi taleplerini anadillerinde dinleyerek destek vermiştir.”

ŞİDDET GÖREN KADINLAR SUÇLANIYOR

Raporda, ayrıca danışma merkezine başvuran kadınların şiddet deneyimini aktarırken ciddiye alınmama kaygısı taşıdığı gözlemlendiği belirtilerek, bunda kamu kurumlarının kadınlara yönelik suçlayıcı veya ciddiye almayan tutumlarının sebep olduğunun altı çizildi. Raporda, “Hukuki mekanizmalar bağlamında danışma merkezi deneyimimiz, kadına yönelik şiddetle mücadele alanında çalışan kamu personelinin bu alanda eğitimli, şiddeti ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini tanımlayabilmesinin, eşitliği temel alması ve şiddete müsamaha göstermemesinin, şiddete uğramış kişilerle görüşme yapma konusunda yetkin olmasının kanunlar ve yasal koruma mekanizmaları kadar önemli olduğunu tekrar gösterdi. Yasanın varlığı kadınlar için bir koruma sağlasa da yasayı uygulayanların toplumsal cinsiyet eşitliği fikrine olan mesafesi kadınların şiddet döngüsünden çıkabilme imkanlarının temel belirleyicisidir” ifadeleri yer aldı.

YÜZDE 47,6’Sİ PSİKOLOJİK DESTEK İSTEDİ

Rapora göre, merkeze başvuran kadınların yüzde 47,6’si psikolojik, yüzde 23,8’i hukuki, yüzde 4,8’i sosyal, yüzde 14,3’ü sığınak ve yüze 9,5’i de ekonomik destek talebinde bulundu.