İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Pakistan arabuluculuğunda İslamabad’da iki hafta sürecek bir müzakere sürecinin başlatılacağını kamuoyuna açıkladı. Yapılan resmi duyuruda, söz konusu görüşmelerin en geç 15 gün içerisinde neticelendirilmesinin hedeflendiği ve bu yolla sahadaki askeri kazanımların siyasi bir zemine oturtulmasının amaçlandığı belirtildi.
İSRAİL VARLIĞININ SALDIRGANLIĞINA KARŞI TARİHİ BİR YENİLGİ
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi tarafından paylaşılan yazılı açıklamada, ABD ile Pakistan aracılığıyla yürütülecek diplomatik temasların çerçevesi çizildi. Tahran yönetiminin müzakerelere temel teşkil etmek üzere hazırladığı ve on maddeden oluşan planda; Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişin İran Silahlı Kuvvetleri ile koordineli olarak teminat altına alınması, ABD muharebe güçlerinin bölgedeki tüm üs ve konuşlanma noktalarından çekilmesi, uygulanan birincil ve ikincil yaptırımların tamamının kaldırılması gibi hususlar yer aldı. Ayrıca dondurulmuş haldeki tüm İran varlıklarının serbest bırakılması ve ülkeye tazminat ödenmesi talepleri de metne dahil edildi. Bu şartların Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından alınacak bağlayıcı bir kararla uluslararası hukuki bir kimlik kazanması gerektiği vurgulandı.
İran’ın dini lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney’in talimatları doğrultusunda ve konseyin onayıyla hareket edildiği ifade edildi. Sahadaki askeri üstünlüğün siyasi alanda pekiştirilmesinin amaçlandığı kaydedilen açıklamada, düşman olarak nitelenen tarafın İran’ın meşru taleplerini kabul etmesi üzerine İslamabad’daki görüşmelerin kararlaştırıldığı belirtildi. Konsey, sürece ilişkin değerlendirmesini içeren duyuruda ayrıca şunları kaydetti:
“Onurlu İran halkı şunu bilmelidir ki, evlatlarının mücadelesi ve sahadaki tarihi varlığı sayesinde, düşman bir aydan fazladır İran'ın ateşini ve şiddetli direnişini durdurmak için yalvarıyor; ancak ülke yetkilileri, başından beri hedeflerin gerçekleştirilmesine kadar savaşın devam etmesini öngören bir karar nedeniyle, bu taleplerin tümünü reddetmişlerdir ve savaş, bugün kırkıncı gününe kadar devam etmiştir. Ayrıca İran, ABD Başkanı'nın sunduğu süre uzatımlarını şimdiye kadar defalarca reddetti ve düşmanın belirlediği hiçbir süreye önem vermediğini sürekli olarak vurguluyor. Bugün büyük İran halkına, savaşın hedeflerinin çoğunun neredeyse gerçekleştirildiğini ve cesur evlatlarınızın düşmanı tarihi bir çaresizliğe ve kalıcı bir yenilgiye sürüklediğini müjdeliyoruz. Halkın tam oybirliğiyle desteklenen İran'ın tarihi kararı, büyük başarıları kalıcı hale getirmek ve İran'ın gücü ile egemenliğinin ve Direniş Ekseni'nin tanınmasına dayanan yeni güvenlik ve siyasi dengeleri bölgede tesis etmek için, gerekli olduğu sürece bu mücadeleye devam etmektir.”
Pakistan Başbakanı’nın, ABD tarafının sunulan ilkeleri müzakerelerin temeli olarak kabul ettiğini ve İran halkının iradesine boyun eğdiğini Tahran’a bildirdiği aktarıldı. Müzakerelerin 10 Nisan Cuma günü başlayacağı ve Tahran yönetiminin bu süreç için iki haftalık bir süre öngördüğü bildirildi. Açıklamanın sonunda askeri teyakkuzun süreceği ifade edilerek şu bilgilere yer verildi:
“Amerikan tarafına karşı tam bir güvensizlik ortamında, bu müzakereler 21 Farvardin Cuma günü İslamabad'da başlayacak ve İran bu müzakereler için iki haftalık bir süre ayırdı; bu süre, tarafların mutabakatıyla uzatılabilir. Bu süre zarfında tam bir ulusal birliğin korunması ve zafer kutlamalarının güçlü bir şekilde sürdürülmesi şarttır. Bu müzakereler ulusal müzakerelerdir ve sahadaki mücadelenin devamıdır. Tüm halkın, seçkinlerin ve siyasi akımların, Devrim Lideri ve rejimin en üst düzey yetkililerinin gözetiminde yürütülen bu sürece güvenmesi, onu desteklemesi ve bölünmeye yol açacak her türlü açıklamadan kesinlikle kaçınması gereklidir. Eğer düşmanın sahadaki teslimiyeti müzakerelerde belirleyici bir siyasi başarıya dönüşürse, bu büyük tarihi zaferi hep birlikte kutlayacağız; aksi takdirde, İran halkının tüm talepleri yerine getirilene kadar omuz omuza savaşmaya devam edeceğiz. Parmaklarımız tetikte ve düşmanın en ufak bir hatası bile kararlı ve güçlü bir yanıtla karşılanacaktır.”





